Köşe Yazısı

Bulunmaz Hint Kumaşı  

Nazım Peker
Nazım Peker
3 dk Sesli Dinle 0

​Dilimize giren ve oldukça sık kullandığımız bu deyim nedir, nereden gelmiştir hiç merak ettiniz mi? Biraz araştırdım ve sizler için buldum ve paylaşıyorum.
​“Bulunmaz Hint Kumaşı” anladığımız haliyle eşsiz, nadir bulunan, çok kıymetli, çok değerli, paha biçilemez anlamlarına gelen güzel ve anlam dolu bir deyimdir.
​Deyim nereden geliyor, ne zaman kullanılır olmuştur?
​Bildiğiniz gibi İngiltere, geçmişte; güneş batmayan bir ülke olarak anılır ve bilinirdi. Dünyanın her yerinde bolca sömürdüğü sömürgeleri vardı. Bunlardan birisi de Hindistan idi.
​Hindistan 1612’de British East İndia Company aracılığıyla İngiltere hakimiyetine girdi. Şirket 17. Yüzyıl boyunca ülkenin önemli şehirlerinde ticaret merkezleri kurdu.
​Bu şirket, Hindistan’ın yeraltı zenginlikleri olan Demir, kömür ve diğer madenlerin işletilmesiyle birlikte pamuk, çay ürünlerini de işletmeye ve sömürmeye başladı. Çünkü bu zenginlikler Hindistan’da oldukça çoktu.
​Şirket bu sayede öylesine zenginleşti ki 1757 yılına gelindiğinde adeta bir devlete dönüşmüştü.
​İngilizlerin düzenli ve donanımlı orduları karşısında, küçük Hint prenslikleri bir bir düşerek egemenliklerini kaybettiler.
​Böylece bıçağının iki tarafıda kesen Britanya 1803 yılına gelindiğinde Pencap bölgesi hariç ülkenin tamamını sömürgeleştirdi.
​Pamuk üretimi ve ticareti oldukça kazançlı bir sektördü. Hindistan’ın bereketli topraklarında ucuz iş gücüyle üretilen pamuklar, gemilerle İngiltere’ye götürülüyor ve kumaşa dönüştürülüyordu.
​Kapitalist İngiltere, “Tarlanın taşı ile tarlanın kuşunu vuracaktı”
​İngiltere’de kumaşa dönüştürülen Hindistan pamukları, yine Hindistan’a pazarlanması planlanmıştı.
​Ne var ki evdeki hesap çarşıdakine uymadı, büyük bir hayal kırıklığı yaşanmıştı.
​Hintliler İngiliz kumaşını bir türlü beğenmemişlerdi. Daha pahalı olmasına rağmen elde dokunan yerli ve milli Hint ürünlerini almayı tercih ediyorlardı.
​Hindistan’da bir türlü İngiliz kumaşları istenen şekilde satılmıyordu.
​Bir şeyler yapılmalıydı.
​Peki, ne yapılmalıydı?
​Barbarlık burada devreye alındı, şeytani bir plan devreye sokuldu.
​El tezgahlarında kumaş dokunmasını engellemek adına; Hintli çarkçıların parmakları kestirildi. Düğüm atmalarını yapamamaları için de özellikle: başparmakları kestirildi. Öğrendiğime göre eli ve kolu kesilenler bile varmış.
​Sevgili okurlarım! Bu kesme işi üç-beş kişi değil, 100 bine yakın Hintli bu barbarlığa ve caniliğe kurban gitmişti.
​Böylece çok meşhur olan el dokuması:
​Hint kumaşı birdenbire piyasadan yok olup çekilmişti.
​Bu pazar kime kalmıştı?
​Zalim İngilizlere.
​İşte 18. Yüzyılın ikinci yarısında Hint kumaşının birdenbire ortadan yok olması üzerine:” Bulunmaz Hint Kumaşı” nadir, eşsiz, değerli ve az bulunur eşya ve nesneler için kalıplaşmış bir deyim haline gelmiştir.
​Ne yazık ki “Aç Gözlü Kapitalizm” bir kez daha kazanmıştı.
​Onun için diyorum ki: Her şey Türk için, Türk tarafından olmalı, Türk’e göre olmalı.
​Esen kalınız.                                             Eğitimci-Yazar. Nazım PEKER

Bu Yazıyı Paylaş