Güçlü devlet bağımsız yargı ile mümkündür
Devlet dediğimiz aygıtı doğuran toplumun güvenlik ihtiyacıdır. İnsanlar güven içinde olduklarını hissettiklerinde meziyetlerini ortaya koyarlar. Sanat, edebiyat ancak güvenli bir ortamda gelişir. Konuşamayan, baskı altında olan bir toplumu vehimler yönetir. Hep muhayyel tehlikelerin beklentisi içinde olur,içe kapanırlar. Böyle toplumlar, enerjilerini gücü kutsamak ve alkışlamaya harcarlar.
Güvenlik ihtiyacı ancak adaletle sağlanır. Yargının doğru işlediği yerlerde devlet/ millet rabıtası son derece güçlüdür. İnsanlar bu güven ortamını kaybetmemek için devlete sımsıkı bağlanırlar. Vergilerini verir, askere çağrıldıklarında koşarak giderler. Ölümü şehitlik, kalımı gazilik olarak görürler. Ama yargı mekanizması doğru çalışmıyorsa devletle vatandaş arasındaki bağ zayıflar, zamanla kopar hale gelir. Artık kimse ölüme şehadettir diye koşmaz. Devlet imkanlarından kim yararlanıyor, onu kim sömürüyorsa fedakarlığı da onlar yapsın, der.
Son yıllarda bu ülkede yargıya güven büyük oranda yara aldı, adalet siyasetin belirleyicisi olmaktan çıktı, siyaset yargı mekanizmasını belirler hale geldi. Yargının makası bazılarını keserken diğer bazılarını korudu. Siyaset, adaletin yolundan yürüyeceğine adalet siyasetin patronajında yürümeye başladı. Kamuoyu araştırmalarında yargıya yönelik güvensizlik işte bu çizgi değiştirme sonucu oluştu.
Demokratik bir devletin birincil kriteri yargı bağımsızlığı ve hukukun üstünlüğüdür. Bağımsız olmayan bir yargı siyasetler üstü olamaz çünkü. Son yıllarda kaybedilen budur! Tek başına faili meçhul dosyaları üzerinden yargıya yönelik güvensizlik izale edilemez. Üstelik bunun ne kadar adalet arayışı ne kadar adalet gösterisi olduğu tartışmalıdır. Adalet gösterisi altında da adaletsizlikler yapılabilir.
Güçlü devlet, adalet dağıtarak milletinin desteğini arkasına alan devlettir. Medya manipülasyonları ile bir milleti ebediyen uyutmak mümkün değildir. Güç sahiplerini denetleyen bir yargı olsaydı fon krizi rezaleti yaşanabilir miydi? Tek gözlü bir yargı ile toplumun güvenlik ihtiyacı giderilemez. Bu da devletin giderek milletsizleşmesi demektir. Güçlü devlet için önce güçlü ve bağımsız bir yargı olmalı,yargı siyasetin girdabından kurtulmalı, kurtarılmalıdır.
