Patent Sistemi Koruma mı Sağlıyor, Haksız Tekel mi Oluşturuyor?
FİKRİ ve SINAİ haklar alanında, özellikle usul ve üretim prosesi içeren patent ve faydalı model ihtilaflarında, yargısal değerlendirmelerin teknik gerçeklikten uzaklaşması ciddi sorunlara yol açmaktadır. Özellikle sanayi ve üretim sektöründe yaşanan birçok uyuşmazlıkta olayın teknik boyutunun tam olarak analiz edilememesi; hem hukuki güvenliği zedelemekte hem de üretim yapan sanayicileri ciddi risklerle karşı karşıya bırakmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu kapsamında patent ve faydalı model korumalarının temel amacı, buluş sahibine tekel hakkı tanımaktır. Bu durum yalnızca bir ayrıcalık değil, aynı zamanda gerçek buluş sahibini korumaya yönelik yasal bir zorunluluktur. Ancak uygulamada, bu sistemin amacından uzaklaştırıldığı örneklerle sıkça karşılaşılmaktadır.
Özellikle bazı sanayicilerin, yurt dışı ziyaretlerinde gördükleri bir ürünü ülkeye döndükten sonra birebir üretip bunun tescilini almaya çalıştıkları görülmektedir. Oysa Türkiye’de daha önce bulunmayan bir ürünün ülkeye getirilmesi tek başına “yenilik” anlamına gelmez. Bu durum ancak bir inovasyon veya adaptasyon olarak değerlendirilebilir. 6769 sayılı Kanun kapsamında korunabilirlik için gerekli olan temel unsur; teknik anlamda yenilik içermesi ve buluş basamağının aşılmış olmasıdır.
Eğer mevcut ürün üzerine teknik katkı sağlayan yeni bir geliştirme yapılmışsa, ancak o noktada koruma gündeme gelebilir. Aksi durumda yenilik kriterinin sağlanamaması söz konusu olur. Bu tür tesciller, uygulamada bazen teknik olarak çok sınırlı koruma sağlamasına rağmen piyasada geniş bir tekel algısı oluşturabilmektedir. Bu durum ise haksız rekabet ortamı yaratmaktadır.
Bir diğer önemli konu ise üretim prosesi, yani usul patentleridir. Usul patentlerinde korunan unsur doğrudan ürün değil, ürünün elde edilme yöntemidir. Burada üretim aşamaları belirli bir sıra ve teknik bütünlük içerisinde tarif edilir. Bu nedenle aynı ürün, farklı üretim yöntemleriyle de elde edilebilir. inceleme elde edilen ürün çıktısı değil, üretimin sırası olması gerekir. Dolayısıyla ihtilaf halinde yapılacak teknik incelemenin son derece hassas yürütülmesi gerekmektedir.
Patent hukukunda koruma kapsamını belirleyen temel unsur ise istemlerdir. Patent istemleri bağımsız ve bağımlı istemler şeklinde düzenlenir. İstemlerde yer almayan hiçbir unsur korumadan yararlanamaz. Özellikle bağımsız istemin yenilikten yoksun olması halinde, ona bağlı istemlerin de hukuki anlamda ayakta kalması mümkün değildir.
Bu nedenle özellikle usul ve üretim prosesi içeren patent ve faydalı model uyuşmazlıklarında verilen kararların; teknik analizler, uzman incelemeleri ve yüksek yargı içtihatları doğrultusunda değerlendirilmesi büyük önem taşımaktadır.
Aksi halde gelişime açık sanayimizin büyümesi, yeni ürünlerin ortaya çıkması ve gerçek buluş sahiplerinin korunması zarar görecektir. Daha da önemlisi; kötü niyetli kişiler, patent sisteminin sağladığı tekel hakkını bir baskı aracına dönüştürerek haksız menfaat elde edebilecektir.
Bu durum yalnızca sanayicilerin değil, aynı zamanda yargıya duyulan güvenin de zedelenmesine neden olmaktadır.
Patent sistemi; üretimi durdurmak için değil, gerçek yeniliği korumak için vardır. Bu nedenle hukukçulara, bilirkişilere, patent ofislerine, teknik uzmanlara ve yargı makamlarına önemli sorumluluklar düşmektedir.
Mehmet TAŞAR
Yüksek Adli Bilimler Uzmanı
Yazarın Diğer Yazıları
- Sülün Osman’dan Fonlara: Değişen Dekor, Aynı Tuzak
- Suç Mahallinden Dijital Hafızaya: Adli Bilimlerin Yeni Delil Düzeni!..
- Aile İçi Sahneleme ve Delil Manipülasyonu Şüphesi: Olay Yeri Gerçeği Söyler mi?
- Güzel Anılarınız Kötü Niyetli Kişilerin Malzemesine Dönüşmesin!..
- Bir İyiliğin Bedeli Yıllar Olabilir!..
- Delilin Dili: Siz Susun, Deliliniz Konuşsun!..
- Sahteyle Mücadele Ederken Vatandaşı Mağdur Etmeyelim!..
- Kolay Kurulan Şirketler, Zor Yıkılan Suç Düzenleri
Yorumlar
- Sevda onur
Emeğine kalemine sağlık hocam
