Saray, Türkiye’yi fiili bir olağanüstü hal karanlığına sürüklüyor
Arzu Güven yazdı: Saray, Türkiye’yi fiili bir olağanüstü hal karanlığına sürüklüyor
İstibdat el yükseltiyor.
Yargı makamları malumun sekreteryasına dönüşürken, mahkemeler AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kişisel beklentilerinin takipçisi olmuş durumda . Aksi hallerde yargıçların “tenzil-i rütbe’ye” uğradığını biliyoruz.
AKP’de Yargı Rahatsızlığı Sesleri Yükseliyor
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğuna dair : “Erdoğan kendine darbe yaptı” diyen eski AKP Milletvekili Hüseyin Kocabıyık, röportajından bir gün sonra tutuklanmıştı. 16 Aralık'ta hakim karşısına çıkacak.
Hüseyin Çelik Fatih Altaylı’ya verilen 4.2 yıllık mahkûmiyet kararını şu sözlerle eleştirdi:
“Ağır konuşsalar bile, muhalif gazeteci ve siyasetçilerin hapse konulduğu bir ülke, kontrol ve denge mekanizmalarını yitirmiş demektir.”
Hukuk çevreleri mahkumiyet hükmüyle birlikte ‘kaçma şüphesiyle ‘ tutukluluk halinin devamına karar verilmesinin açıklanabilir yanı olmadığını vurgularken ,Fatih Altaylı; 310/2’den dosya tanzim edilen ikinci kişi.
İlk Kurban Mümtaz Türköne !
Kendisini sevmesem de konu hukuk olunca özneden bağımsız değerlendirmek zorundayım. Türköne 2016’da yazdığı köşe yazısıyla 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmış ve karar İstinaf Mahkemesi’nde onananınca cezayı bilfiil yatmıştı .
Ve Fatih Altaylı Davası’nda Aynı Strateji!
310/2. madde verilecek ceza için “beş yıldan az olamaz” diyorsa da mahkeme Fatih Altaylı’nın cezasını iyi hâl indirimiyle 4 yıl 2 aya düşürdü. Altaylı’nın hukukî mücadelesini sınırlandıran bu “kötü niyetli” hesapla dosyanın Yargıtay denetiminin yolu kapanmış oldu ! Yaşanan durumun pratik sonuçlarını hukukçular yorumlasın.
Bir kişinin , tarihi bir örnekten yola çıkarak söylediği sözler sebebiyle “Fiili Saldırı” suçunun oluşması da mümkün oldu .
Savcılığın davetiyle İspanya tatilini yarıda kesip Türkiye’ye dönen Altaylı’yı mahkeme “kaçma şüphesi” var diyerek 4 yıl 2 ay hapis cezası verip tutukladı. İfade ve basın özgürlüğüne bir kelepçe daha vuruldu.
Mahkemeler siyasi düelloya sahnesi değildir….
Oysa Türkiye’de yüzlerce Dreyfus var…
Ama bir tane Emile Zola yok !
Kürt Kardeşimi PKK’dan APO’dan Ayıramayanlar İmralı’dan Barış Getirecekmiş ?!
Halk ekonomik soykırımla, adaletsiz düzende can çekişirken Devlet Bahçeli ve ortağının kirli ihtiraslarıyla meşgulüz!
Gazeteci haber yaptığı için, avukat savunma hakkını kullandığı, siyasetçi muhalefet ettiği için tutsak ama narkoterörist Apo ‘dan medet ve menfaat umuyorlar. 24 Kasım Öğretmenler Günü’nde APO’nun ayağına giderek, Türk Milleti’nin gönül evini talan ettiler.
İlahili Dinler Arası Diyalog
28 Kasım Cuma ! Papa 14. Leo İznik Konsili’nden 1700 yıl sonra İznik'te Fener Rum Kilisesi Başpapazı Bartholomeos ile “Ekümenik Dua Ayini” düzenledi.
İznik’te, hristiyan tarihinde klise hiyerarşisinin temellerinin atıldığı yerde , Batılı Katolik dünyasını temsil eden Papa ile Doğu Rum Ortodoks Patriği, bin sene sonra buluşması, Lozan’ın dini statü hükümlerine yönelik bir mesajdır.
Bu stratejik aklın seçilmiş takvim ve sembollerle tarihsel miras üzerinden modern bir diplomatik pozisyon arayışı içinde olduğunu okumak zor değil.
Şüpheye düşen , tarihin sessiz tanığı KİN KAPISI’na baksın !
Başbuğ Atatürk’ün dostu Papa Eftim'i vardı.
Bunların ise Papa Leoları var.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi Vatikan Devlet Başkanı Amerikalı Papa 14. Leo’yu “Tala’al Bedru Aleyna” ilahisiyle karşıladı.
Çalgılar eşliğinde 4’ü saçı açık olan 5 kadının Papa ile uyumlu beyaz uzun entari ile söylediği ilahiyi dinlerken duygulanan protokolden Fırst Lady Emine Erdoğan …
Sürreal Tablo gibi!
Hicret sonrası Hz.Muhammed’in Medine’ye girişi ile özdeşleşmiş ilahinin Türkçe sözleri şöyle:
"Ey bizden seçilen elçi
Yüce bir davetle geldin
Sen bu şehre şeref verdin
Ey sevgili, hoş geldin ..."
Gerekirse Papaz Elbisesi Giyerim Dememiş Miydi?!
