Tanrı Dağı’na Değil, Yarenler Dağı’na
Geçtiğimiz Cuma sabah saat 05.00’te yola koyulduk. Kemal Tahir düştü aklıma…
İlk romanı “Sağır Dere” ve ardından “Körduman’ı” Çankırı Hapishanesi’nde yazmıştı. Hem ne mahpusluk…Koğuş arkadaşı Nazım Hikmet! Devletin "Komünizm yoluyla askeri isyana tahrik ve teşvik" suçlamasıyla tutukladığı, İsa’ya da Musa’ya yaranamamış Tahir!
Güçlü romancıların gözlem derinliğini değme psikoloji romanlarında okuyamazsınız .Yazar, köylü kurnazlığına sözünü sakınmadan ayna tutmuş bir dil ustasıdır. Söveni de seveni de fazladır…
Ben 2’nci kategorideyim.
Ne diyordum…
Tan atarken başlayan keyifli seyrimizle, 09.30 sularında Çankırı’ya ulaşıyoruz. Alaeddin Keykubat dönenimde Vali Cemaleddin Ferruh tarafından 1235 yılında inşa edilen Şifahane ve 1242 yılında inşa edilen Darülhadis, yüksek bir tepeden şehri selamlıyor.
Osmanlı’dan çok daha az hüküm süren Selçuklu’nun mimari eserlerinin ihtişamı beni hep etkilemiştir. Nevzat Ayaz Sosyal Bilimler Lisesi bünyesinde faaliyet gösteren SBL Fikriyat Düşünce ve Tahlil Topluluğu’nun düzenlediği Çankırı Konfederasyonu Genel Başkanı Kaptan Mustafa Can’ın “Liderliğin Ufuk Çizgisi” kitabından anlatımlarla gerçekleştireceği söyleyişi için salona doğru yürüyoruz.
“Taş Mescid” olarak da bilinen ilk dar'ül hadisin merdivenlerinden çıkarken bizi kapıda karşılayan öğrencilerin heyecanı görülmeye değer. Geleceğin sahiplerine kocaman sarılma arzusuyla mekana süzülürken, salonun güzelliği de göze çarpıyor…Ve kalabalık coşkulu bir gençlik.
Her biri alkış yuvası
Masumiyet müzesi.
Kaptan Mustafa Can’ı dinlemek için yerlerimizi alıyoruz .
Devamı yarın …
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alptekin sar
Çankırı‘yı hiç böyle güzel düşünmemiştim muhakkak gideceğim
