Sınırsız Güç

Yayınlanma : 17 Eylül 2026 14:02

Siyasette sınırlandırılmamış güç, zamanla sınırsız bir güce dönüşebilir. Sınırsız güç ise yalnızca siyasetin değil, devlet düzeninin, hukuk sisteminin ve toplumdaki adalet duygusunun da karşı karşıya kalabileceği en ciddi tehlikelerden biridir.

Ben, demokratik bir devlet düzeninde hiçbir makamın ve hiçbir siyasi gücün hukuk karşısında sınırsız yetkiye sahip olmaması gerektiğine inanıyorum. 

Gücün sınırlandırılması, kişilere veya dönemsel siyasi tercihlere bırakılabilecek bir mesele değildir. Bunun güvencesi; Anayasa, bağımsız ve tarafsız yargı, TBMM'nin denetim yetkisi, siyasi partiler mevzuatı, özgür basın, demokratik kurumlar ve etkin denetim mekanizmalarıdır.

Çünkü demokrasinin özü yalnızca seçim yapmak değildir. Demokrasi aynı zamanda iktidarın nasıl kullanılacağını, hangi sınırlar içinde kalacağını ve kime karşı hesap vereceğini belirleyen bir hukuk düzenidir.

Devlet ve fert ilişkisi yeniden düşünülmelidir. Devlet ile fert, kamu gücü ile birey arasındaki ilişki; üstünlük ve ayrıcalık anlayışı üzerinden değil, hukuk ve eşit yurttaşlık ilkesi üzerinden kurulmalıdır.

Bir insanın ekonomik durumu, makamı, mevkii, serveti, mesleği, siyasi görüşü, mensubu olduğu parti, dili, dini, mezhebi, eğitim düzeyi, cinsiyeti veya medeni durumu; hukuk karşısındaki hak ve yükümlülüklerinin belirleyicisi olmamalıdır.

Zengin için başka, fakir için başka; güçlü için başka, güçsüz için başka; iktidara yakın olan için başka, iktidardan uzak olan için başka bir hukuk anlayışı demokratik devlet düzeniyle bağdaşmaz.

Hukuk devletinin temel ölçüsü tam da burada ortaya çıkar:

Hukuk, gücü elinde bulunduranı da güçsüz olanı da aynı ölçüde bağlayabiliyor mu?

Eğer cevap evetse, orada hukukun üstünlüğünden söz edebiliriz. Değilse, yazılı kuralların varlığı tek başına yeterli değildir.

Kanun devleti başka, hukuk devleti başkadır. Üzerinde özellikle durulması gereken bir başka konu da şudur:

Kanun yapmak, tek başına hukuk devleti olmak anlamına gelmez.Bir ülkede çok sayıda kanun bulunabilir. Ancak hukuk devleti olabilmek için kanunların da Anayasa'ya, temel hak ve özgürlüklere, hukukun evrensel ilkelerine ve adalet anlayışına uygun olması gerekir.

Başka bir ifadeyle, devlet yalnızca kanunlara uyan bir devlet değil; kanun koyarken de hukukla bağlı olan bir devlet olmalıdır.

Çünkü çoğunluğun iradesi önemlidir; fakat demokratik hukuk düzeninde çoğunluğun iradesi dahi sınırsız değildir. Demokrasi, çoğunluğun yönetme hakkıyla birlikte azınlığın ve bireyin temel haklarının güvence altında tutulmasını da gerektirir.

Bu nedenle Anayasa'nın amacı yalnızca devletin nasıl yönetileceğini düzenlemek değil, aynı zamanda devlet gücünü sınırlandırmak ve bireyi kamu gücünün keyfî kullanımına karşı korumaktır.

Güç denetlenmezse, hukuk zayıflar

Siyasi iktidarların değişmesi demokrasinin doğal sonucudur. Ancak asıl mesele, iktidarın kimde olduğundan daha önemlisi, iktidarın hangi kurallar içinde kullanılabildiğidir.

Bugün güçlü olanın yarın muhalefette, bugün muhalefette olanın yarın iktidarda olabileceği unutulmamalıdır.

Bu nedenle demokratik kurumlar belirli kişi veya siyasi hareketlerin değil, toplumun tamamının güvencesidir.

TBMM'nin etkin denetimi, yargının bağımsızlığı, özgür ve çoğulcu basın, şeffaf kamu yönetimi, hesap verebilirlik ve kuvvetler ayrılığı; iktidarı zayıflatmak için değil, devleti güçlendirmek ve vatandaşın devlete olan güvenini korumak için vardır.

Son söz

Devlet güçlü olmalıdır; ancak hukuk karşısında sınırsız değil, hukukla sınırlandırılmış bir güç olmalıdır.

Siyaset güçlü olabilir; ancak demokratik denetimden muaf olamaz.

Çoğunluk yönetebilir; ancak temel hak ve özgürlükleri yok sayamaz.

Kanun çıkarılabilir; ancak kanun da hukukun ve Anayasa'nın sınırları içinde kalmalıdır.

Çünkü gerçek anlamda güçlü devlet, vatandaşından korkan veya vatandaşını baskı altında tutan devlet değil; kendi gücünü hukukla sınırlandırabilen devlettir.

Gerçek demokrasi ise yalnızca sandıkta başlayan bir süreç değildir. Sandıktan sonra da devam eden; hukukun üstünlüğü, eşit yurttaşlık, özgürlük, adalet, denetim ve hesap verebilirlik üzerine kurulu sürekli bir yönetim anlayışıdır.

Ve belki de bütün meselenin özeti şu cümlede saklıdır:

Gücü sınırlamak devleti zayıflatmaz; hukuka bağlı bir devlet, gücünü sınırlayabildiği ölçüde güçlüdür.

 

Adnan Hazır

Yorum Yaz
  • UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.