Köşe Yazısı

The futbol…

Vedat Çakıroğlu
Vedat Çakıroğlu
2 dk Sesli Dinle 0

Adı bile İngilizceden gelme “ayak topu”.

Bir büyük endüstri, belki de sağlıktan bile ekonomik olarak daha büyük.

Benim şahsi fikrim, futbolun köklerinin Roma'daki gladyatör müsabakalarına dayandığıdır.

Futbolun insanları büyüleyen bir tarafı var. Dil, din, ırk farkı gözetmeksizin seyir zevki olan bir alt kültür ve fakir sporu.

Bir takım sporu olduğu için futbolun zamanla bir millî yanı da oluştu.

Türkiye ilk millî maçını 1922'de Romanya ile yapmış. O günden beridir Türkiye'de millî maçlarımız, millî takımımızın Avrupa ve Dünyada düzenlenen turnuvaları toplumumuz tarafından sıkı takip edilir.

Bugünlerde Meksika, Kanada ve ABD'de düzenlenen Dünya Kupası'na Türk millî takımı olarak katılma hakkı kazandık.

Türkiye'de bazı ezik fikirli insanlarımız en son 2002'de, 24 yıl önce katıldığımız bu şampiyonaya katılım hakkı elde etmemizi büyük başarı olarak kabul ediyor ve Türk milletine bu katılımın büyük bir başarı olduğu algısını kabul ettirmeye çalışıyor.

Bu yıl düzenlenen Dünya Kupası'na 48 millî takım katılıyor. Haritada yerini gösteremeyeceğimiz, adını bile duymadığımız devletçiklerin takımları katılıyor. Trabzonspor'un oyuncusu Qulai'nin “Yeşil Burun Adaları” millî takımıyla Dünya Kupası'na katıldığını; bu arada Yeşil Burun Adaları adlı bir devletin var olduğunu ve bir millî futbol takımlarının olduğunu öğrendik.

Türkiye nüfus büyüklüğü yönünden dünyanın 18’nci büyük devleti. Türkiye karasal yüz ölçümü açısından dünyanın 37’nci devleti. Türkiye ekonomik büyüklük açısından dünyanın 20’nci büyük ekonomisi. Türkiye kişi geliri açısından dünyanın 16'ncı sırasında. Türk milletinin tarihini, kültürünü, uygarlık kuruculuğunu, bağımsızlık sevdasını söylemeye bile gerek yok.

Dünyada 48 millî takımın katıldığı bir futbol organizasyonuna Türk millî takımının katılmış olması bir başarı değil, sıradan bir durum addedilmelidir. Aksine bu kadar geniş katılımın olduğu turnuvalara katılma hakkı elde edememesi bir anormallik, hayatın doğal akışına ters bir durumdur.

Türk milleti İstiklal Savaşı sonucunda kurabildiği cumhuriyetin kendisine sağladığı özgüveni daha yükseğe taşımalı; Osmanlıdan kalma ezik, kabullenici, biat edici ve Batı'yı büyük güç, kendisini ise zavallı gören zihniyetten kurtulmalıdır…

Bu Yazıyı Paylaş