Myanmar'daki katliam hepimizin içini kanattı.Sahile vurmuş minicik çocuğun cesedi uzun yıllar hafızalarımızdan silinmeyecek.

İslamların kanı söz konusu olunca Batı bir iki kınama ile durumu idare ediyor. Kendi toprağında,vatandaşına dönük bir eylem olunca da dünyayı ayağa kaldırıyor. Toplumlar işte bu çifte standart yüzünden terörize oluyor.Bu yüzden militanlaşıyor.

Bayram arifesinden beri kınamalar ve telefon görüşmeleri ile Myanmar'daki insanlık dramının önü alınmaya çalışılıyor. Toplumun dikkati oraya teksif ediliyor. Önümüzdeki günlerde Barzani'nin bağımsızlık referandumu var. Sanki Myanmar köpürtülerek burada yanı başımızdaki olay unutturulmaya çalışılıyor.

Kendi toprağına sahip çıkamayan,adalarını koruyamayan bir ülke başkalarına sahip çıkamaz. Birinci önceliğimiz vatan topraklarına yönelik tehditleri bertaraf etmek olmalıdır. Kerkük ve 18 adanın ilhakına susanların Myanmar katliamına gösterdikleri tepkiyi  samimi bulmuyorum. Önce ülkene sahip çık sonra da kardeşlerine...

YENİ PARTİ UMUTLAR,KORKULAR...

Temiz bir dünya temiz kalabilmiş insanlarla kurulur. Türk siyaseti çok çürüdü, partiler birer  çıkar grubuna döndüler.

Son yıllarda en büyük hayal kırıklığını ülkücüler yaşadı,nereye el attılarsa ellerinde kaldı.

Onun için bundan sonra yoğurdu üfleyerek yiyeceklerine şüphe yok. Yeni partinin bu tecrübelerden  dersler çıkaracağını umuyorum. Vatan tehlikede -herkesle el ele verelim- düşüncesi başlarda cazip gelebilir ama gerçekçi değildir. Herkesle el ele verelim,dayanışalım ama bu herkes içinde defosu olmayan,ekip çalışmasına müsait olanları seçelim.Herkesin içine tefessüh etmiş,milletin inançlarıyla problemli tipler alınırsa  her gün büyüyen umutların  kısa sürede tükenmesi mümkündür.

Türk seçmeni gittikçe muhafazakarlaşıyor. Bunu ahlaki muhafazakarlaşma ile karıştırmamak lazım.Ahlaki bir muhafazakarlaşma yok,siyasi bir muhafazakarlaşma  var. İnsanlar yaşamasalar da muhafazakar bir siyaseti tercih ediyorlar.Bunu göz ardı eden bir yapılanma topumda yeterli karşılığı bulamaz. Sanki FETÖ suçlamaları ile yeni parti baskı altına alınarak muhafazakar  zeminin dışına itiliyor.AKP'nin en büyük korkusu kendi kitlesine hitap edecek bir partinin kurulması. FETÖ'cü demesinler diye yapılacak yanlış bir kadrolaşma her şeyi tersine çevirebilir.

Bu ülkede paralel yapı ile kimin ittifak kurduğu,kimin 13 yıl boyunca iş birliği yaptığı bellidir. FETÖ davalarının bu kadar köpürtülmesinin arkasında da iktidarın suçluluk kompleksi var.  13 yıl  ittifak  yap,   bankasını sen kur,sendikasını sen aç,gazetesini sen büyüt,ihaleleri sen ver,HSYK'da,AYM'de üyelikleri sen bölüş  sonra da suçlu başkaları olsun.Eğer adalet diye bir şey olsaydı çocuğunu okullarına gönderenler değil, o okulları açanlar yargılanırdı. Onun için FETÖ baskısı yapamayacak bir parti varsa o da iktidar partisidir.

Bir parti, tabanını kemikleştirene kadar, kadrosu,programı,adı,söylemi kısacası her şeyiyle tartışılır. En zor dönem bu dönemdir. Bu safha kazasız belasız atlatıldıktan sonra kitle ile parti yönetimi arasında bir güven ilişkisi kurulur.Ondan sonra eleştiri ve tereddüdün yerini parti politikalarını sahiplenme alır. Millet kendi kompozisyonuna uyacak bir parti arıyor.Yeni parti kadro ve söylemini bu kompozisyona uydurabilirse  arkasındaki esintiyi fırtınaya çevirir.

O zemin var,yeter ki ilk adımlar doğru atılsın.