Bilal Erdoğan “Türkiye'nin sıçrayışının arkasında dindar insanlar var”

Bilal Erdoğan, 'Türkiye'nin son 20 yıldaki güçlenmesi ve sıçrayışının arkasında dindar insanların ciddi rolü' olduğunu söyledi.

banner311
Bilal Erdoğan “Türkiye'nin  sıçrayışının  arkasında  dindar insanlar var”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın oğlu Bilal Erdoğan, CNN Türk'te Hakan Çelik ile Hafta Sonu programına konuk oldu.

Erdoğan'ın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

Dünyanın enteresan bir döneminde yaşıyoruz. Bu küresel salgından dolayı aylarca havalimanlarında in cin top oynadı, insanların seyahatleri aksadı, uzaktan eğitimler yapılmaya başlandı. Dünya ekonomisi 1929 krizinden bu yana yaşadığı en büyük şok yaşadı. Diğer krizlere de benzemeyen bir kriz çünkü çok farklı nedeni.

Öncelikle bu hastalık nedeniyle kaybettiğimiz uzaktan yakından tanıdıklarımız var, hala hasta olan tanıdıklarımız var. Allah hepsine şifa versin. Ülkemiz, bütün sağlık çalışanlarımız çok büyük imtihan verdi. Onlar olmasaydı başaramazdık. Bütün emeği geçenlere teşekkür etmek istiyorum. Türkiye iyi bir imtihan verdi. Kendi vatandaşlarınızın dışında bir de 100'ün üzerinde ülkeye yardım etmek büyük bir başarıdır.

İtalya'daki yaşam ülkeme daha da bağlanmama neden oldu. Bu ülkeye değer veren bir ailede yetiştiğim için de olabilir. 14 yıl yurt dışında geçirdim. Mesela ben ABD'ye ilk gittiğim zamanlarda Türk Öğrenci Derneği yönetimine girdim. Kendi dilimize özen gösteririm. İlim ve bilim insanlığın ortak malıdır. Yurt dışında kendi kültürümüzle ilgili çalıştım.

Birçok kültür Batı medeniyetine asimile oldu. Bir kültür üstüncü yaklaşımla yaklaştığı zaman o zaman toplumlarda tansiyon yükseliyor. Daha gergin bir ilişki olmuş oluyor. Karşılıklı saygı temelinde ilişki kuramamış oluyorsunuz. Düşünün ki AB yıllarca Türkiye'ye üstten baktı. Ne yazık ki birçok aydın da bunu savundu.

Batı medeniyeti İslam'dan aldıklarını geliştirdi, geriden gelerek öne geçti.

İlkokulda olduğum yılları hatırlıyorum. Çok net bir şekilde alfabemizden dolayı geri kaldığımız bize anlatıldı. O zaman sorgulamamıştım ama sonradan düşününce... O zaman komşumuz Yunanistan niye alfabesini değiştirmemiş? Komşumuz Gürcistan... Hadi Gürcistan'ı çok ileri bir ülke olarak değerlendirmeyelim. Japonya niye alfabesini değiştirmemiş? Çin niye alfabesini değiştirmedi? O zaman insan diyor ki demek ki gelişmenin alfabeyle bir alakası yokmuş. Sonra başka ülkelere bakıyoruz. Kıyafetini değiştirmeden gelişen de var. O zaman niye kıyafet değiştirmeyi gelişmeyle irtibatlandırmışız? Yani şekil olarak değişmenin ruh olarak değişmeyle ilişkisi öyle sanıldığı gibi kolay değil. Şeklinizi de değiştireceksiniz de sonra Batı gibi teknolojide, bilimde, fende ilerleyeceksiniz de... E bu kadar şeklimizi benzettik, o zaman niye yakalayamadık bugüne kadar? 

Şimdi bakıyorum Türkiye'nin son 20 yıldaki sıçrayışına, yükselmesine. Hem bölgesinde hem dünyada artık söz söyleyen bir ülke oluşuna bakıyorum. Bunun arkasında dindar insanların ciddi bir rolü var. Teknoloji dediğimiz zaman, Selçuk (Bayraktar) gibi bir insan bu işin arkasında olabiliyor. Demek ki namazla, niyazla, kültürle, görüntüyle hiçbir alakası yokmuş. 'O mesafeyi kapatabilir misiniz?' sorusunun cevabı. 

Bugünün yüksek teknolojisi neyse biz de onu alacağız ve ileri gideceğiz. Aşı niye Türkiye'de çıkmasın? Yolun başındayız. Bu konuda girişim ortamının güçlü kalması çok önemli. Milletçe buna inanacağız. Çin ve Japonya öyle yaptı. Ne üretirim, ne satarım, onlara kafa yoruyorlar.

'Kendini daha iyi tanıtman lazım, insanlar seni yanlış tanıyorlar' dediklerinde o işe ben girişemedim. Gençler yetişsin, kültürünü sevsin. Dünyanın bütün kültürleri kendi kültürlerine değer versin. Ben de bir şeyler yapmaya çalışıyorum. Cumhurbaşkanı'nın oğlu olmak, böyle bir ailenin oğlu olmak gibi bir zorlukları var.

Atık üretmeyen bir hayat tarzına geçilmeli. Şimdi hijyen kaygıları ön plana çıktı tabii ama normalde çevre için ambalajlı değil de açık ürünler almalı.

Çocukluğumuzdan itibaren Ayasofya'nın camii olması için dualarla büyüdük diyebilirim. Ayasofya Camii özlemimiz her zaman vardı. Gözümüz gibi bakacağımız bir eserdir. Mimar Sinan'ın destekleriyle ayakta kaldı. Gönül ister ki artık bu mesele kapansın. Burası cami. İstanbul Fethi'nin bir simgesidir. İstanbul Fatihi'nin istediği gibi ibadete açıldı. Dışarıdan yorum yapanlara aldırış etmeyelim. Korumak için gereken ne varsa yapıyoruz. Örneğin bazı zeminlere halı serilmedi, oraları da turistler rahatça gezebilsin diye. Ayasofya'ya daha fazla turist gelecek. Çok başarılı restorasyonlar yapıyoruz.

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

YORUMLAR
süleyman şah
süleyman şah - 1 hafta Önce

bilam bey doğru söylüyor...askeri vesayetin olduğu yıllarda müslüman yok muydu? vardı elbet ama siyasi erk baskı altındaydı ve rahat çalışamıyordu,vesayet kalkında türk dindarlarının ne kadar yetenekli oldukları da anlaşılmış oldu...amerikan uşaklığına alıştırılmış generallar güruhu ortadan kalkınca türk çocuğu kendine geliyor....sıra siyasete geldi,ne yazıkki atatürk'ün kurduğu milli chp şimdilerde gayri milli rum veya ermeni azınlık partisi gibi türk tezlerini değil de abd ve avrupa'nın tezlerini destekliyor...onlara oy veren salaklar da bön bön bakıyorlar...