Yılmaz Özdil'den dikkat çeken yazı: 'Aç' kaldığı...

Sözcü yazarı Yılmaz Özdil'den dikkat çeken yazı bir geldi.

banner311
Yılmaz Özdil'den dikkat çeken yazı: 'Aç' kaldığı...

Sözcü Gazetesi yazarı Yılmaz Özdil, ekonomik sorunları ve normalleşme için ilk olarak AVM'lerin ılmasına köşesinde yer verdi. 

Yılmaz Özdil, "Ekonominin iyileşebilmesi için, Türkiye'nin normalleşebilmesi için, öncelikle duygusal sağlığımızın iyileşmesi gerektiğini, sosyal sağlığımızın iyileşmesi gerektiğini kavrayamıyorlar." ifadelerini kullandı. 

Yılmaz Özdil'in yazısı şöyle oldu:

Steve Jobs.

Dehaydı.

17 milyar doları vardı.

Henüz 56 yaşındaydı.

Ve, ölüyordu.

Rivayet o ki, şöyle diyordu…

“Dünyanın en pahalı yatağı nedir biliyor musunuz? Hasta yatağı… Otomobilinizi kullanmak için birilerini işe alabilirsiniz, ama, hastalığınızı taşıması için kimseyi işe alamıyorsunuz. Kazandığım zenginliği götüremiyorum. Ölümün nefesinin giderek yaklaştığını hissediyorum. Şimdi şunu biliyorum ki, hayatımız için yeteri kadar varlık elde ettiğimiz zaman, zenginlikle ilgisi olmayan konuların peşinden gitmemiz gerekir. Daha önemli şeylerin… Belki dostluklar, belki gençlik yıllarında kurduğumuz hayaller, belki sanat.”

Para fanidir.

Bilim bazen çaresizdir.

Ömrümüzün bakiyesinden bize sadece estetik duygular kalır.

Sanattan, sanatsal faaliyetlerimizden aldığımız haz kalır.

Bakın mesela…

Alışveriş merkezlerini açıyorlar, seyahat yasağını kaldırıyorlar, düşük faizli konut kredisi veriyorlar, bu tür önlemlerle, ekonominin iyileşeceğini, Türkiye'nin normalleşeceğini sanıyorlar.

Halbuki…

Ekonominin iyileşebilmesi için, Türkiye'nin normalleşebilmesi için, öncelikle duygusal sağlığımızın iyileşmesi gerektiğini, sosyal sağlığımızın iyileşmesi gerektiğini kavrayamıyorlar.

İnsanlığın aynı anda ölümle burun buruna geldiği, herkesin kendi hayatını sorguladığı şu salgın döneminde, hâlâ parasal önlemlerle normalleşme beklemek… Olan bitenden hiç ders alınmadığının kanıtıdır.

İyileşme denilen kavram, sadece fiziksel değildir.

Sanat tedavisine ihtiyacı var Türkiye'nin…

“Gerçek sanatçılar”ın terapisine ihtiyacı var.

Müzik lazım.

Şiir lazım.

Resim lazım.

Heykel lazım.

Kişi başına düşen tiyatro koltuğunu normalleştirmeden, kişi başına düşen uçak koltuğunu normalleştiremeyiz.

Kişi başına düşen konser biletini normalleştirmeden, mağazalara giren kişi sayısını normalleştiremeyiz.

Çünkü, öyle zannediyorlar ama, ekonominin yakıtı para değildir.

Toplumsal moraldir.

Sokaklar kalabalık mı?

Kalabalık.

Ama, kuru kalabalık.

Çünkü, paran olsa bile harcamayabilirsin.

Harcama yapman için, para değil, moral biriktirmen lazım.

Görüyoruz işte, Bilim Kurulu'nun yapabilecekleri sınırlıdır.

Genco Erkal, Metin Akpınar, Müjdat Gezen, Rutkay Aziz, Ataol Behramoğlu, Bedri Baykam, Fazıl Say, Zülfü Livaneli, Sunay Akın, Ferhan Şensoy, Levent Üzümcü, Şevket Çoruh, Selda Bağcan, Edip Akbayram, Kurtalan Ekspres ve onurlu daha nicesi…

İyileştirse iyileştirse, “Sanat Kurulu” iyileştirebilir Türkiye'yi.

Ve adım gibi eminim, bu yazıyı okuyup “sanat karın doyurmaz” diye ağız burun kıvıranlar çıkacaktır…

Bunu diyene, aslında yeterince sanat olmadığı için “aç” kaldığı anlatılmalıdır!

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.