Halk arasında ‘beyin felci’ olarak bilinen Serebral Palsi, çocukların beyninde görülen hasar nedeniyle kas ve vücut hareketlerinin etkilenmesiyle ortaya çıkıyor. Hastalığa karşı toplumsal farkındalık oluşturulması amacıyla tüm dünyada etkinlikler düzenlenen 6 Ekim Dünya Serebral Palsi Günü kapsamında, aileler de bilgilendiriliyor.

Beyinde oluşmuş bir hasar nedeniyle gelişen ve Türkiye'de yaklaşık 1000 çocuktan 5'ini etkileyen Serebral Palsi hastalığının erken teşhisinin önemine dikkat çeken uzmanlar, beyin hasarı ortadan kaldırılamasa bile çocukların ileride başkasına bağımlı yaşamaktan kurtulabildiklerine dikkat çekiyor. Uzmanlar, bebeklerde ve çocuklarda doğal hareketlerdeki farklılıklarla ortaya çıkan Serebral Palsi hastalığının ipuçlarını şöyle anlatıyor:

Yanmış sütlaç kanser yapıyor Yanmış sütlaç kanser yapıyor

"Hastaların yüzde 30’unda hipotoni denilen aşırı gevşeklik vardır. Yani; bebeği soyup yatağa koyduğunuzda kol ve bacak hareketleri çok sınırlıdır, kendisi istemli hareket ettiremiyordur, pelte halindedir. Yüzde 60’ında ise tam tersi spastise ile kendini belli eder. Yani kas kıvamındaki sertlik nedeniyle çocuğun hareketleri kısıtlanmaktadır. Beyin dokusu uzuvlara istediği yumuşaklıkta hareketi yaptıramamaktadır. Bu sorunlar genellikle 5-6 aylıkken fark edilir. Olguların yüzde 10’unda da istemsiz hareketler gözlenir. Bir önemli nokta da; çocuğun gelişme evrelerinin geç kalmasıdır. Örneğin; bir bebek 3 ayın sonunda başını iyi kontrol edebilmeli, 5-6 aylıkken destekli oturabilmeli, 7-8 aylıkken kendi başına oturabilmelidir. Bunlar olmuyorsa hastalıktan şüphelenilmelidir. Ayrıca emme bozukluğu, aşırı uyku ilk 2 ayda görülen tipik belirtilerdendir. Yine el parmaklarının açılmamış yumruk şeklinde olması ve nedensiz yere geceleri aşırı ağlama da en sık görülen belirtilerdendir. Bu belirtiler varsa Serebral Palsi’den şüphelenilmeli, mutlaka konunun uzmanına başvurulmalıdır” 

Hastalığa ilk 6 ayda tanı konmasının tedavide başarı elde edilmesi açısından son derece önemli olduğunu vurgulayan uzmanlar, şu tavsiyelerde bulunuyor:

"Tedaviye erken başlanması çok önemlidir. Biz özellikle yenidoğan döneminde ciddi risk altında olan bebeklere küvez içinde dahi rehabilitasyon çalışmasına başlıyoruz. Fizyoterapi ve cerrahi yöntemlerle çocuğun hareket kabiliyetinin ve becerilerinin gelişmesi sağlanabiliyor” diyen Prof. Dr. Memet Özek tedavinin ilk adımını ‘fizik tedavi’nin oluşturduğunu söylüyor. Çocuklarda 3 yaşına kadar beyin gelişiminin büyük ölçüde tamamlandığını, bu nedenle ilk 3 yılda yapılacak olan fizik tedaviden büyük fayda sağlanabildiğini vurgulayan Prof. Dr. Memet Özek şöyle konuşuyor: “İlk 3 yaş içerisinde beynin şekil değiştirme özelliğinden faydalanmak gerekiyor. Erken dönem rehabilitasyon sayesinde, beyindeki hasar görmüş hücrelerin görevleri, çevredeki hücrelere öğretilebiliyor. Ancak rehabilitasyon yöntemleri yetersiz kalırsa zaman kaybetmeden cerrahi girişimlerin uygulanması gerekiyor. Aksi takdirde çocuk başkasına bağımlı olmadan hareket edemez hale gelebiliyor”