Siyasette ahlak, yönetimde adalet

Kısaca; Ahlak genel kabul ve değerlere uygunluk, adalet müstahak olunan muameleye muhataplıktır. İlki çoğunlukla subjektif, ikincisi ise objektiftir. Birbirinden bağımsız gibi anlaşılır ama yekdiğerini etkileyen adeta ikiz kavramlardır. Ahlakî olanın çoğunlukla adil olması bu yüzden, adil olanın acıtıcı olsa bile kabul görmesi bu nedenledir.

Son yıllarda hukuk düzeniyle hesapsız oynamalar, sistemi yenileştirmek için değiştirmeler genel ahlakilikten uzak olmakla sonucu da adaletsizlik olmuştur. "Vesayeti yok edeceğiz" diye 2010'da başlayıp ileri demokrasiye geçiş için süregelen tüm anayasa ve yasa değişimlerini düşünün. Bugün gelinen noktada; Ülke düne göre daha demokrat, daha özgür ve yönetimi hukuk devleti olmayıp tersine geriye gittiğine göre erkin sahibi siyasal aktörlerin tasfiyesi kaçınılmazdır.

Demokrasiler üç temele oturur. Hukuk devleti, güçlü sivil toplum ve özgür medya.

Hukuk devletinin de üç esası vardır. Kanuni idare, idarenin yargısal denetimi ve bağımsız yargı. Sistemin sigortası yargı bağımsızlığı olmadığında diğer esas ve unsurların anlamı kalmaz. Bugün ülkede üçü de zayıflamış veya hiç yoktur. Bir yılda iflas etmiş sistemin revizyonuna yargıdan başlandığında belki sonuç alınabilir. Ancak maalesef kimsenin böyle bir derdi ve düşüncesi yoktur.

Sistemdeki tıkanıklığın sebebi siyasette ahlaksızlık, yönetimde adaletsizliktir. Son birkaç yılda siyasi parti ve aktörlerin yan ve yol değiştirme, iddialarının tümüyle tersine düşme, ilkesizlik ve tutarsızlıkta nirvana yapma, ülkenin bekası, siyasetin doğası gibi abuk subuk izahlarla tevile kalkışılsa da düpedüz ahlaksızlıktır.

Siyasi partilerin, iç işleyişinde olmayan demokrasiyi ülkeye hakim kılacağı sanısı dogmatik uyku ve büyük bir yanılgıdır. Yasalara bahane bulmak işin kronik aldatmacasıdır. El'an mevcut Siyasi Partiler Yasasına göre dahi demokratik işleyen bir parti yönetimi mümkündür. Bunu yapmak yerine gelenekçi hizipçilikten beslenen bir işleyiş esasen siyasette ahlaksızlığın içe dönük yanıdır. Kötü kanun dahi iyi uygulayıcı elinde iyidir.

Demokratik işlemeyen bir partinin iktidarında adaletli bir yönetim hayaldir. Çünkü içerdeki işleyişin güç transformasyonu iktidar uygulamasında kişisel veya grup menfaatini önceleyecek, adaleti düşünmeyecektir. Bu durumda sistemi regüle edebilecek tek organ bağımsız yargı kalacak. Zamanla bunun ayak bağı olacağını düşünen iktidar bağımsızlığını yok edip partili yargı düzeni oluşturduğunda iş bitmiş olacaktır. Bugün yaşanan da budur.

Tek adamlığa evrileceği çok belli olan bu sistemin 1 yılda iflası değişim ihtiyacını genel talebe dönüştürmüştür. Ülke için olumlu bir gelişmedir. Lakin dün bu müflis sistemi canhıraş savunanların bugün revizyon için ahkam kesmeleri işte hep vurguladığımız bu siyasi ahlaksızlıktır. Sorunun parçası olanların, çözümün adresi olmaları imkansızdır.

Sistem parlamenter demokrasiye dönüşmelidir. Öyle güçlendirilmiş, revize edilmiş vs anlatımları boş laftır. Kaşifliğe lüzum yoktur, parlamenter sistemin ilkeleri bellidir. Yenilik yapacağım aculluğuyla eciş bücüş, işlevsiz, işe yaramayacak izah ve iddialara, sulandırmalara gerek yoktur.

Naçizane yağmurlar başlamadan gemi inşası misali 5 yıldır yaptığımız, aklımızın erdiğince hukuki çalışmalarımızın raporlarını, iyiniyetli herkese destek mahiyetinde veririz.

YORUM EKLE