Eski Danıştay hakimi Önder Tekin'in temmuz, ağustos, eylül, ekim, kasım ve aralık aylarında açıkladığı TÜFE oranlarının iptali istemiyle Danıştay’a açtığı ve kardeşi iş güvenliği uzmanı Bedri Tekin'in de müdahil olduğu dava istinaf mahkemesine taşındı.

Dava dilekçesinde, TÜİK verilerinin düzenleyici idari bir işlem olduğunu ve bu verilerin gerçekleri yansıtmaması nedeniyle emekli maaşındaki artış oranlarının düşük kaldığını savunan Önder Tekin'in dilekçesini Danıştay 10. Dairesi, kendi görev alanına girmediği gerekçesiyle dosyayı idare mahkemesine göndermişti. Ankara 18. İdare Mahkemesi, davanın reddine karar vermişti.

Kararın gerekçesinde, “Davacı tarafından açıklan enflasyon artış oranlarının doğrudan maaşına etki yaptığı ileri sürülmüş ise de davacının maaşının tabi olduğu mevzuat hükümleri uyarınca hesaplandığı, hesaplama yapılırken ise davalı idare tarafından açıklanan enflasyon artış oranlarının maaş hesabında dikkate alınacağına ilişkin bir hüküm bulunmadığı sonucuna varılmıştır” denilmişti.

Mahkemenin verdiği ret kararı istinafa taşındı. Davaya müdahil olan Bedri Tekin, istinaf dilekçesinde, milyonlarca insanı yoksullaştıran bir TÜFE artışı olduğuna vurgu yaparak şunları söyledi:

TCDD'nin borcu Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı TCDD'nin borcu Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırdı

“Bu kararı veren ya da bu kararı onayacak olan yargıçların aylıklarında da TÜİK enflasyon oranı doğrultusunda artışlar yapıldı. Yargıçların aylıklarının artırılmasında doğrudan dikkate alınan TÜİK idari işlemi, aynı yargıçlar tarafından kesin ve yürütülmesi zorunlu işlem olarak görülmedi. Bu, çelişki yaratan bir durumdur. Hem ocak ayında hem de temmuz ayında TÜİK açıklaması doğrultusunda aylıkları artırılan yargıçlar, verdikleri karar ile uyumlu olması için banka hesaplarına yatan bu farkları iade edecekler mi?

Hukukun kurallarını esas alarak yapılacak bir yargılama ile adil bir karar vermek var iken davanın reddine karar verilmesi yönünde, bugüne kadar Danıştay'ın bile tercih etmediği, vermediği bir kararı vermek, davanın usulden reddi için bir gerekçe oluşturmak, eminiz ki yargıçları yoran bir tercih olmuştur. Hukukun evrensel ilkelerinin, iç hukukta geçerli uluslararası sözleşmelerin temel hak ve özgürlükleri güvenceye alan hükümlerini esas alarak ‘mülkiyet hakkı ihlali’ni sonlandırmak yerine, milyonlarca emekliyi, kamu görevlisini mağdur eden TÜİK düzenleyici idari işlemini ‘kesin ve yürütülmesi zorunlu olmayan işlem’ ilan etmek, başta ‘mahkemeye erişim hakkı’ ihlali olmak üzere yeni hak ihlallerine yol açma yanında milyonlarca emekli ve kamu görevlisince uzun yıllar boyunca ‘hukuk kurallarının dikkate alınmadığı’ iyi anımsanmayacak bir yargı kararı olarak yargı tarihindeki yerini almıştır. 

İdare mahkemesi kararında belirtildiğinin aksine TÜİK işlemi, herhangi bir hukuksal etki doğurmayan danışma kararı değildir. Hazırlık işlemi değildir. Görüş bildiren karar değildir. İç düzen işlemi değildir. Uygulama işlemi değildir. Bildirici işlem değildir. Tüm Türkiye'de esas alınan istatistiki bir idari işlemdir. Tüm kurumlar için geçerli bir işlemdir. TÜİK işleminin hukuk aleminde varlık gösterebilmesi için başka bir idari işleme ihtiyaç yoktur.”

"MAHKEME MAAŞ ARTIŞLARININ TÜİKLE İLGİSİ YOT DİYOR. HAYIR, VAR, VAR, VAR"

Bedri Tekin, yaptığı açıklamada, TÜİK’in açıkladığı enflasyon verilerinin idari bir işlem olduğunu ve maaş artışlarıyla doğrudan ilişkisi bulunduğu anlatarak şunları söyledi:

“6 Ocak 2022’de bir genelge yayınlanıyor. Maaş artışları zamanında genelge yayınlanıyor. Bu genelge, Hazine ve Maliye Bakanı Nureddin Nebati imzasıyla yayınlanıyor. Sanıyorum bunu yayınlarken gözlerinin içi gülerek yayınladı. ‘Nasıl olsa dediğim hiçbir şey yerine gelmiyor, bu da gelmeyecek’ dedi. Burada da söylüyor. Maaş artışının gerekçesini TÜİK istatistiklerine bağlıyor. Ben de diyorum ki ‘TÜİK istatistikleri gerçeği yansıtmıyor’. Korkmasın mahkeme. Korkmasın yöneticiler. Gerçekler ortaya çıksın ya. “Mahkeme de gerçekleri yansıtmayan bir karar versin; ‘Evet, TÜİK istatistikleri doğruyu yansıtıyor, enflasyon bu oranda gerçekleşti’ desin, kabul. Ama diyor ki mahkeme, ‘Hayır, maaş artışlarının TÜİK istatistikleri ile bir ilgisi yok’. Var, var, var.”

Tekin, istinaftan da istedikleri sonuç çıkmazsa konuyu Anayasa Mahkemesi ve ondan sonra da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar götüreceklerini açıkladı.