BİM CEO’su Galip Aykaç’a tehdit: 'Yavrum seni o mağazalarınla beraber alır, aldığın yere sokarız' BİM CEO’su Galip Aykaç’a tehdit: 'Yavrum seni o mağazalarınla beraber alır, aldığın yere sokarız'

İsmail Türk, 10 yıl önce Gürcistan’da Karapapak Türkleri’nin çocuklarının okullarına yaptıkları yardım faaliyetlerine yönelik bir videonun Zafer Partisi’ni yıpratmak için bugün yapılıyormuş gibi gösterildiğini, faaliyetlere Sedat Peker’in de destek vermesi nedeniyle istifasının şüpheli gösterildiğini anlatarak, 1,5 yıldır Türkiye’nin her yerinde yaptıkları millet yararına faaliyetlerin basında yer almamasına rağmen yandaş basının algı operasyonu yaratmak için 130’un üzerinde haber yapıldığını kaydetti.

Sedat Peker ile ilişkisini de açıklayan Türk, olayı şöyle özetledi:

Siyasetçi bir gazeteci olunca toplumun her katmanından insan tanıyorsunuz. Ergenekon davasında tutuklu sanıklara gazeteci ve siyasetçi kimliğimle destek verirken, onlardan biri de Sedat Peker’di. Ortak bir dostumla cezaevinden çıktıktan sonra geçmiş olsun ziyaretine gittik. Gürcistan’da Karapapak Türkleri’nin çocuklarının okullarının olmadığını duyduk ve çeşitli faaliyetlerde bulunduk. Sedat Peker de bunu duymuş ve ‘benim de çorbada bir tuzum bulunsun’ dedi. Daha sonra ortak dostumuzun aracılığıyla 10 bin TL gönderdi, biz de bu parayı tutanaklarla yerine ulaştırdık.

10 sene önce yaşanan bu konu sanki bugün yapılmış gibi, sanki Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı kimliğimle yapmışım gibi, Zafer Partisi’ne saldırı gerçekleştirmek ve yıpratmak için yapılmış, içten mi dıştan mı yapıldı bilmiyorum ama gündeme getirildi.

Hatta Sedat Paker beni arayıp ben böyle bir şeye vesile olduğu için üzüldüğünü ifade etti. Video sanki saklıymış, yeni bir şey bulmuş gibi bunu yayınladılar. Halbuki benim Ülkücü Hareket YouTube televizyonum, Habererk YouTube televizyonum var. 5 Sene önce biz kendimiz yayınladık bunu. Dolayısıyla gizli saklı bir şey yoktu. Sanırım istifam bu nedenle şüphe uyandırdı.

Ama ben Zafer Partisi’nden değil, aktif görevlerimden istifa ettim. Yeni görevim de Orta Karadeniz Koordinatörlüğü. Partinin en büyük meclisi GİK asil üyesiyim. Ayrıca partinin kurucusuyum, sahibiyim. Partinin sahibi istifa etmez. Mücadele eder. Partilerde böyle olumsuz şeyler olur, hele yeni partilerde daha çok olur. Sadece genel başkanlık görevimden istifa ettim.

Ulusal basın görev istifamı partiden istifa gibi gösterdi. 1,5 senedir gece gündüz Türkiye’yi belki 3 sefer tur attım, açıklamalar yaptım. Bunların hiçbirini haber yapmayan bu basın, Zafer Partisi’nin aleyhine algı olacak diye benim görevden istifamı haber yaptı. 130’un üzerinde medya kuruluşunda haber olmuşuz.

‘Biz adaleti aramalı, adaleti tesis etmeliyiz’ derim her zaman. Evet ‘demokratik tavır budur’ diyebileceğimiz bir parti Türkiye’de henüz kurulmadı. Biz demokratik diye Zafer Partisi’ne geçmedik. Zafer Partisi’ne soyulan Türkiye’nin, kuşatılan Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesini vermek, talan edilmesini önlemek ve gelecek bin yılın Anadolu’da Türklüğün yeniden dirilişe geçmesi ve bütün Türk coğrafyasının mazlum milletlere önderlik yapacak ve bu medeniyetin yeniden inşasının hatırlatılması ve siyaseten temsil edilmesi için Zafer Partisi’nde oldum ve olmaya da devam edeceğim.”

Partideki diğer istifalara da açıklık getiren Türk, bu istifaların da fikir ayrılığından kaynaklandığını belirtti. Bu ayrılığın bir kavga olmadığını ifade eden Türk, “Zafer Partisi farklı meşrepler, farklı siyasi koalisyonların kurulduğu bir parti. Prof. Dr. Gülümser Heper sol gelenekten gelen bir hanımefendi. Divanda 1 yıldan fazla birlikte çalıştık. Fikir ayrılığına düşebiliriz. Gülümser hanımı milli ve çok doğru bir insan olarak tanıdım. Zafer Partisi ile yönetimsel anlamda ters düşebilir. Ben görevimden istifa ettim, o tamamen istifa etti. Bana göre istifa makamı çok saygın bir şeydir. Bunu bir parti ayrılığı kavgası olarak düşünmüyorum. Birbirine benzemeyen bu koalisyonun aynı duygudaşlık etrafında buluşması, takım ruhuna ulaşması için biraz daha zamana ihtiyaç olduğunu düşünüyorum” dedi.

İyi bir siyasetçinin tarifini de yapan Türk, “İyi siyasetçi milletinin menfaatini düşünmeli. Siyaset makamını tukaka ederler. Bizi demokrasiden, hukuktan, adaletten uzaklaştırmak. tek adamlıkla yönlendirmek için milletvekili lokantaları, milletvekili lojmanları, milletvekili maaşları konuşulur. Halbuki milletvekilinin aldığı maaşları çok imtiyazlıdır. Buraları kimse görmez. Ben şeytanın avukatlığını yapayım. 600 milletvekili, diyelim ki 50 bin TL maaş alıyor. Vallahi az. 200 bin alsın. 200 bin TL bir yılda 2,5 milyon yapar. Sağlık, vs giderleri de 1 milyon diyelim 3,5 milyon. O milletvekili Türk milletine en az 30 misli para kazandırmalı. Nasıl? Bu ülkeyi soydurmayarak, ülke menfaatlerini koruyarak, İşte biz böyle siyasetçiler arzu ediyoruz. O siyasetçiler rahat geçinsinler, ama milletine aldığından en az 30 misli versinler. Korkak olmasınlar, genel başkanlarının iki dudağının arasına tanrısal güç bırakmasınlar. O zaman iyi siyasetçi olurlar. İyi siyasetçi olmak istersen o zaman zor milletvekili olursun. Çünkü genel başkana biattan bahsedersen eyvah, girdin mayın tarlasına. İşte İsmail Türk de 60 yaşına geldi, hala muhtar azası bile olamadı. Belki de iyi siyasetçi olamadığından” ifadelerini kullandı.