Ünlü siyaset analisti Bekir Ağırdır, Türkiye'deki mevcut siyasi iklim ve gidişata ilişkin görüşlerini T24'ten Murat Sabuncu'ya anlattı. Ağırdır, önümüzdeki seçimlerden bahsederken, AK Parti'nin tüm anketlerde birinci parti olmasına rağmen eski oranlarına göre ciddi kan kaybettiğini vurgulayarak, en iyi ihtimalde bile yüzde 51 yapma ihtimallerinin neredeyse olmadığını söyledi.

Anketlerdeki sayılar 31 ila 37-38 arasında değişiyor olsa da AK Parti'nin hala birinci parti olduğunu dile getiren Bekir Ağırdır, şu açıklamalarda bulundu:

"CHP de 22 ile 26-27 arasında değişiyor araştırmalara bağlı olarak. Bunun bir sebebi var. O 31'le 37 arasında dediğimiz insanın bir kısmı; gerçekten dindarlıktan ve Müslüman kimliğinden, Sünni kimliğinden ve dindarlığın ya da dini referanslar temelli bir hayatı önemsediği için orada. Ama bir kesimi Tayyip Erdoğan'a olan duygusal ilişkisi, güveni için de orada.

'BİR KESİM MAĞDUR HİSSEDİYOR VE İKTİDARLA HER ŞEYİ YAPABİLECEĞİ KİBRİNE SAHİP'

Birtakım hataları görmüyor değil görüyor ama Tayyip Erdoğan'a olan güveni hâlâ çok baskın. Bir kesimi az veya çok ama bunların her birisi. Bunların bir kesiminin kazanımlarını kaybetmekten endişesi var. Bir kesimi dindar görünmekle beraber asıl milliyetçi, şoven duyguları çok daha güçlü ve şimdi onun için orada. Bir kesimi uzun bir süre kendini bu ülkede kayba uğradığını varsaymış, mağdur hissediyor ve şimdi Tayyip Bey'le ya da AK Parti iktidarıyla beraber her şeyi yapabileceği gibi bir cüretkarlık özgüven ve kibir içinde olduğu için orada. Ama sonuçta bir yerde o eşiğe dayandı durdu ve daha geriye henüz gitmiyor."

'OYLARINI NEREDEYSE YARI YARIYA KAYBETTİ'

Murat Sabuncu, söz konusu açıklamalarının ardından Bekir Ağırdır'a, "Bu, gitmeyecekleri anlamına mı geliyor?" diye sorarken, Ağırdır, şöyle yanıt verdi:

"Hayır, gitmeyecek anlamına gelmiyor. Çünkü gerçek hayatın problemleri hâlâ hayat pahalılığı, işsizlik çok ağır bastığı için de orada bir problemleri var ve eleştirel pozisyonları da var yok değil yani. Öbür tarafın ne yapacağına bakıyorlar ama sonuçta MHP ile beraber baktığımız zaman AK Parti'ye işte 40-42 bandında bunu çok zorlasa bile 45 yapabilir ama 51 yapma ihtimali neredeyse yok. Çünkü o kopan insanlar yani AK Parti dediği 50'lerden hatta bir dönem tek başına 56'lara ulaştığı zamandan bugün 30'lara geldiyse kaybetmemiş değil yarı yarıya neredeyse kaybetmiş durumda. O kaybettiklerini de sadece fevri bir duyguyla kaybetmiş değil.

'KOPANLARIN RADİKAL İTİRAZLARI VAR'

Uluslararası kısa film festivali başlıyor Uluslararası kısa film festivali başlıyor

Biz puan cetveline bakarak takım değiştirmediğimiz gibi parti de değiştirmiyoruz, anketlere bakarak kimse değiştirmiyor. Onun için o kopanların radikal bir itirazları var AK Parti'ye. Kimisi dinin bu kadar siyasete araç edilmesine itiraz ediyor, kimisi bu kadar kutuplaştıran, ötekileştiren, öte muhalifleri bu kadar şeytanlaştıran dile itiraz ediyor, kimisinin gündelik hayat pratikleri değişmiş daha özgürlük, daha dünyevi zevkler ya da dünyevi hayat ritminin içine dahil olmuş onun için de her şeyi böyle dini referanstan ya da ahlakçı bir yerden bakılmasına itiraz ediyor veya gençler gibi babasına, anasına, geleneklere, göreneklere, ataerkil birtakım pratiklere nasıl itiraz ediyorsa devlet ya da Tayyip Bey niye benim hangi internet sitesine gireceğime karışıyor diye itiraz ediyor. O nedenle bu kopanlar öyle bir vaatle EYT vaadiyle, KPSS'yi yeniledik diyerek falan geri dönecek değiller. O nedenle 50'ye ulaşması çok zor görünüyor ama bu tarafta altılı masanın ilginç bir özelliği var.

'TOPLUMUN 3'TE İKİSİ İKTİDARIN KARŞISINDA'

Altılı masada bir sosyal demokrat parti var. İslamcı gelenekten gelen ama daha sonra dünyevileşmiş kesimleri temsil eden DEVA, Gelecek gibiler var. Dindarları temsil eden ama dinin bu kadar siyasete araç edilmesine ya da yolsuzluğa itirazı olan Saadet Partisi gibi birisi var. İYİ Parti gibi daha geleneksel, daha milliyetçi ya da Atatürkçü değerlere yaslandığını iddia eden sol fikriyatla mesafeli olan ama kentli, metropollü başka bir sosyolojik kümenin partisi var. Dolayısıyla bir bakıma bu 6 partinin bir arada oluşu anlamlı ama eksik yani bakarsan 3 Türkiye analizine geri dönersek üçünü de temsil etmiyor. Kürtler yok orada. Problem orada. Dolayısıyla da bu itirazlardan ve gerçek hayatın sorunlarından iktidarın yorgunluklarından, hatalarından sonuç olarak altılı masada işte 42-45 bandında ama AK Parti, MHP ortaklığının 51'e ulaşma şansı zor görünse de altılı masanın eğer HDP ile ya da Kürtlerle bir uzlaşma dili yakalayabilirse, HDP ile konuşarak, uzlaşarak, ittifak yaparak, Kürtlerin ihtiyaç ve talepleri üzerinden yeni bir siyaset inşa ederek 55-60'a kadar çıkabilecek de bir potansiyeli var. Çünkü bütün bu tartışmanın, bu sosyolojik analizlerin dışından baktığımızda gidişata memnuniyet ya da gidişattan rahatsızlık diye baktığımızda ama yönetim düzenine ama ekonomik gidişata ama ülkenin etrafındaki risklere, fırsatlara bakarak insanların kanaatlerine, toplumun kanaatlerine baktığımızda toplumun 3'te 2'si iktidarın karşısında ve gidişata itirazı var, 3'te 1'i de iktidarın yanında her şeye karşın.

'OYUNUN GİDİŞATINI MUHALEFET BELİRLEYECEK İKTİDAR DEĞİL'

Demek ki altılı masanın ve HDP'nin meselesi nasıl oy alırlar da da bu 3'te 2 potansiyeli bir araya getirecek doğru siyaseti örebilirler meselesi. Ama AK Parti, MHP açısından bakarsak onların böyle bir tercihi yok. Onlar zaten Kürtleri neredeyse gözden çıkarmış durumdalar. Gençleri zaten neredeyse gözden çıkarmış durumdalar. Dolayısıyla diyelim maksimumda 50-51 gibi olan bir maksimum potansiyellerinin ne kadarını gerçek hayata sayıya çevirebilecekleri peşindeler. Halbuki muhalefet 65'lere yakın bir potansiyeli nasıl sayıya ve seçimde bir sonuca çevirebileceğinin yolunu bulmak durumunda. İkisi de aynı potansiyelden başlamıyor. O nedenle altılı masaya daha çok odaklanıyoruz. HDP'nin söylediklerine daha yakından bakıyoruz. Çünkü oyunun gidişatını muhalefetin yaptıkları belirleyecek iktidarın yaptıkları değil."