Ekonomi

Üretici enflasyonu tüketiciyi geçti! Maliyet baskısı dezenflasyonu tehdit ediyor

Eylül enflasyonu 57 ay sonra ilk kez yüzde 30’un altına inerek yüzde 29,73 oldu. Alaattin Aktaş bunu psikolojik sınırın kırılması sayarken, Naki Bakır asıl tehlikenin kasım ve aralıkta baz etkisinin tersine dönmesi olduğunu yazdı.
HABER MERKEZİ
HABER MERKEZİ
3 dk Sesli Dinle 0
Üretici enflasyonu tüketiciyi geçti! Maliyet baskısı dezenflasyonu tehdit ediyor

Eylül ayı enflasyonu 57 ay sonra ilk kez yüzde 30’un altına inerek yüzde 29,73 olarak açıklanmıştı. Alaattin Aktaş bu durumu piyasalar için “psikolojik sınırın kırılması” olarak yorumlarken, Naki Bakır ise son 58 aydaki yüzde 622’lik kümülatif yıkıma dikkat çekti.

Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) eylül ayı Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) verilerini aylık yüzde 1,84, yıllık ise yüzde 29,73 olarak açıklaması, ekonomi basınında farklı açılardan masaya yatırıldı. 57 ay aradan sonra enflasyonun yüzde 30 bandının altına inmesi bir yandan piyasalar için “moral” olarak görülürken, diğer yandan geçmiş yılların yarattığı ağır tahribat ve kış aylarındaki baz etkisi riskleri gündeme taşındı.

AKTAŞ: ENFLASYONİST KATILIK ALGISI KIRILDI

Ekonomim Gazetesi yazarı Alaattin Aktaş, eylül ayı verilerini değerlendirdiği köşe yazısında, enflasyonun piyasa beklentilerinin altında geldiğine dikkat çekerek psikolojik sınırın aşılmasının önemini vurguladı. Aktaş, “Yıllık enflasyonun yüzde 30’un altına inmesi, ekonomik aktörlerin zihnindeki 'enflasyonist katılık' algısını kıran sembolik bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.” ifadelerini kullandı.

Gıda fiyatlarındaki yüzde 0,20’lik düşüşün manşet enflasyonu rahatlattığını belirten Aktaş, buna karşın Ulaştırma, Konut ve Eğitim gruplarındaki sert artışların altını çizdi. Üretici Fiyat Endeksi’nin (Yİ-ÜFE) tüketici enflasyonunun üzerinde seyrettiğine de dikkat çeken Aktaş, maliyet baskılarının sürdüğünü belirterek şu uyarıda bulundu:

“Aylık Yİ-ÜFE artışının TÜFE’dekinin üstünde gelmesi, maliyet yönlü baskıların canlı kaldığı ve izleyen aylar için risk biriktirildiği anlamına geliyor... İzleyen aylarda talebin biraz gevşemesi veya kurlarda yaşanabilecek bir hareketlilik, bu birikmiş maliyetlerin doğrudan tüketiciye yansımasına ve dezenflasyon sürecinin sekteye uğramasına yol açabilecek bir unsur olarak duruyor.”

Buna rağmen Aktaş, bu verilerin Merkez Bankası’na ekim ayındaki faiz indirim döngüsü için güçlü bir destek sağladığını belirterek, ölçülü bir faiz indirimi şansının arttığını ifade etti.

BAKIR: YÜZDE 29,73’ÜN HİÇBİR ÖNEMİ YOK, ASIL YIKIM YÜZDE 622!

Dünya Gazetesi’nde Naki Bakır’ın köşe yazısında ise, 57 ay sonra gelen yüzde 30’un altındaki enflasyona daha ironik bir eleştiri geldi. Bakır, Kasım 2021’deki faiz indirimleriyle başlayan sürece atıfta bulunarak, “Artık bu oranın açıklandığı 5 Ekim bir şekilde bayram ilan edilmelidir. Artık adına 'Enflasyonun Belini Kırma Bayramı' mı denir, 'Enflasyonun Başını Ezme Bayramı' mı, bilemem; ama bir ad bulunmalı ve yüzde 30’un altına inilmesi bir şekilde kutlanmalıdır.” sözleriyle tablonun vahametine dikkat çekti.

Yüzde 29,73 seviyesinin psikolojik bir eşik olmak dışında “hiçbir önemi olmadığını” savunan Bakır, asıl tehlikenin yılın son aylarında başlayacağını belirtti. Geçen yılın kasım ve aralık aylarındaki düşük enflasyon oranlarını hatırlatan Bakır, “Ekimde de yıllık oran biraz daha gerilese bile kasım ve aralıkta yönün yeniden yukarı dönme olasılığı çok fazla.” diyerek baz etkisinin tersine döneceği uyarısında bulundu.

Bakır, son 58 aylık süreçteki kümülatif tabloyu ise şu çarpıcı verilerle özetledi:

“Aralık 2021 dahil olmak üzere bu yılın eylülünü de kapsayacak şekilde geçen 58 ay… Bu sürede fiyatlar ‘Tam yüzde 622,23 oranında artış oldu.’ Örneğin, kiradaki artış tam yüzde 1249,08. Örneğin, yükseköğretim giderlerindeki artış tam yüzde 1786,39.”

Bakır, bu çapta bir fiyat artışının geçmişte ancak 230 ayda (yaklaşık 19 yıl) gerçekleşebildiğini belirterek, son beş yılda yaşanan ekonomik sarsıntının boyutunu gözler önüne serdi.

Bu Yazıyı Paylaş