Köşe Yazısı

Burundan Çekilen İman...

Vedat Çakıroğlu
Vedat Çakıroğlu
2 dk Sesli Dinle 1

Toplumsal bir çürüme yaşıyoruz. Sabah akşam milletin, çoluğun çocuğun ekranlarda karşısına çıkan, haber veren, siyasal yorumlar yapan, dindarlar adına söz kullanan insanların rezilliklerini izliyoruz.

Bazı belediyelerin milletin parasını soyduğu iddia edilen dosyaları...

Türk milletini göz göre göre emperyalizmin kölesi yapılmaya çalışılması...

Eskiden solcular için “İş yapmazlar ama rüşvet de yemezler.” diye bir algı vardı. Bir sol görüşlü insanın yolsuzlukla anılması anlaşılmaz bir durumdu. 1989’da İSKİ Genel Müdürü Ergün Göknel bu algıyı hançerleyen insan oldu. İSKİ yolsuzluğu bugünkü AK Parti iktidarının ilk adımları oldu. Son İBB rüşvet operasyonları ise sol üzerindeki bu kötüleşen algıyı daha da güçlendirdi ve sola büyük bir güven kaybı olarak kayıtlara geçiyor.

Gene eskiden “alnı secdeye değiyor” diye bir tabir vardı. Yani bir insan dindar ise rüşvetten, hırsızlıktan, yolsuzluktan günah diye imtina eder diye bir algı vardı. Dindar siyasi liderlere fetva veren, bir hoca görünümlü din tüccarı, “Yolsuzluk haram değil.” diye avanesi olan yönetici siyasetçilere fetva verdi. Dinci iktidarın bir bakanı bir gün “Her cuma günü bir Bakara makara yayınlıyorum, millet yiyor.” diye konuşma yaptı. Hırsızlıkla, soygunculukla, din kullanılarak akıl almaz büyüklükte haram servet sahibi olan dindar görünümlü din bezirganları görüldü, hâlen de var. Devam ediyor yani, hiç hız kesemiyorlar; çünkü artık lüksten, şatafattan, ultra zenginlikten geri dönemiyorlar. Halk gibi yaşamak seviyesine düşmekten çok korkuyorlar.

“Dindar insan, doğru insan” algısı yerle bir oldu. Aksine toplum artık dindar insanlara mesafeli durmaya başladı.

Bazı TV fenomenlerinin kokain kullandıkları, ahlaksız ilişkileri ortaya çıktı. O kadar rahatlar ki toplumun başka ekran yüzlerine kokain kullanırken videolarını gönderebiliyorlar.

Hemen hepsi imam hatipli. Hem imam hatipli hem de haber sunarken iki cümlesinden biri din atıflı ama ekranda bir cinsel obje gibi teşhirci. Hem imam hatipli, her sözünde muhafazakârlık var, millet diye bir tanımı din adına kabul etmiyor; güya çok doğru bir insan ama melek yüzlü şeytan. Yöneticisi olduğu kadınları taciz ediyor, kokaine bağımlı yapıyor. Aslında bir halk düşmanı.

Bunların cezaevinde bile elleri, ayakları bağlanmalı. Cezaevindeki mahkûmlara zarar vermeleri, onları zehirlemeleri engellenmeli.

Kötü olan, bu din satıcılarına dindarların hiç tepki göstermemeleri.

Daha önce gene bir dindar görünümlü sahtekâr, başı kapalı kadın eşinin en samimi arkadaşını ayartıp eşiyle birlikte onunla da bir hayat paylaştığı yazılıp çizilmişti.

Dindarım diyenler din satıcılarına, Milliyetçiyim diyenler milleti satanlara tepki göstermezse meydan tabii olarak bu çakallara kalacak...

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Kamış ses verince Ney oldum sanır İp gerilince yay oldum sanır Abdal ata binince Bey oldum sanır Şalgam aşa girince yağ oldum sanır. Kısacası ayaktan baş olmaz. Ayak baş oldum sanınca böyle olur. Ayakları baş yapanların şikayet etmeye hakkı yoktur.

Bu Yazıyı Paylaş