Köşe Yazısı

Değer yargıları çökerken

Yavuz Koca
Yavuz Koca
3 dk Sesli Dinle 8

Bülent Arınç:

Bülent Arınc’ı en son, 5-6 yıl önce arkadaşım M. A. Özçelik’le birlikte gittiğimiz Kocatepe Camiinde gördüm. Namaz sonrası insanlar tokalaşmak için kuyruğa girdi, ben hariç. Nedeni saygısızlık değil, hayatım boyunca aldığım öğretinin gereği… Ayrıca orası bizim inancımızda “Allah’ın Evi” olarak kabul gören bir mabetti.

Bazı beyanları hafızalara kazınan bir adam. Melih Gökçek’e, “… Ankara’yı parsel, parsel, sattın” demesi gibi. Her ne kadar o konuda adım atılmadıysa da…

Arınc’ın bir konferansta söyledikleri ise bomba etkisindeydi. “… toplumda dindarlık ve ahlaki değerler konusunda ciddi bir gerileme yaşanıyor. Millet Müslümanlığı bıraktı, başörtüsünü, namazı terk ediyor. Bu toplum artık aziz millet olmaktan çıktı, dindarlık maalesef artık herkesin kaçtığı bir noktaya geldi. Erdemliler hareketi olarak yola çıkmıştınız, erdem de kayboldu, etik değerler de…”

Cıgaranın Dumanı:

21 Şubat 2026 günü, Ankara Çukurambar’da Nişantaşı Pazarında tesettürlü bir kadın dikkatimi çekti. Elinde sigarası, duvarın dibinde, umursamaz bir edayla “cıgaramın dumanı” türküsüne eşlik edercesine tüttürüyordu.

Kimin oruç tutacağı, kimin sigara içeceği kimseyi ilgilendirmez. Ama inanca hürmeti olan her insanın uyması gereken, genel kabul görmüş kurallar vardır. Düşündüm, bu kadın tesettürü itibarsızlaştırma ve/ya tahrik amaçlı bir provokatör olabilir mi? Döndüm, tekraren baktım, “hayır” öyle görünmüyordu. Peki ya, ne?

Oradan ayrılırken eski anılara daldım. Trabzon uçuşu için havaalanına gitmek üzere otobüse binmiştim. Yanımdaki turistle sohbete başladık. Toplu taşıma araçlarında sigara yasağının olmadığı yıllardı. Cebinden bir puro çıkardı, alengirli çakmağıyla yaktı. Sonra bir tane de bana ikram etti. Kabul etmedim. Sigara kullanmıyor musun? diye sordu.

Ömrümce hiç tiryaki olmadım. Erciyes Kurultaylarında (Kayseri), gece 24.00’te oradaki en yüksek noktaya çıkar bir sigara yakar, azını içime çeker, çoğunu havaya üfler ve ülküdaşlık hukukunun hazzına varırdım. Ve bir yıl sonraki Kurultay gecesini beklerdim, senede bir sigara hakkımın ikincisi için. Daha ilginci, her gün saat 15.30’da tek bir sigara içme dönemimdi. Ola ki o gün, o saatte toplantım vardı veya unuttum, ertesi günün 15.30’unu beklerdim. Erciyes Kurultaylarının sonlanmasıyla yılda bir, ani kararımla da 15.30’da tek dal sigaraya tümden elveda dedim…

O günleri hatırlayarak turiste, “günde bir adet içiyorum ama şimdi olmaz, çünkü oruçluyum” dememle, içmekte olduğu puroyu söndürerek alüminyum kutusuna koydu. “Lütfen sigaranızı için, ben etkilenmem” ısrarıma rağmen, “hayır olmaz” dedi. Neymiş efendim, biraz saygı… Elin “gavuru(!)” kadar olun bari.

Türk Solunun Sorunsalı:

Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı kendisine sorulan, “Atatürk mü Lenin mi?” sorusuna, “ikisi de” diyor. Türkiye’de solun sorunsalı işte budur… Bir kısım Türk Solunun Ermenicilik, Kürtçülük yapmasının altında yatan gizli kodları anlamakta güçlük çekenlere bir cevaptır, Erkan Baş’ın yanıtı…

1917 Ekim Devriminden, vefat ettiği 1924 yılına kadarki 7 yıl, bir lider için uzun zaman olmasa da… Kendisinden sonra gelen, komünist olmasına rağmen tarihe en büyük proleter diktatörlerden, faşistlerden birisi olarak geçen Stalin’in yaptıklarıyla iyilikleri gölgelense de… Atatürk’le kıyaslamak? İmkânsız…

Es-selam olsun, ves-selam olsun, has-kelam olsun öz değer yargılarına saygıda kusur işlemeyenlere…

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Kemal Duruhan

    Yavuz bey güzel yazmışın. Selamlar

  • Alp Demir

    Elinize sağlık. Eski günleri hatırlattı. Büyük babam İstanbul'da Üsküdar'dan (o zaman Salacak İskelesi var) Eminönü'e geçerken, sabah vapura binecek olanların, birbirlerine, lütfen efendim önden buyurun dediklerini söylerdi. O zamanın nezaketini bir daha asla bulamayacağız. Ne İstanbul eski İstanbul, ne Türkiye eski Türkiye. Biz artık bir Orta Doğu ülkesiyiz ve tıpkı onlar gibi, kim önce binecek diye birbirinin sırtından atlamaya çalışan hayvanlar gibiyiz. Bununla övünenler var. Doktor dövebiliyor olmayı özgürleşme zannedenlerden başka ne umacaksınız.? Atatürk'e gelince. O her şeyde olduğu gibi nezaket konusunda da bir idoldür. Korkunç bir savaşın, bir yıkımın ve büyük bir yokluğun ortasında bile , ağzından ne bir küfür, ne de seviyesiz bir cümle çıkmıştır. O göklerden süzülüp gelmiş, çok özel bir insandı. Tanrının bir hediyesi idi. Kıymetini bilmedik.

  • Hilmi Yaşar Çebiç

    Yavuz baba yine etkileyici yazmışsın. Tek bir sigara bile tütüne atılan ilaçlardaki radyasyondan dolayı kanser riski taşıyor, sağlığın için onu da bırakman çok iyi olmuş. Bu siyasetçilerin bir dediği bir dediğini tutmuyor bugün dediğini 3 ay sonra unutuyor. Büyük Atatürk bir dahidir. Yüce Türk Milleti için gönderilmiş bir kahramandır, onu hiçbir devlet adamıyla mukayese etmeyiz. Ruhu şad mekanı cennet olsun. Selamlar kardeşim.

  • Vedat KEÇECİ

    Senin de kalemine, yüreğine sağlık olsun kardeşim.

  • Mehmet Ercan

    Eline Diline Sağlık Dostum...Çok İsabetli bir Teşhis.. Çok güzel bir Teşhis...Konu çok uzun..Türk Solunu sen yazmışsın...Devrimci olarak Büyük Atatürk ile Kominist Diktatörlük Kuran Lenin" i aynı Kefeye koyan kişi ile hiç bir şey konuşulmaz.. Türk Solu, 100 yıldır Sorunlu..100 yıldır Bu Ülkeye Yük olmuştur....Büyük Kavga ve Dökülen Kana taraf olmuştur...Dunyanin En büyük Devrimcisi Büyük Atatürk ' tür.. Bunu Yabancılar söylüyor...Dinamizmini, İmanını,, İnancını, Cesaretini,,, Millet Sevgisini Kaybetmiş 600 yıllık bir Hanedanı bir Çırpıda Ortadan kaldırmış, Halifelik gibi, İslama hiç yararı olmayan , Adeta Saltanat Kurumu islevini gören bir Kurumu yine, bir Çırpıda Kaldırıp, Askiya alan, Baskasi istismar etmesin diye, Tamamen Lağvetmeyen ,, TBMM " nin Uhdesine bırakan ve, Uyutan bir Büyük Lider dır.... .

Bu Yazıyı Paylaş