Filistin'in Sevr'i mi?
ABD Başkanı Trump, Gazze'de seçimle yönetimi elinde bulunduran HAMAS'a 20 maddelik bir ateşkes anlaşması dayattı ve Hamas da çaresizce kabul etti.
Tüm dünyanın bildiği gibi emperyalizmin ve İsrail'in Gazze için projeleri var. İsrail'in projesi, işgal etmek ve yönetimi altına almak. Gazze, aynı zamanda Arz-ı Mev'ud'un sınırlarının içinde. ABD'nin projesi, Gazze'yi bir turizm merkezi yapmak ve kazancını kendi ülkesine götürmek.
Bizim gibi insanlara “çıkıntı” diyorlar ya. Şeytanın gör dediği yerleri görmeye çalışmak gibi bir misyonu da taşımalıyız. Aynanın arkasına da bir bakmamız gerekir.
Yapılan anlaşma, yüz yıl önce zamanın emperyalistlerinin Osmanlı'ya dayattığı Mondros Ateşkes Antlaşması ve akabinde imzalattıkları Sevr Antlaşması koşullarına ne kadar benziyor, değil mi?
Hamas ile İsrail arasında yapılan ateşkes, tüm dünyada özellikle Gazze'de büyük sevinçle karşılandı, insanlar sokaklarda danslarla, eğlencelerle sevinçlerini yaşadılar.
Mondros Ateşkes Antlaşması'nı yapan Rauf Bey başkanlığındaki heyet, Karaköy Limanı'nda çok büyük kalabalıkla karşılanmış, törenler yapılmış, akşam ateşkes antlaşması fener alaylarıyla kutlanmış, Mondros Ateşkes Antlaşması'nı imzalayan heyet, Padişah Vahdettin tarafından kabul edilmiş; iltifat ve hediyeler verilmişti.
Mondros'un sonucunda İstiklal Savaşı yapmak zorunda kalmıştık.
Mondros'ta Osmanlı Devleti'nin silah bırakması vardı (bugün PKK'dan bizim istediğimiz).
İsrail-Hamas ateşkesinde de Hamas’ın silah bırakması var.
Silah bırakma, bir terör örgütünden istenir.
Bir devletin silah bırakması, devletin kendisini feshetmesi anlamına gelir.
Hamas sadece bir terör örgütü müdür yoksa Gazze toprağını yöneten bir devlet yapılanması mıdır?
Hamas silah bırakacak ama İsrail daha da silahlanacak.
Kurt ile kuzu anlaşması gibi değil mi?
Tabii Gazze içinde sihirli bir kelime olan, Türkiye'de de Türkleri kandırmak ve uyutmak için kullanılan “barış” kelimesi kullanılıyor.
Versay, Almanya'nın teslim alınışını anlatan barış antlaşmasıdır.
Karlofça, Osmanlı'nın Batı'ya yenilip kabul etmek zorunda kaldığı ilk barış antlaşmasıdır.
Küçük Kaynarca, Osmanlı'nın tüm Balkanları kaybettiği barış antlaşmasıdır.
Uşi, 12 adaları ve Ege Denizi'ni kaybettiğimiz barış antlaşmasıdır.
Sevr, Türk milletini teslim almak isteyen barış antlaşmasıdır.
Lozan, Türk milletinin haklarının bir kısmını alabildiği bir barış antlaşmasıdır.
Barış; doğru, kalleş olmayan, güvenilir insanlarla yapılır.
Kalleşlik, menfaatçilik, bağnazlık, aldatıcılık bir insanın ruhunu esir almışsa o insanla barış olur mu?
PKK'nın kahpeliklerini, katliamlarını nasıl unutalım ki barış yapalım?
Tabii ki Kürt halkını ayırmak gerekir.
ABD ve İsrail'in Hamas'a dayattığı anlaşmayı Türkiye'deki dincilerin ve iktidarın da sahiplendiği görülmektedir.
Bu sahiplenişle de Türkiye'deki din olgusunun ne kadar emperyalist iş birlikçisi olduğu ve Türkiye'de iktidarı elinde bulunduran gücün aslında BOP kadrosu olduğu net olarak görülmüştür.
Tabii prensip olarak bir barışa karşı çıkmak doğru değildir ama işgalcilerle, sömürücülerle, katillerle barıştığını zannetmek ancak teslim alınanların veya salakların yapabileceği bir iştir.
Türkiye'deki iktidar sahiplerine bir sormak lazım: Yeriniz neresidir?
İsrail ve ABD'nin dayattığı, "barış anlaşması" dediklerine gerçekten inanıyor musunuz yoksa gerçek hizmetiniz onlara mıdır?
Filistin sorununa bir genel bakışımız da vardır tabii.
Filistin, Türk milletinin bir millî sorunu değildir.
Yani bir Karabağ, bir Kıbrıs, bir Batı Trakya, bir Doğu Türkistan değildir.
Ama mutlak bir insanlık sorunudur.
İsrail, katil bir terör devletidir.
İsrail terörden vazgeçmediği müddetçe mutlak yıkılması gerekmektedir.
Gazze ve Filistin, Filistinlilerin toprağıdır ve öyle kalmalıdır...
