Futbolumuza sıkılan kurşun
Türk futbolunun kara günlerinden biri olan 4 Nisan 2015’te, Fenerbahçe kafilesine Rize’den Trabzon Havalimanı’na giderken silahlı saldırı düzenlenmiş, şoför yaralanarak hastaneye kaldırılmıştı. Araçta bulunan yöneticiler ve futbolcular ise saldırıdan yara almadan kurtulmuştu.
O dönem şampiyonluk yarışının içinde bulunan kulüp, bu saldırının ardından büyük bir kaygı ortamına sürüklenmiş ve sportif açıdan da bocalama dönemine girmişti.
Daha sonra olayla ilgili dosyada kamuoyunda şaşkınlık yaratan bir şekilde takipsizlik kararı verilmişti.
Şimdi “Bu meseleyi neden yeniden gündeme getirdin?” diye soracak olursanız, hemen söyleyeyim:
Adalet Bakanı Akın Gürlek, 27 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, bakanlık bünyesinde kurulan Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığı’nın saldırıyla ilgili dosyayı yeniden incelediğini ve “kanun yararına bozma” kararı aldığını duyurmuştu.
11 yıllık süreç içerisinde olayın aydınlatılamamış olmasının “kamu vicdanını rahatsız ettiğini” belirten Gürlek, bu kararla birlikte daha önce verilen takipsizlik kararının hukuki açıdan yeniden değerlendirileceğini ifade etmişti.
Bu geç kalmış ama doğru bir karardır. Keşke zamanında gerekli adımlar atılsaydı da hem maddi hem manevi mağduriyetler yaşanmasaydı.
Peki neden yıllarca beklendi?
Bunun en önemli sebeplerinden biri, Türkiye’de siyasi dengelerin kısa süre içerisinde değişebilmesidir. Olayın yaşandığı dönemde FETÖ yapılanmasının devlet içerisindeki etkisinin tam anlamıyla ortaya çıkarılamamış olması, ilerleyen yıllarda ise örgütün gerçek yüzünün ve yapılanmasının net şekilde anlaşılması da takipsizlik kararının yeniden değerlendirilmesinde önemli etkenlerden biri olmuştur.
Bunun yanında, kimi zaman ağır aksa da adaletin er ya da geç yerini bulacağı gerçeği vardır. Bu süreçte ortaya çıkan yeni bilgiler, değişen siyasi atmosfer ve kamuoyundaki farkındalığın artması da dosyanın yeniden ele alınmasına zemin hazırlamıştır.
Zaman geçince esas hedef Fenerbahçe değil Türk Futbolunun itibarıydı ve o kurşun Türk futboluna sıkıldı bu yüzden umarım ne Fenerbahçe ne de başka bir spor kulübü böyle karanlık bir olayı bir daha yaşamaz.
