Köşe Yazısı

TÜRK FUTBOLUNUN KURTULUŞ REÇETESİ: LA MASIA MODELİ

Ahmet Faruk Balak
Ahmet Faruk Balak
5 dk Sesli Dinle 0

Futbol dünyasında başarıya giden yollar, tarifi zor ve maliyeti yüksek formüllerle aranır oldu. Oysa burnumuzun ucundaki doğruları görmemek için adeta kör olmak gerekiyor. Bu yazıda; dünya futbolunun zirvesine adını altın harflerle yazdıran bir modelden, Barcelona'nın can damarı La Masia'dan bahsedeceğim. Bu yapının Barcelona tarihindeki yerini, zamanla nasıl bir futbolcu fabrikasına dönüştüğünü, sporcularına sağladığı imkânları ve diğer altyapı okullarından farkını ele alarak bataktaki Türk futbolu için neden yegâne kurtuluş reçetesi olduğunu ortaya koyacağız.

Çiftlik Evinden Futbol Fabrikasına

La Masia, aslında 1702 yılında basit bir çiftlik evi olarak inşa edilmişti. İlerleyen dönemlerde ise Barcelona'nın dünya futboluna açılan en parlak penceresi hâline geldi. 1979 yılına kadar dönem dönem atölye ve çalışma stüdyosu olarak kullanılan bina, bu tarihten itibaren kulübün altyapı okulu oldu.

Ancak sistemin kaderini değiştiren asıl kırılma noktası 1988'de yaşandı. 1973-1978 yılları arasında Barcelona formasıyla sahada ter döken efsane futbol adamı Johan Cruyff, takımın başına teknik direktör olarak geçince kendi futbol felsefesini bu altyapıya aşıladı. Bugün tüm dünyanın gıptayla izlediği o muazzam üretim fabrikasının temelleri, işte bu Cruyff devrimiyle atıldı.

Sadece Futbolcu Değil, Karakter Yetiştiriyorlar

Cruyff'un "tiki-taka" adını verdiği ve pas organizasyonuna dayanan oyun felsefesi, La Masia'da sadece taktik tahtasında kalmadı; hırs, çaba ve en önemlisi mütevazılık gibi ahlaki değerlerle harmanlanarak çocukların ruhuna işlendi. Bu akademiyi diğerlerinden ayıran en büyük fark da budur: Orada sadece yetenekli futbolcular değil, erdemli ve nitelikli bireyler yetişiyor.

La Masia'da dikkat çeken bir diğer kritik unsur ise tüm alt yaş kategorilerinin, Barcelona A takımının oyun sistemini rehber edinip uygulamasıdır. Bu sayede altyapıdan A takıma yükselen bir oyuncu, kendini sudan çıkmış balık gibi hissetmez. Sisteme yabancılık çekmediği için takıma adaptasyon sürecini hızla atlatır. Uygulanan bu yöntemin etkisiyle de hem Barcelona'ya hem İspanya Milli Takımı'na, en önemlisi de dünya futboluna yön veren dehalar piyasaya çıkıyor.

Akademinin konumuna göz atacak olursak; ilk olarak Camp Nou'nun hemen yanında bulunan tesisler, 2011 yılında Sant Joan Despí'ye taşınmıştır. Çocuk yaşta akademiye adım atan yetenekler; burada sosyal, entelektüel ve kültürel açıdan eğitilerek her anlamda en iyi olanaklara kavuşuyor. Sınırlı sayıda sporcuya konaklama imkânı veren akademi, sunduğu aile ortamıyla gençlerin hayatını disipline ediyor.

Bununla birlikte sporcuların akademik başarısına çok büyük önem veriliyor. Tesis bünyesinde derslikler oluşturuluyor ve öğrencilerin okul hayatında belirli bir başarı standardının altına düşmesine kesinlikle müsaade edilmiyor. Antrenman saatleri ise sporcuların eğitim hayatını aksatmayacak şekilde planlanıyor. Boş vakitlerinde hobilerine zaman ayırabilecekleri konfor alanlarının bulunması, gençlerde kulübe karşı güçlü bir aidiyet duygusu geliştiriyor.

Kendi Yağıyla Kavrulan Bir Ekonomi

Biz her ne kadar futbol üzerinden ilerlesek de basketbol ve hentbol gibi branşlarda mücadele eden sporcular da La Masia'da saydığımız bu imkânlardan faydalanıyor. Hatta fiziksel olarak daha iri olan hentbolcular için kendi yapılarına uygun özel konaklama şartları sunuluyor.

Diğer branşlardaki sporcuların da yetişmesini sağlayan La Masia'nın futbolla bu denli özdeşleşmesi, Barcelona futbol takımının ekonomisindeki devasa rolünden ve bu akademi sayesinde adını dünyaya duyurmasındandır. Futbol takımının finansal yapısındaki önemini şöyle izah edeyim: Kulübün basketbol takımı sürekli isim sponsoru alırken, altyapı kaynaklarının büyüklüğü sayesinde Barcelona futbol takımının uzun yıllar boyunca formasına ticari hiçbir reklam almamış, adeta kendi yağıyla kavrulmuştur. Kulüp, tarihinin en parlak dönemlerini ve sayısız başarısını yine bu öz kaynak modeliyle yakalamıştır.

Peki, La Masia'ya gelip de başarılı olamayan sporcular yok muydu ya da akademiden ayrılanlar olmadı mı? Elbette oldu. Ancak La Masia'dan gelip de bekleneni veremeyen sporcular, burada aldıkları güçlü eğitim sayesinde zihinsel bir çöküşe girmiyorlar. Çünkü kulüp, bu gençleri hayata hazırlıyor ve farklı alanlarda değerlendirilmelerini sağlıyor. Ayrılık süreçlerine baktığımızda ise 16 yaşını dolduran her sporcunun, sözleşme şartları elverdiği sürece kendi isteğiyle ayrılabildiğini görüyoruz. La Masia zorunlu bir okul değil, tamamen gönüllülük esasına dayalı bir yapıdır. Futboldan örnek verecek olursak; Cesc Fàbregas, Mauro Icardi ve Dani Olmo gibi isimler daha fazla şans bulabilmek ve daha iyi finansal şartlara ulaşmak adına genç yaşta akademiden ayrılmayı seçmişlerdir.

Türk Futbolu İçin İbretlik Bir Ders

"La Masia'nın Barcelona için yetersiz kaldığı durumlar oldu mu?" derseniz, bence olmadı. Kulübün yakın geçmişte yaşadığı gerileme dönemi, tamamen yönetimsel hatalardan kaynaklıdır. Barcelona, geleneksel tutumunun aksine altyapısına güvenmeyi bırakıp dışarıdan gelen sözde yıldızlara astronomik paralar saçmaya başlayınca büyük bir mali krize girdi. Dikkat çekici olan ise, kulübün düştüğü o derin finansal kuyudan yine dışarıdan kurtarıcı bekleyerek değil, La Masia'dan çıkardığı yeni nesil genç evlatları sayesinde kurtulmuş olmasıdır.

İşte Barcelona'nın yaşadığı bu bocalama süreci bizler için ders niteliğindedir. Onlar gibi bir dünya devi bile kendi öz kaynaklarına sırtını döndüğünde bu denli sarsılıyorsa; altyapı kavramını çoktan gözden çıkarmış olan Türk futbolu için mevcut vizyonsuzluğun faturası uzun vadede çok daha ağır olacaktır.

Bugün bizim topraklarımızdan fışkıran Arda Güler, Semih Kılıçsoy veya Kenan Yıldız gibi saf yeteneklerin başarısı, tamamen bireysel çabaların veya tesadüflerin bir ürünüdür; asla planlı bir sistemin sonucu değildir. Biz bu çocukları bir sistem dahilinde, koruyarak ve eğiterek yetiştireceğimize, hâlâ günü kurtaracak yabancı transferlerin peşinde milyon avroları sokağa atıyoruz.

Türk futbolu için zararın neresinden dönülürse kârdır; yeter ki bu hatadan dönülmek istensin. Çözüm ise net bir şekilde ülkemize uyarlanacak bir La Masia modelidir. Bunu yaparken adamcılığı bir kenara bırakıp liyakati esas alırsak bu yapıyı uzun vadede ülkemize entegre edebilir; sporcularımıza sahada hırs ve çabayı, saha dışında ise mütevazılık ve karakteri aşılayabilirsek büyük bir dönüşüm başlatırız. En önemlisi de evlatlarımıza eğitim hayatı ile spor kariyerini birbirini feda etmeden, aynı anda sürdürebilecekleri bir sistem sunabilirsek, uzun vadede her branşta uluslararası kalitede ve nitelikli Türk sporcuları yetiştirebiliriz.

Bu Yazıyı Paylaş