Köşe Yazısı

Galatasaray Kupaları Kazanıyor, Peki Gençlerini Kazanabiliyor mu?

Ahmet Faruk Balak
Ahmet Faruk Balak
5 dk Sesli Dinle 0

Galatasaray dört yıl üst üste şampiyon oldu.

Okan Buruk, Türk futbol tarihine adını yazdıran büyük bir başarıya imza attı. Kupalar geldi, rekorlar kırıldı, Galatasaray Avrupa'da da önemli hedeflerin peşinden koştu.

Bugün Galatasaray'ın sportif başarısını tartışmak mümkün değil.

Ancak bir kulübün büyüklüğü ve başarısı yalnızca bugün kazandığı kupalarla ölçülmez.

Asıl mesele, yarının takımını nasıl kurduğudur.

İşte tam bu noktada Galatasaray'ın önünde önemli bir soru işareti var:

Galatasaray, genç oyuncularına gerçekten ne kadar güveniyor?

Son iki yıldan uzun süredir Galatasaray altyapısında gelecek vaat eden bazı genç oyuncuların kulüpten ayrılarak farklı takımlara yöneldiğini görüyoruz. Genç futbolcuların bir bölümü, Galatasaray A Takımı'nda forma bulma ihtimalini yeterince yüksek görmüyor olabilir.

Peki, bir genç oyuncu önünde bir gelecek göremiyorsa neden Galatasaray'da kalmak istesin?

Galatasaray gibi dünyanın en büyük kulüplerinden birinde rekabetin üst düzeyde olması elbette normal.

Ancak rekabet ile genç oyuncuların önünü tamamen kapatmak arasında ciddi bir fark var.

Bugün Galatasaray'da sorgulamamız gereken nokta tam olarak burası.

Çünkü bir taraftan altyapıdan yetişen veya genç yaşta Galatasaray'a kazandırılan oyuncular kulüpten ayrılıyor, diğer taraftan Galatasaray dışarıdan genç oyuncular transfer etmeye devam ediyor.

Örneğin Can Armando Güner transfer edildi.

Peki, geçen sezon kendisine ne kadar forma şansı verildi?

Benzer şekilde Nhaga örneği de aynı soruyu akıllara getiriyor.

Genç oyuncuya güveniyorsanız, onu sadece transfer etmek yetmez.

Onu geliştirmek, doğru planlamak, oynatmak ve zamanı geldiğinde A takımın içerisine monte etmek gerekir.

Burada Okan Buruk'a da önemli bir soru sormak gerekiyor:

Dört yıl üst üste şampiyon olmuş bir teknik direktör olarak, Galatasaray'da neden hâlâ düzenli olarak A takıma kazandırılmış ve kalıcı hâle gelmiş genç oyuncuların sayısı bu kadar az?

Bu soruyu Okan Buruk'un başarılarını küçümsemek için sormuyorum.

Tam tersine...

Okan Buruk'un başarısı ortada.

Ancak dört yıllık süreçte Galatasaray'ın genç oyuncular konusunda daha fazla yol alması gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü bir teknik direktörün başarısı sadece kazandığı kupalarla değil, kulübün geleceğine bıraktığı mirasla da değerlendirilir.

Galatasaray bir yandan genç oyuncular transfer ediyor, diğer yandan bu oyuncuların A takımda forma bulmasını sağlayamıyorsa burada sistemin yeniden sorgulanması gerekir.

Çünkü bu durumun uzun vadede sürdürülebilir bir tarafı yok.

Bir genç oyuncuyu transfer ediyorsanız, onun gelişim planını da hazırlamalısınız.

A takımda forma şansı bulamıyorsa, düzenli oynayabileceği profesyonel bir kulübe kiralamalısınız. Gelişimini yakından takip etmelisiniz. Belli bir seviyeye ulaştığında ise Galatasaray'a geri getirip A takımda şans vermelisiniz.

Çünkü 19 yaşındaki bir futbolcunun sürekli genç takım seviyesinde oynamasıyla, profesyonel liglerde deneyimli oyunculara karşı mücadele etmesi aynı şey değildir.

Okan Buruk'un zaman zaman gündeme getirdiği 19 yaş altı veya 21 yaş altı ligleri konusundaki fikirleri elbette tartışılabilir.

Ancak burada asıl soru şu:

Genç oyuncu nerede daha hızlı gelişir?

Eğer bir futbolcu A takım seviyesine hazır değilse, profesyonel liglerde düzenli forma giymesi onun gelişimini çok daha hızlı sağlayabilir.

Bunun için aslında çok karmaşık bir sisteme ihtiyaç yok.

Genç oyuncuyu al.

Gelişim planını hazırla.

Oynayabileceği bir kulübe gönder.

Takip et.

Hazır olduğunda A takıma kazandır.

Bu kadar basit.

Eğer bir genç oyuncuya gerçekten inanmıyorsanız, onun geleceğiyle ilgili umut yaratmanın da bir anlamı yok.

Çünkü genç futbolcunun da bir kariyeri var.

Onun da hayalleri var.

Ve en önemlisi, onun da zamanla yarıştığı bir futbol hayatı var.

Akademide liyakat tartışması

Galatasaray Akademisi'nde tartışılması gereken bir diğer önemli konu ise liyakat.

Genç bir futbolcunun önünün açılmasında yeteneği, çalışkanlığı ve performansı belirleyici olmalı.

Futbol dünyasında zaman zaman genç oyuncuların gelişimi ve akademilerdeki değerlendirme süreçleri üzerinden çeşitli tartışmalar yaşanıyor. Galatasaray gibi milyonlarca taraftarı olan bir kulüpte bu tür tartışmaların gündeme gelmesi bile akademinin yönetim anlayışının ne kadar şeffaf ve güvenilir olması gerektiğini gösteriyor.

Akman kardeşler üzerinden kamuoyunda yapılan tartışmalar da bu açıdan bazı soru işaretlerinin gündeme gelmesine neden oldu.

Burada temel ilke çok açık olmalı:

Bir futbolcunun soyadı veya ailesinin futbol dünyasındaki geçmişi, onun önünü açmamalı.

Aynı şekilde bir gencin ailesi nedeniyle sahip olduğu yetenek de gölgelenmemeli.

Galatasaray Akademisi'nde herkes aynı kriterlerle değerlendirilmeli.

Bu noktada Hasan Şaş'ın yaklaşımının da örnek alınabilecek bir tutum olduğunu düşünüyorum.

Hasan Şaş'ın, kendi çocuğuyla ilgili dahi herhangi bir ayrıcalık tartışmasının oluşmaması adına oğlunun farklı bir kulübün altyapısında futbol eğitimi almasını tercih ettiği yönündeki yaklaşım, Türk futbolunda üzerinde düşünülmesi gereken bir örnektir.

Keşke Galatasaray Akademisi'nde de herkes için aynı kriterlerin geçerli olduğu, yeteneğin ve emeğin ön planda tutulduğu, şeffaf bir sistem oluşturulabilse.

Çünkü Galatasaray'ın altyapısı sadece bugünün futbolcularını değil, yarının yıldızlarını yetiştirmek zorunda.

Başarı, gelecekteki sorunları görünmez kılmamalı

Bugün Galatasaray'ın sportif başarısı o kadar büyük ki akademide yaşanan sorunlar ve genç oyuncuların durumu çoğu zaman gündemin gerisinde kalıyor.

Dört yıl üst üste şampiyonluk yaşayan bir takımın başarısı, elbette birçok problemi görünmez hâle getirebilir.

Ancak başarı, geleceğe dair sorunları ortadan kaldırmaz.

Galatasaray bugün başarılıyken yarının Galatasaray'ını da inşa etmek zorunda.

Çünkü Galatasaray'ın geleceği sadece transferlerle kurulamaz.

Galatasaray'ın geleceği, kendi gençlerini yetiştirerek de kurulabilir.

Bugün akademisinden yetişen veya genç yaşta kulübe kazandırılan oyuncuların, A takıma çıkamadan başka kulüplere yönelmesi, Galatasaray açısından uzun vadede önemli bir fırsat kaybına dönüşebilir.

Bir genç futbolcu Galatasaray'da kendisine bir gelecek görmüyorsa, bunun nedenlerini sorgulamak gerekiyor.

Galatasaray gençlerini kaybetmemeli.

Okan Buruk ve teknik ekibin, kulüp yönetiminin ve akademi yapılanmasının bu konuya daha fazla eğilmesi gerektiğini düşünüyorum.

Çünkü Galatasaray sadece bugünün şampiyonu değil.

Galatasaray, Türkiye'nin futbol geleceğini de şekillendirebilecek büyüklükte bir kulüp.

Ve artık şu gerçeği kabul etmek gerekiyor:

Galatasaray gençlerini kazanırsa, sadece kendi geleceğini değil, Türk futbolunun geleceğini de güçlendirebilir.

Çünkü bir kulübün en büyük transferi bazen dışarıdan getirdiği yıldız değil, kendi altyapısından çıkardığı yıldızdır.

Belki de Galatasaray'ın bundan sonraki büyük hedeflerinden biri, Avrupa'da kazanılacak yeni kupaların yanında, kendi akademisinden yetişen gençleri de Avrupa futbolunun yıldızları hâline getirmek olmalıdır.

Çünkü kupalar bugün kazanılır.

Ama iyi bir akademi, geleceği yıllar boyunca kazandırır.

Bu Yazıyı Paylaş