Köşe Yazısı

Hakkı Öznur - Ne Umut Hakkı! Ne Koordinatörlüğü Kafir PKK, Kafir Çukur Öcalan!

Misafir Kalem
Misafir Kalem
5 dk Sesli Dinle 1

 Ülkücü fikir ve siyaset adamı  Ülkücü Camianın önde gelen isimlerinden “Ortadoğu’nun Cahşları” adlı iki ciltlik kitabın yazarı,  şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu’nun yol ve dava arkadaşı,Hakkı Öznur  2. İhanet sürecine yönelik  eleştirilerine devam etti.  Çukur Apo için önerilen,  “Umut Hakkı ve Barış Koordinatörlüğü” önerisine sert tepki gösterdi. Açıklamasında,  Marksist- Leninist PKK  terör örgütünün kafir bir örgüt  olduğunu  söyledi. Açıklamasında, “15 bin vatan evladını  şehit eden ve aralarında bebeklerin olduğu sivil ve masum  binlerce insanı katleden  kafir terör örgütünün başı, cinayet şebekesinin elebaşısı için “koordinatörlük” önerilmesi asla kabul edilemez” dedii Öznur açıklamasında ABD ve Siyonist uşağı, PKK terör örgütünün kanlı eylemlerini de tek, tek anlattı. 

Hakkı Öznur’un açıklamasının tam metni:

Demokratik hukuk devletinin, parlamenter demokrasinin hüküm sürdüğü ve hürriyetçi demokrasinin hâkim olduğu ülkelerde teröristler için, terör örgütlerinin elebaşları için kimse “umut hakkından” söz edemez! Terörist başı için kimse “Başmüzakereci” veya “Barış Koordinatörü” önerisinde bulunamaz! İdam cezası olan ülkelerde cezası idamsa idam edilir; ömür boyu hapisse, hapiste cezasını çeker.

Demokratik ülkelerin meclislerinde terör şeflerine kimse “Sayın” diye hitap edemez, bebek katilleri için kimse “umut hakkı” talep edemez. Bu taleplerde bulunanlar demokrasinin ve siyasetin dışına anında çıkarılırlar ve demokratik toplum tarafından dışlanırlar.

Ancak; otokrasinin hâkim olduğu, otokrat liderlerin yönettiği otoriter ve totaliter rejimlerde terörist başlarına, terör şeflerine ve teröristlere kimse ses çıkarmaz. Çünkü onlar o karanlık rejimlerin, diktatörlüklerin ve dikta rejimlerinin eli kanlı, halk düşmanı katiller ordusudur.

İnsanlık düşmanı bu rejimlerde teröristler güvende olurlar ve yaşarlar. Bebek ve çocuk katilleri olan, masum ve sivil insanları katleden bu cinayet şebekeleri ve bunların elebaşları bu katil rejimlerde dokunulmazdır. 20. Yüzyıl, "totaliter ideolojik putperestlik çağı" idi. 21. yüzyılda yine bunların izlerini devam ettiren otokrat yönetimler var. Stalin, Mao, Hitler, Mussolini, Pol Pot (Saloth Sar), Hun Sen, Fidel Castro, Çavuşesku, Kim Il-sung, Kim Jong-il, Paul Biya, Saddam, Esad klanı, Hüsnü Mübarek, Abdülfettah Sisi, Şi Cinping, Putin, Benyamin Netanyahu vb. katiller ve zalimler neyse; bebek katili Abdullah Öcalan adlı çukur da odur.

Siyonist köpek, bebek katili ve cani Netanyahu ile köylerde katliam yaptıran, çoluk çocuk katlettiren, 1500 çocuğun katili Apo denen çukur arasında hiçbir fark yoktur!

Zalimler; arsız, vicdansız ve izansız olur. KCK/PKK diktatörlüğünün başında olan Öcalan, kafir bir terörist başıdır. Öcalan kafir, zalim ve pisliktir. PKK da kafir bir örgüttür.



Bundan kısa bir süre önce Apo denen bebek katiline “Sayın” demek bile suçtu. AKP bunu suç olmaktan çıkardı. Şimdi terörist başına muteber kişi muamelesi yapılıyor.

Marksist-Leninist PKK diktatörlüğünün başında olan, örgütü 48 yıldır diktatörce yöneten cinayet şebekesinin başı Apo denen çukur için “Umut Hakkı”, “Barış Koordinatörlüğü” vb. öneriler asla kabul edilemez. Çok uluslu şirket PKK, bir cinayet şebekesidir; Apo denen çukur da onun elebaşısıdır.

Dün “terörist başı” dedikleri için bugün “umut hakkından” söz edenleri, ona “kurucu önder” diyenleri tarih, milletimiz, şehit ve gazi aileleri ile Ülkücü Hareket asla affetmeyecektir!

İkinci ihanet sürecinin mimarlarına bir kez daha hatırlatıyorum: 1978-2026 arası, 48 yıl boyunca stratejik maşa PKK terör örgütü tarafından 12 binden fazla vatan evladı hain pusularda, tuzaklarda ve saldırılarda şehit düşmüştür.

PKK terör örgütü 1984’ten günümüze 500 köy basmış ve katliamlar yapmıştır. 1500 civarındaki bebeği ve çocuğu, binlerce sivil ve masum insanı katletmiştir. Çözüm süreci denilen ihanet sürecinde, 2011–2015 arası 4000’den fazla çocuk PKK tarafından zorla dağa kaçırılmıştır.

Otoriter, totaliter yönetimler, rejimler ve örgütler için insanların değeri yoktur. Terör örgütü PKK gibi örgütler için de insanların değeri yoktur. Stalinist/Pol Potçu zihniyete sahip PKK, kendi diktatörlüğü, egemenliği ve otoriter yapısı için bütün Kürtleri askeri kabul ediyor. Bu nedenle sınır ve hukuk tanımazlıkla çocukları dağa çıkarıyor.



400 civarında jandarma karakolumuzu basan; dağda, kırsalda, metropolde askerimizi ve polisimizi şehit eden terör örgütünün kanlı saldırılarında 2 bin 500 korucumuz da şehit olmuştur; 3 bin korucu gazi unvanını almıştır.
Totaliter teori ve pratikte üstüne yok olan PKK diktatörlüğüne destek veren sözde aydınlar ve sözde akademisyenler, terörizme bilinçli olarak en açık desteği veren vatan hainleridir.

2015-2016 sürecinde hendeklerin önünde “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dır partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek Türkiye’ye kin kusan, devlete başkaldıran Amerikan, İngiliz ve İsrail uşağı taşeron PKK terör örgütüne destek veren işte bu beşinci kol çevrelerdir.

Çınar’da, Ankara’da, İstanbul’da vb. yerlerde tonlarca bomba kullanılarak gerçekleşen saldırıların ve bu saldırılarda hayatını kaybeden çocukların, sivil insanların, askerlerin, polislerin; PKK destekçisi devlet ve demokrasi düşmanı bu vatan hainleri için bir önemi yoktur. Bunlar, PKK’lı katillerin, bebek katillerinin ve canilerin yasını tutar; onların cenaze törenlerine katılır, başrolde yer alırlar.

Apo itini “Barış Meleği”, Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışmışlardır. Cinayet şebekesi bebek katili PKK terör örgütünü özgürlükçü ve barış yanlısı bir STK gibi göstermeye kalkarak algı operasyonu yapmışlar ve meşrulaştırmaya çalışmışlardır.

Hendek sürecinde “Kürt kanıdır kanımız, Apo’dur başkanımız. Kürdistan toprağımız, gerilladır adımız” gibi ırkçı, faşist marşlar söyleyen, söylemlerde bulunan, terör propagandası yapan ve terör örgütünü masum göstermeye çalışanlar küresel emperyalizmin yerli işbirlikçileridir.

Birinci ihanet sürecinde ABD ve bazı AB ülkeleri tarafından Kandil ve Ayn el-Arab’da silah ve bomba eğitimi alıp sonra Sur’da, Cizre’de, Silopi’de, Silvan’da, Nusaybin’de, Yüksekova’da, Ceylanpınar’da vb. yerlerde suikast silahlarıyla, döşenen mayınlarla, bombalarla 1181 vatan evladı şehit düşmüştür. El yapımı patlayıcı (EYP) saldırıları sonucu 515 güvenlik gücümüze mensup asker ve özel harekat mensubu polisimiz şehit düşmüştür.

48 yıldır çoluk çocuk, kadın erkek, genç yaşlı demeden binlerce masumu öldürdüler. Bingöl, Başbağlar, Mısır Çarşısı, Anafartalar, Güngören, Yavi, Vezneciler, Çankaya, Güvenpark, Elazığ, Şemdinli, Van, Adana, Beşiktaş, Kayseri ve en son 12 Eylül 2019 günü Kulp vb. onlarca katliam…Bu kanlı katliamların, kanlı eylemlerin hepsini ihanet sürecinin mimarlarının ve bölücülerin PKK terör örgütü yaptı. Şenay, Neşe, Ayşegül, Dilay, Esma, Aynur, Nesrin, Ahmet, Mehmet, Mustafa, İsmail, Rüstem, Uğur, Necmettin, Kubilay gibi vefakâr, fedakâr ve asil öğretmenlerimiz; Eren gibi çocuklarımız, Bedirhan gibi bebeklerimiz kafir PKK tarafından şehit edildi.

PKK 48 yıl önce de bebek katili idi, şimdi de bebek katili… Barış, özgürlük, halkların kardeşliği gibi söylemleri ağzından düşürmeyen terör örgütünün gerçek yüzü işte bu…

Şehitlerimizin ruhları şad, mekânları cennet olsun.

İHANET SÜRECİNE GEÇİT YOK!

NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Lütfen artık hepiniz toplanın, MHP ve Devlet Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunun. Artık MHP'den hayır çıkmayacağı belli. Bu kantarın topuzu çoktan kaçtı. Mevcut kanunlarımıza göre ağır suç işlemektedirler. Hukuk devleti istiyorsak, bu hukuksuzlukla başlamaktan daha şerefli ne olabilir.? Bu cesareti gösteremeyecekseniz, bu işe hiç soyunmayın. Bu günler sıradan siyasi çekişmelerin günleri değil. Bu günler Türkiye'nin kaderini belirleyecek günler, işte şimdi bize bir Cumhuriyet Savcısı lazım. Hatta Cumhuriyet savcılarından bir ekip. Adam gibi adamlar. Hepsini yüce divana kadar kovalayacaklar ve arkasında da gerçek Türkçüler gerçek Atatürkçüler. Böyle bir günü özlemle bekleyen ülke nüfusunun kahir ekseriyeti, sessiz yığınları. Gün bu gündür. Konuşma kısmı bitmiştir, iş yapma kısmına geldik. Şimdi bu kısımda sahte ile gerçek birbirinden ayrılacak.

Bu Yazıyı Paylaş