Köşe Yazısı

Heyet, Öcalan, İhanet…

Vedat Çakıroğlu
Vedat Çakıroğlu
2 dk Sesli Dinle 0

Türk Milleti'nin yaşadığı coğrafyada bir döngü yaşanıyor.

Osmanlı Devleti, 1836'da İngiltere ile yaptığı, adına “ticaret anlaşması” denilen, aslında Osmanlı Devleti'nin İngiliz eksenine girmesini sağlayan anlaşmayı yaptıktan sonra İngiltere Dışişleri Bakanlığı ve İngiltere İstanbul Büyükelçiliği etkisinde yönetilmiştir.

Sözde ticaret anlaşmasının ardından 3 Kasım 1839'da bir İngiliz taraftarı sadrazam (başbakan) Mustafa Reşit Paşa tarafından Gülhane'de Sultan Abdülmecit'in Tanzimat Fermanı yayımlandı. Türk Milleti'ne “Batılılaşma” olarak yutturulan ferman, uygulamada iç ayrılıkların başlangıcı olmuştur.

Bir kere yol açılmıştı artık.

Gene padişah Abdülmecit, sadrazam (başbakan) Mustafa Reşit Paşa; Bu defa Osmanlı sadrazamı, İngiliz ve Fransız büyükelçisi birlikte 18 Şubat 1856'da hazırladıkları, adına “Islahat Fermanı” dedikleri bir padişah fermanı yayımladılar.

Osmanlı'nın yıkılışı esas Islahat Fermanı'yla kesinleşti.

Ülke yönetimimiz o kadar İngilizleşmişti ki, Osmanlı sadrazamı (başbakan) Mithat Paşa yargılanmamak için İngiltere Büyükelçiliği'ne sığınmış ve Osmanlı Devleti, başbakanını İngiliz Büyükelçiliği'nden 6 ay uğraşarak geri almıştı.

Sonuçta Osmanlı Devleti, İngilizler tarafından yıkıldı, başkent İstanbul işgal edildi, Padişah Vahdettin bir İngiliz yüzbaşısından emir alır halde esir alındı.

Bugünkü ABD Ankara Büyükelçisi ve Trump’ın Suriye sorumlusu Tom Barack’ın durumu farklı mı? ABD Büyükelçisi, Türkiye'nin Mustafa Kemal Atatürk çizgisinden ayrılması gerektiğini, İsrail'in Ortadoğu'da millî devletler istemediğini, BOP Projesi'nin uygulamalarının devam edeceğini, ABD'nin PKK'nın Suriye kolu SDG'yi maddi ve askerî olarak desteklediğini ve destekleyeceğini ve Türkiye'nin egemenliğine kast eden bir sürü söylemi açık açık bir müstemleke sömürge valisi edasıyla söyledi ve hâlâ söylüyor.

Türkiye'nin gündemine sokulan Abdullah Öcalan bir ABD aparatı, bir ABD kuklası.

Osmanlı'nın İngilizlerce teslim alınmasına Türk Milleti, İngiltere'nin “Şark Planı”nın eşbaşkanlığını veya kapı kulluğunu yaparak değil, millî bir güç oluşturarak ölümüne karşılık vermiştir.

Türkiye'nin kurucusu Atatürk, bugün yaşayan Türk Ulusu'na yüz yıl öncesinden seslenmiş bir öğüt bırakmış.

Gençliğe Hitabe'de bu öğütlerini dile getirmiş.

TBMM'de bir Öcalan komisyonu kurulmuş ve bu komisyon yarın terörist Abdullah Öcalan'ın ayağına gitsin mi oylaması yapacakmış.

Bebek katili Öcalan'ın ayağına gidecek olan milletvekili varsa ki var görünüyor, Türk Milleti adına bir katilin ayağına gidemez ancak kendi adına gidebilirler.

Bir bebek katilinin ayağına gidenler, Türk Milleti tarafından ancak İstiklal Savaşı'mızın muhalifi Ali Kemal, Damat Ferit, Selanik'i bir mermi atmadan Yunan'a satan Hasan Tahsin Paşa, Yunan'a sığınan ve Türklük'ten istifa ettiğini yazma şerefsizliğini gösteren Şeyhülislam Mustafa Sabri nasıl anılıyorsa öyle anılacaklardır.

Dünyanın her yerinde hain bulunur da hain kontenjanı bizde biraz fazla galiba…

Bu Yazıyı Paylaş