Köşe Yazısı

Milliyetçilikte yeni alanlar

Adnan Hazır
Adnan Hazır
2 dk Sesli Dinle 1

Artık günümüzde milliyetçilik anlayışı yalnızca klasik siyasi ve ideolojik tanımlarla sınırlı değildir. Çağın değişen şartlarıyla birlikte yeni kavramlar, yeni mücadele alanları ve yeni milliyetçilik anlayışları ortaya çıkmıştır.

Bugün;

Bilim, teknoloji ve inovasyon milliyetçiliği,

Savunma ve savaş sanayi milliyetçiliği,

Ekonomi ve endüstri milliyetçiliği, tarım ve gıda milliyetçiliği, kültür, sanat ve spor milliyetçiliği,

Yüksek teknolojili üretim ve dünya çapında marka oluşturma milliyetçiliği, dijital ve sosyal medya milliyetçiliği,

Nadir Toprak Elementleri (NTE) milliyetçiliği,

Genetik bilimi milliyetçiliği, uzay milliyetçiliği,

Denizler ve okyanuslar milliyetçiliği,

Orman ve çevre milliyetçiliği,

Nükleer enerji ve stratejik güç milliyetçiliği,

Genç nüfus ve insan kaynağı milliyetçiliği, gibi kavramlar doğmuş; bazıları ise gelişen dünya şartları içinde zamanla daha da belirgin hâle gelecektir.

Bu nedenle Türk milliyetçiliğinin kapsamı içerisinde bütün bu alanların da yer alması ve milletçe topyekûn bir milliyetçilik şuuruna sahip olunması gerekmektedir. Çünkü güçlü devletler artık yalnızca askeri güçle değil; teknoloji, ekonomi, üretim, enerji, bilim, kültür ve insan kaynağıyla da ayakta kalmaktadır.

Bugün küreselleşen dünyada Türkiye’nin kendi içinde kutuplaşması, ayrışması ve birbirine düşmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Ancak etrafımıza baktığımızda ortaya çıkan tablo zaman zaman endişe verici boyutlara ulaşmaktadır.

Toplum; laik – muhafazakâr,

Atatürkçü – Atatürk karşıtı,

Osmanlıcı – Osmanlı karşıtı,

Alevi – Sünni,

Türk – Kürt,

şu tarikat – bu tarikat, şu cemaat – bu cemaat, farklı mezhep anlayışları,

Müslüman – gayrimüslim, şu partili – bu partili, Diyanet yanlısı, diyanet karşısı  Cami yada cem evi yanlısı veya karşıtı 

Türk milliyetçisi, sosyalist veya ırkçı  Arap kültürünü İslam sanan veya Arap düşmanlığı 

Suriyeli yanlısı – Suriyeli karşıtı,

yandaş medya – fondaş medya,

bizim mahalle – karşı mahalle gibi onlarca ayrım ve kutuplaşmanın içine sürüklenmektedir.

Oysa bir toplumda ayrışmalar çoğaldıkça önce selamlaşmalar azalır, insanlar birbirinden uzaklaşır, kahvehaneler ayrılır, sivil toplum kuruluşları bölünür, sosyal gerilimler artar ve sonunda önlenemeyen çatışma ortamları ortaya çıkabilir.

Türkiye’de bu kutuplaşma zemininin oluşmasında küresel sermayenin, emperyalist politikaların, Siyonizmin ve uluslararası güç mücadelelerinin etkisinin büyük olduğu da unutulmamalıdır. 

Bu nedenle millet olarak sağduyulu davranmalı, farklılıklarımızı çatışma sebebi değil zenginlik olarak görmeli ve bizi ayrıştırmak isteyen büyük oyunlara asla teslim olmamalıyız.

Bu Yazıyı Paylaş