Köşe Yazısı

Ulus İçinde Ulus Yaratmak

Av. Dr. İrfan  Sönmez
Av. Dr. İrfan Sönmez
2 dk Sesli Dinle 1

Terörü bırakan örgüt teröre dönemez diye bir kaide yok. İdeallerini, ideolojisini korudukça silahı bırakan her hareket yeniden teröre dönebilir.
Bunun sınırlı da olsa bazı örnekleri var. Kolombiya FARC’la anlaştı. Örgüt silah bıraktı, militanlar 13 terhis bölgesine gönderildiler. Ancak FARC içinde bazı unsurlar silah bırakmadı, eylemlerine devam ettiler.
 
Önceki gün Gazete Oksijen isimli internet sitesinde bir haber yayınlandı, haberde Kolombiya Cumhurbaşkanı Esprielle’nın, FARC ve ELN unsurlarına karşı kapsamlı bir saldırı talimatı verdiği yazıyordu. Zira, son haftalarda iki örgüt güvenlik noktalarına 40’tan fazla bombalı saldırı düzenlemiş,20’den fazla güvenlik görevlisi öldürülmüştü.
 
FARC silah bıraktı ama bazı muhalif unsurlar eylemlerine devam ettiler.
Bu sadece Kolombiya’ya özgü bir durum değil. Geçmişte Filipinler’de de benzer bir durum yaşandı. MORO Ulusal Kurtuluş Ordusu yönetimle anlaşarak sınırlı bazı haklar karşılığında silah bıraktı. Ancak bir süre sonra bu haklarla tatmin olmayan gruplar bu defa Moro İslami Kurtuluş Cephesi(MILF) altında birleşerek yeniden eyleme başladılar. Çatışmalar uzun süre devam etti. Sonunda Türkiye’nin de aracılık ettiği görüşmelerle taraflar daha geniş haklarda anlaşarak silahlı mücadeleye son verdiler.
 
Bu örnekler her anlaşmada aynı sonucun çıkmayacağını, örgütler içinde muhalif yahut –tatminsiz grupların- silahlı mücadeleyi sürdürebilecekleri anlamına geliyor.
Bu nedenle terörü önlemek sadece oturup bir anlaşma yapmakla bitmiyor, esas olan insanların eline silah tutuşturan fikirlerin, ideolojilerin devre dışı bırakılmasıdır. Ayrılıkçı düşünce düşünce zayıflatılmadıkça, toplum birlik düşüncesine ikna edilmedikçe –teröre dönme potansiyeli- her zaman devam edecektir. Yani aslolan silahla birlikte ayrılıkçı düşüncelerle mücadeledir. Ayrılıkçılığın hedefine varamayacağını, kullandığı propaganda malzemesinin gerçeği yansıtmadığını göstermektir. Bu fikrin peşine takılanları milli bütünlüğe ikna etmektir. Örgüt, mevcut potansiyelini ikna yoluyla elde etmiştir, daha güçlü ikna silahlarına sahip olan devletin aynı kitleyi başka bir düşünceye ikna etmesi mümkündür. Bunun için akıl, bilgi, kararlılık ve milli menfaatleri kişisel çıkarlardan üstün tutan bir siyaset ve kadro gerekir. Bugün şüphe ve tereddütleri büyüten böyle bir kadronun yokluğudur.
 
Milliyetçilik bir devlet kurma doktrinidir. Devletini kuran topluluklar için millet inşa etme siyasetidir. Bir etnik grup milliyetçilik yapıyorsa devlet istiyor demektir. Bunun karşılığı ve paradının da bu gayeye ulaşmanın imkansızlığını göstererek olmalıdır. “Ellerindeki silahı alıp önlerini açalım” siyaseti, doğru bir siyaset değildir. Doğru olan, fikirlerini anlamsız ve imkansız kılarak silaha sarılmayı gerekçesiz ve anlamsız hale getirmektir. Zira, fikren dağılmış bir hareket eline silah alamaz, çünkü silaha sarılmanın gerekçesini açıklayamaz. Hülasa, ulus içinde yeni bir ulus yaratmanın yolunu açmak,
şartlarını oluşturmak çözüm değildir.

Bu Yazıyı Paylaş