Gazeteci Özlem Akarsu Çelik Halk TV'den istifa gerekçesine ilişkin açıklama yaptı. Çelik açıklamasında "HALK TV Ankara Temsilciliği görevimden istifamın gerekçesi. Dört aydır birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarıma ve değerli izleyicilere saygılarımla…" ifadelerini kullandı.  

Açıklamada "gazete patronlarının genel yayın yönetmenliğine soyunmaması gerektiğini" vurgulayan Çelik, "gazetecilik kamu yararı yerine, bir patronun, belli siyasi ve ekonomik yapıların çıkarı gözetilerek icra edildiğinde ülkenin ne hale geldiğinin tanıklarıyız." eleştirisini de dile getirdi. 

Özlem Akarsu Çelik'in açıklamasının tamamı:

"1 Eylül 2022 tarihi itibariyle başladığım Halk TV Ankara Temsilciliği görevimden 6 Ocak 2023 akşamı istifa ettim. Sizden gelen sorular üzerine açıklama yapmam zorunlu hale geldi. Türkiye'nin en çok izlenen haber kanalından neden istifa ettiğimi soruyorsunuz. Gerekçemin her zamanki gibi ilkesel olduğunun bilinmesini isterim.

Halk TV'de gerek ekran yüzleri gerekse haberin mutfağında çalışan arkadaşlarımızın olağanüstü emeğine, fedakârlığına ve sabrına saygım sonsuz. Hepsine teşekkür ediyorum. Onları töhmet altında bırakacak tek bir söz söylemem. Sizler gibi ben de meslektaşlarımı izleyip okumayı sürdüreceğim.

Bir büro kurmanın ve ekiple heyecanlı bir yolculuğa çıkmanın zorluklarını defalarca tecrübe etmiş bir gazeteci olarak istifa kararını, genç meslektaşlarımın hak ettiği koşullarda çalışması için aldım.

İYİ Parti'deki görevinden istifa eden Cihan Paçacı kimdir? İYİ Parti'deki görevinden istifa eden Cihan Paçacı kimdir?

212 GAZETECİLERİN TEMEL HAKKIDIR

Gazeteciliğin 'olmazsa olmaz'ları, 212 Sayılı Basın Kanunu'na tabi çalışmak ve editoryal bağımsızlıktır. Medya patronları açısından biraz daha maliyetli bir sigorta olduğu için yıllarca 212’siz çalıştırılan gazeteciler, bugün milyonlarca EYT'li arasında. Ayrıca mevcut siyasi iktidar, 212'den kaynaklanan haklarımızı patronlarla iş birliği yaparak gasp etti. Geriye sadece yıpranma payı ve basın kartı hakkımız kalsa da 212, habercilerin temel hakkıdır, medya patronları açısından zorunluluktur.

Geçmişten bugüne medyada sendikal girişimlerin nasıl sertlikle engellendiği de bilinen bir olgudur. Toplumun her kesimindeki emekçilerin hak arayışını gündeme taşıyan bizlerin, kendi haklarına sahip çıkamayışı, kabul edilemez.

Gazetecilik kamu yararı yerine, bir patronun, belli siyasi ve ekonomik yapıların çıkarı gözetilerek icra edildiğinde ülkenin ne hale geldiğinin tanıklarıyız. Gazetecilikten gelmeyen medya patronları genel yayın yönetmenliğine soyunmamalı, hasımlarını/hısımlarını bu işe karıştırmamalı ve haber merkezlerini yönetme işini mesleğimizin saygın isimlerine bırakmalıdır. Aksi durumda, hukuksuzlukları hamasetle örtenlere ve kendisini alternatifsiz sanan tek insan yönetimlerine dönüşürüz. Saygılarımla..."