Sözcü’den Latif Sansür’ün haberine göre, Sağlık Bakanlığı’nın Eğitim Araştırma Hastanelerini bünyesinde toplayan Sağlık Bilimleri Üniversitesi (SBÜ), geçen Ağustos'ta ilan ettiği 408 doktor öğretim üyesi, doçent doktor ve profesör kadro ilanından sonra, ülkemizde en fazla akademisyen kadrosu açma rekorunu dün ilan ettiği 553 kişilik ilan ile kırdı.

SBÜ'nün ilanının yasa ve yönetmelikler ile yasaklanan, Yüksek Öğretim Kurumunun (YÖK) daha önce defalarca uyarıda bulunduğu “isimleri işaret eden ifadelere” dikkat çeken bir akademisyen şunları kaydetti:

“İlan açıkça seçilmiş akademisyenlerin akademik yükselmelerini sağlama amacını taşıyor. İlanda yer alan kadroların tamamı isme özel, sadece isimler yazılmamış.  ‘Hastanede verilen yemek hizmetlerinde yemek atıkları konusunda çalışması olmak’, ‘radyoterapi kaynaklı tükürük bezi hasarı üzerine melatoninin radyoprotektif  etkileri konusunda çalışması olmak’, ‘kolon kanserinde sağkalım üzerine melanomda preferansiye ekspresse antijenin etkisi konusunda çalışması olmak’, ‘rijit sistoskopi yapılan hastalarda hipnozun anksiyete ve ağrı üzerine etkisi konusunda çalışması olmak’, ‘preoperatif anksiyete üzerine akupunktur uygulamasının etkisi konusunda çalışması olmak’, ‘dikkat eksikliği vehiperaktivite bozukluğu olan çocukların ebeveynlerinin öfke ve saldırganlık düzeyi konusunda çalışması olmak’ gibi ifadelerle, başka akademisyenlerin başvurmasını engelleyici  kısıtlayıcı tek bir çalışmayı işaret eden aranan özelliklerle kişiler işaret edilmiş”

Tanju Özcan Türkiye'nin acı gerçeklerini böyle ifade etti: "Torpilsiz..." Tanju Özcan Türkiye'nin acı gerçeklerini böyle ifade etti: "Torpilsiz..."

“AKADEMİSYENLER HAKKINI ARAYAMIYOR, ARARSA KADRO ALAMIYOR”

Diğer taraftan, ülkemizde bulunan pek çok devlet üniversitesinde 5-10 yıldır, doçent oldukları ya da profesörlük süre ve yayın kriterlerini karşıladıkları halde, norm kadro, ya da pek çok farklı gerekçelerle kadro açılamadığını söyleyen başka bir akademisyen ise SBÜ'de üç ayda bini aşkın kadro açılmasını eleştirdi.

“Özlük haklarından mahrum kalan birçok akademisyen, akademik yükselmelerini gerçekleştiremiyor. Yıllarca kadro bekleyen, bu amaçla gerekli süre ve yayın kriterlerini yerine getiren, buna rağmen halen hak ettikleri kadrolara ulaşamayan akademisyenler, haklarını arama yoluna giderlerse, hiç kadro alamama riskine de giriyor. Bu nedenle de etkin bir şekilde hakkını arayamıyor. Bu eziyet düşmana yapılmaz” ifadelerini kullandı.