Onlar çoğunlukla Anadolu’nun gariban aile çocukları olarak dünyaya geldiler,

Bağışıklığı güçlü olanlar yitiklik girdabında yaşama tutundular,

İlk, orta, lise, üniversite derken okuyanlar da oldu feleğin sillesini yiyenler de,

Lakin vatan sevgileri hep aynı demde kaldı…

Yunus Dümen’in deyimiyle “Kurtçular Derlerdi” onlara,

Okullarda ülkücüler, kırsalda komandolar,

Şehirlerde, Türkeşciler ve bozkurtlar dediler,

Özü göremeyen mahfillerde onlara iftiralarla kirlenmiş namlar verdiler…

12 Eylül sarmalında vurgun yediler, işkence gördüler, şehit edildiler,

Hapisten çıkabilenler işsiz kaldılar,

Bir elin parmaklarını geçmeyenlere binaen mafya damgasını yediler,

Bu darbelerin kaymağını her daim “ört ki ölem” diyenler ham ettiler…

Hiçbir zaman ırkçı olmadılar ama ırkçılıkla suçlandılar,

Her türlü “izme” set oldular ama çakma elitlerce faşistlikle yaftalandılar…

Yazılı sınavlardan geçmelerine rağmen, mülakatlarda önce onlar elendiler,

Onların yerlerine tercih edilenler palazlandılar ve bu millete kurşun sıktılar,

İktidar değişiminde görevden ilk önce hep onlar alındılar,

Lakin önce ülkem türküsünü çığırmaya hiç ara vermediler…

Gün geldi aynı secdeye baş koyduklarınca Fatiha bilmezlikle suçlandılar,

Gün geldi eşrefi mahlûkat muhasebesinde aktif pasif denklemine tıkıldılar…

Gün geldi kendi yuvalarında kendi arkadaşlarının hışmına uğradılar,

Gün geldi kan kustular ancak kızılcık şerbeti içtik dediler,

Ama ay yıldızlı bayrağa ve cennet vatana olan sevdalarına gölge düşürmediler…

Kan kokan sınırlarımızın güvenliği için Afrin’e giden yolun adıydı Zeytin Dalı,

Sıcacıktı, henüz sımsıcaktı şehitlerimizin kanı…

Bakın bakalım, ilk şehidimiz Musa Özalkan kimdi,

Vasiyetinde kendi çocuklarını değil Telafer’deki Türkmen balalarını düşünen kimdi…

Görün bakalım, 30 Ağustos’ta veciz bir konuşma yapan şehidimiz Oğuz Kaan Usta kimdi,

O gün adı konmayan bir milletin değil Türk Milletinin düşmanlarını tanımlayan kimdi…

İnceleyin bakalım, en anlamlı bozkurt işaretini yapan şehidimiz Mehmet Muratdağı kimdi,

Henüz altı aylık evli olan, ardında gencecik dul bir eş, bizlere kardeş bırakan kimdi…

Vatan müdafaasında hâşâ sayım olmaz, olamaz, olmamalıdır,

Amma fakat ve lakin hiç olmazsa;

Bilinsin ki, Vatan aşkına can verenler ülkü tozu yutanlardandı,

Kayalara kazınsın ki, Al bayrak için koşan Afrin şehitleri Ocakta nefeslenenlerdendi,

Türküler de yakılsın ki, onlar Bozkurt işaretiyle selam duranlardandı,

Düşmana korku salınsın ki, onlar gökyüzünü şahin bakışıyla delenlerdendi,

Umut olarak saçılsın ki, Onlar Kızıl Elma’ya ve şahadete severek koşanlardandı,

Hülasa onlar kuru bir özür borcumuz olanlardandı…