Deprem uzmanı Prof. Dr. Naci Görür, olası deprem ile ilgili çarpıcı açıklamalarda bulundu. TOKİ'nin ucuza sosyal konut projesinin İstanbul'da uygulanmasının deprem açısından büyük tehlike olduğunu belirten Görür, "İstanbul'da minimum 50 bin bina olası bir depremde yerle bir olacak. 7 baraj da yok olacak. 300 bin insan ölümle burun buruna gelecek" dedi.

Yaptığı deprem tahminlerinin gerçekleşmesiyle tanınan yer bilimci Prof. Dr. Naci Görür İstanbul ve kentte başlatılan TOKİ sosyal konutları için de depreme yönelik uyarılarda bulundu. 

Haber3'te yer alan bilgilere göre, Prof. Dr. Naci Görür, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından açıklanan ucuza sosyal konut projesiyle ilgili "Bu proje kesinlikle İstanbul’da uygulanmamalıdır" ifadelerini kullandı.

Nobel Fizik Ödülü 3 bilim adamına gitti Nobel Fizik Ödülü 3 bilim adamına gitti

Katıldığı canlı yayında bu projenin İstanbul'u depreme hazırlama karşısında çelişkili bir proje olduğunu ifade eden Prof. Dr. Görür, "Avrupa yakasında yapacağız diyorlar, yapılabilir ama Avrupa yakası beklenen depremde en büyük hasarı görecek bölge" diye konuştu.

İstanbul'da beklenen depremde büyük kaybın kötü zemin ve uygunsuz jeolojik yapı nedeniyle Avrupa yakasından yaşanacağını kaydeden Görür, şunları söyledi:

"İlk kez söylüyorum, 16 barajdan 7'si depremde yok olacak. Büyük ölçüde çatlama ve sıvılaşma ile bu barajlar çok büyük ihtimalle devre dışı kalacak. İstanbul depremi bekleyen kent. 1999 senesinde Gölcük depremi olduğu zaman bilim insanları olarak bizler İstanbul'un tehdit altına girdiğini, büyük bir depremle karşı karşıya kalacağını, İstanbul'un da depreme hazır olmadığı için çok büyük can ve mal kaybına uğrayabileceğini söyledik. Dedik ki İstanbul bir an önce deprem odaklı kentsel dönüşüme tabi tutularak bu kent deprem dirençli hale getirilmeli. Çünkü kentin yapı stoku yüzde 60 oranında güvenli değil, gecekondu mantığıyla inşa edilmiş. Bu uyarılarımız sonucunda İstanbul'da bir takım şeyler yapıldı. Ama İstanbul şu an itibariyle depreme hazır bir kent değil. Beklediğimiz deprem gerçekleştiği taktirde yüz binlerce insanın can güvenliği yok. 300 bin kadar insan ölümle burun buruna kalabilir. Biz bunları duyururken birden bire karşımıza iki proje çıktı. İstanbul'u 22 yıldır depreme hazırlayın diye dilimizde tüy bittiği projenin önüne geçti ve İstanbul'u depreme hazırlamak bunların arkasında kaldı. Bunlardan biri biliyorsunuz Kanal İstanbul oldu. İstanbul depreme hazırlanması gerekirken yüz binlerce insanımızın canını kurtarmak gerekirken böyle bir proje varken Kanal İstanbul nereden çıktı? Amacı bile belli değil. Getirisi götürüsüne baktığınız zaman doğru dürüst getirisi bile yok. Olsa bile yüz binlerce insanımızı korumak varken neden bu projeyi tartışıyorsunuz diye karşı çıktık. İnşallah yapmazlar derken birden bire bu proje çıktı. Bu proje İstanbul'u depreme karşılama karşısında çelişkili bir proje. İstanbul'da minimum 50 bin bina olası bir depremde yerle bir olacak ve insanların can güvenliği olmayacak. 300 binden fazla insan. Neden bu binaları yapmak insanlarımızın can güvenliğini sağlamak sadece bina stoku değil çevreyi deprem tahribatından korumak, İstanbul'daki barajları İstanbul'da kanalizasyon şebekesini doğal gaz şebekesini içme suyu şebekesini kurtarmak varken. Depremde bunların önemli bir kısmı tahrip oluyor. İstanbul'un ayakta kalması mümkün değil.

İstanbul'da 16-17 baraj var. Bunun 7 tanesi olacak depremde ayakta kalamıyor. 5 tanesi çatlamak suretiyle yok olurken diğer bir kısmı da özellikle sıvılaşma ile yok oluyorlar. Barajların da yarısından çoğunluğunun güvenliği yok. Kanalizasyon şebekesinin önemli bir kısmı tahrip olacak. Önemli bir çevre kirliliğine maruz kalacağız. Ekonominin çarkları duruyor. Şaka değil. İlk kez söylüyorum, 16 barajdan 7'si depremde yok olacak. Büyük ölçüde çatlama ve sıvılaşma ile bu barajlar çok büyük ihtimalle devre dışı kalacak."