Artık aynı gezegende herkes herkesten haberdar yaşıyoruz. Kimler nerede ne yaşıyor, ne yapıyor biliyoruz. Hemen hemen bütün insanlık hayat şartlarından, güvenlik sorunlarından ve gelecek kaygılarından dolayı zaman zaman travmalar yaşıyor “mutlak keyifsizlik” sarmalına düşüyoruz.

Gezegenimizin herhangi bir yerinde çıkan Terör olayları, ekonomik savaş ve krizler, açlık yoksulluk ve cinayetler hepimizin ortak endişesidir; artık olayların direkt ve dolaylı bir gün bizim de kapımızı çalacağını yaşadığımız deneyimlerden öğrenmiş bulunmaktayız. Olumlu ve olumsuz yanları ile KÜRESELLİK olgusu bir gerçeklik olarak karşımızda durmaktadır. Bu gerçekliği görmek ve bununla yaşamak zorundayız.

Bakınız neler diyor bilim adamları: Küresellik şu an kaçınılmaz ve tersine çevrilmez görünüyor. Artık geriye dönülmeyecek noktaya vardık ve bu noktayı geçtik. Geriye dönüş yok. Karşılıklı bağlantılarımız ve karşılıklı bağımlılıklarımız çoktan Küresel hale geldi. Bir yerde olan herhangi bir şey, her yerde insanların hayatlarını ve yaşama şanslarını etkiliyor. Herhangi bir yerde atılacak adımlar hesaplanırken her yerde insanların tepkileri de dikkate alınmak zorunda. Ne kadar büyük kalabalık nüfusu oluşa olsun, ne kadar zengin kaynaklara sahip olursa olsun, hiçbir egemen ÜLKE, yaşama şartlarını, güvenliğini, uzun vadeli refahını, tercih ettiği yaşam şeklini ve sakinlerinin emniyetini yalnız başına koruyamaz. Karşılıklı bağımlılığımız dünya çapında ve bu sebeple de birbirimize karşı çoktandır nesnel olarak sorumluyuz ve de sonsuza dek böyle kalacağız. Gelgelelim bu gezegeni paylaşan bizlerin, ciddi şekilde, bu nesnel sorumluluğumuz için öznel sorumluluk almaya mecburuz(1)

Bu gün ülke ve millet olarak yaşadığımız ekonomik ve diplomatik krizi nereye oturtacağız?

Bunun Küresellik ile bir ilgisi var mı?

Ben ekonomist değilim ancak 3 yıl dır Haber erk ten ve face den arkadaşım olan Sayın Hasan Basri AKŞENER krizin adım adım geldiğini, önlem alınmasa büyük bedeller ödeyeceğimizi hepimize sitem ederek yazdı. Çözüm yollarını da gösterdiği yazılarını Haber erk ten takip edebilirsiniz.

Biz olayın Küresellik boyutuna dönecek olursak, Küresel sermayeden 15 sene borçlanarak sıcak para aldık. Üretimi öteleyerek paraları yol, köprü, hastane yanı beton yığınlarına gömdük. Devasa ihaleleri yandaşlara ihale ettik. Havuz medyaları oluşturduk. Bu arada sadaka kültürünü ekonomik model haline getirip, yorgun, yoksul ve yılgınlar da ”iyi hissetme etkenini ”kullandık. Ağızlarına bir parmak bal çalarak “al gülüm ver gülüm ”projesi ile iktidarın devamını sağladık. Ancak aldığımız paraları ödeyemez duruma geldik. Ödeyemez isek Avrupa’da bankalar batma tehlikesi ile karşı karşıya kalacaklar. Dolayısı ile küresel güçler harekete geçti. Çeşitli yaptırımlarla bizi hizaya getirmeye çalıştıkları doğrudur. Bu durumu Evangelistler, Haçlılar ve de emperyalizme bağlayarak hamaset yapmak bizi nereye götürür?

Bakın ”insanlar arası bağımlılığın Küreselleşmesinden, insanların ulaştığı teknolojinin ve ekonomik faaliyetlerinin küresel menzilinden geri adım atmak en iyi ihtimalle bile artık mümkün değil. Bu saatten sonra savunmaya geçmek, ya da milletin çadırına geri dönmek gibi tepkiler işe yaramaz. Mesele Tarih ırmağının nasıl geri döndürüleceği değil, ırmağın insan sefaleti ile kirlenmesine karşı nasıl mücadele edileceği ve ırmağın taşıdığı faydaların daha hakkaniyetli bir şekilde dağıtılmasını başarmak için ırmağın akışının nasıl yönlendirileceği ile ilgilidir(2)

İster oyunu oynayalım ister oynamayalım, bu oyun bizimle oynanıyor. Ne yaparsak yapalım, ya da ne yapmaktan kaçınırsak kaçınalım, oyundan çekilmemiz hiçbir şeyi değiştirmeyecek. O halde biz bu oyunda aktör olmak zorundayız. Oyun kurmak istemeliyiz. Oyun kurmalıyız. Küresel sorunların yalnızca küresel çözümleri vardır. Küreselleşen dünya da insan sorunları ancak insanlığın iş birliği yapması ile ele alınıp çözüme kavuşturulabilir. Küreselleşen dünyamız da artık iktidarlar siyasetin yükümlülüğünde değil gibi gözüküyorlar.

Türk milleti 1923 de kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ile birlikte iki koldan amansız bir savaş vermektedir. Bir cephede batıl inanç ve hurafe rezillikleri ile uğraşırken diğer cephe de siyasal iktidarların despotizmi ile uğraşmaktadır. Bu iki cephe de ki savaş silahları Yurttaşlık,Cumhuriyet ve Demokrasidir.

Bu günkü iktidar elitleri ulus devlet olmanın bilincinden uzak, Ümmetin lideri ekseninde küreselliğin çöplük diye baktığı bir mecraya yürümektedirler. Dolayısı ile önümüzde duran devasa sorunların asıl kaynağı bizi idare eden” zihin yapısından” ve dünya ya bakış açısından kaynaklanmaktadır.

Onlarca devlet kurmuş ciddi bir insanlık tarih deneyimi olan Türk milletinin “Küresel model kuruculuk ”aktörü olmamasının hiçbir nedeni yoktur. Tarihsel ve kültürel kodlarımızdan yeni bir fikir, yeni bir zihin inşasını mutlaka başaracağız. Hoşça kalın.

(1)Etiğin tüketiciler dünyasında bir şansı var mı?Z.BAUMAN.

(2)z.BAUMAN.küreselcilik.