İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Temsilcisi Mustafa Tolga Öztürk, Cumhurbaşkanı Recep tayyip Erdoğan'ın üçüncü kez adaylığı ile ilgili net konuştu. "Üçüncü kez aday olamaz" diyen Öztürk, "Yasaya bir ek madde koyabilirlerdi, o zaman tartışma çıkmazdı" açıklamasında bulundu.

Öztürk, 2023'te yapılacak seçimlerde neler yaşanabileceğini ve olası riskleri Cumhuriyet’e değerlendirdi. 24 Ocak’ta YSK’da başkan ve başkan vekili dahil beş üyenin süresinin dolması ile ilgili görüşlerini açıklayan Öztürk, "Bu seçimler iki veya üç hafta sürebilir. Beş üyenin tamamı seçildikten sonra tümü yemin ederek göreve başlayacak. Şubatın ikinci veya üçüncü haftasını bulabilir. Görevlerinin bitmiş olması seçimleri beklemeyecekleri anlamı taşımıyor." diye konuştu.

Öztürk, Cumhuriyet'in sorularını şöyle cevaplandırdı:

Danıştay ve Yargıtay’da her zamankinden farklı olarak çok daha fazla istifa olduğu söyleniyor. Bu doğru mu?

Her zamankine göre biraz fazla gibi. Kendi aralarında nasıl bir uzlaşı olur bilmiyorum. “YSK’de üye olarak seçilen kişi tekrar aday olamaz veya seçilemez” gibi bir madde yok ama teamüle göre bir kez görev alabiliyorlar. Ama biri tekrar aday olup altı yıl daha görev yapabilir ancak bunun bir örneği yok bugüne kadar. 

Ya da görev süresi uzatılıyor ki bunun örneği var. Öyle bir ihtimal olabilir mi?

Sadi Güven’in başkan olduğu dönemde yerel seçimlerde bunu yaptılar. Ben bugün için öyle bir durum olacağını sanmıyorum, görev süresini uzatmayacaklardır. Şu an için yeni beş üye gelecek gibi görünüyor. 

İstanbul seçimlerine muhalif olan isimlerin de görev süresi bitti. Yani kritik konularda farklı görüş bildiren isimler olduğu için devam kararı alınmayabilir mi?

Bazı kararlara muhalif olup bazılarına olmayan da var. Kamuoyunun gündemine gelen kararlarda hukuki olarak farklı görüşte olanlar, çoğunluğa uymayan kişilerin görev süreleri bitiyor. Biz de temsilciler olarak toplantılara katılıyoruz. Bazen bizim aramızda da fikir ayrılığı olabiliyor. Siyasi olarak değil de hukuki olarak farklılık çıkıyor. ‘İki hukukçunun olduğu yerde üç fikir vardır’ derler.

YSK’de yapılacak beş üye değişikliğinin ardından tüm YSK üyeleri ilk kez mi seçim görmüş olacak?

Daha önce seçim atmosferi yaşamadılar. İllaki altından kalkacaklardır. Seçim tecrübe gerektiren bir aşama. Belki hiç sorun çıkmayacak ama ilk kez seçim görecekler, biz de bekleyip göreceğiz. Sonuçta hepsi yüksek yargıç ama seçimle hiç ilgilenmemiş, il ilçe seçim kurulu başkanlığı yapmamış olabilirler. Yani eskilerin bir pratikleri vardı. 

Bir hâkim YSK üyesi olmayı neden ister?
Yüksek Mahkeme. 

YSK kararları kesin, sorgulanmıyor. Bu uygulama doğru mu?

Bence de öyle olmalı. Çünkü Anayasa Mahkemesi aşaması olsa bu kez kaos artar. Seçim dediğimiz şeyin bir an önce başlayıp bitmesi gerek. Hızlı bir şekilde sonuçlanması lazım. İtiraz yolu açarsanız, ihtisas hâkimlerinin olduğu üç gün gibi, süreci uzatmadan bir kademe daha getirilebilir. Seçimi sürüncemede bırakmak iyi bir şey değil. Süre uzadıkça hâkimler üzerinde baskı da artar, her şey olabilir

Seçimlerde üç sandık (cumhurbaşkanlığı, milletvekili ve anayasa referandumu) olma ihtimalini öngörüyor musunuz, böyle bir durumu nasıl değerlendirirsiniz?

Kamuoyunda başörtüsü teklifi olarak bilinen anayasa değişikliği teklifinin referanduma götürüleceğini düşünmüyorum. Önümüzdeki seçimde iki sandık kurulacağı kanaatindeyim. 

Seçim takvimi ne zaman açıklanır?

Mayıs olursa mart gibi açıklanır. 

‘ERDOĞAN MECLİS’İ FESHEDECEK’

Cumhurbaşkanı fesih yetkisi olmadığını savunuyor ancak vaktinden önce yapılacak bir seçim söz konusu. Bu fesih anlamı taşımaz mı?

Anayasada, madde 116’da cumhurbaşkanının seçimleri yenilemesi söz konusu. Bu yetki sadece cumhurbaşkanlığı seçimini kapsamıyor. Madde metnindeki ‘Meclis seçimi ile cumhurbaşkanlığı seçimi birlikte yapılır’ ibaresi cumhurbaşkanının fesih yetkisini açıkça ortaya koyuyor. Bu durumda vaktinden önce bir seçim için iktidarın söyleminin aksine cumhurbaşkanı Meclis’i feshedecek. 

YSK daha önce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar aday olup olamayacağı sorusuna, takvimi işaret ederek görüş veremeyeceğini belirtmişti. Ancak görüş vermek durumunda kalacak. Ne çıkar sizce?
Her hukukçunun kendine göre bir görüşü var ama bana göre net olan bir şey bu. YSK’den nasıl bir karar çıkacağını az çok tahmin ediyorum. Bunu söylemek acı verici. 

Sizin hukuki görüşünüz nedir?

Cumhurbaşkanının aldığı mazbatalara bakmamız lazım. Acele ile yasa değişikliği yapıldı. Bir ek madde konabilirdi. “Bir önceki dönem sayılmaz” veya “Bu tarihten sonraki ilk dönemidir” denebilirdi ama bu yapılmadı. Bunu koysalardı tartışmazdık. Bir önceki seçimde de Meclis değil halk tarafından seçildi. Sistem değişikliği olmadan önceki seçimde de halkın seçtiği cumhurbaşkanıydı. Yani üçüncü kez aday olamaz.

Propagandada da bir eşitsizlik var. Bu seçim yine aynı manzarayı görecek miyiz?

Soylu: Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında dağlarda bir tek terörist kalmayacak Soylu: Cumhuriyetimizin 100'üncü yılında dağlarda bir tek terörist kalmayacak

Bunun ilk başvurusunu yapan biziz. Başbakanlık ortadan kalkmıştı. Başbakanın propaganda yasağı vardı. Kanun her ne kadar tarafsız dese de cumhurbaşkanı bir parti genel başkanı. Ben de başbakanlığın ortadan kalktığını, cumhurbaşkanının siyasi kişilik olduğunu ve bu nedenle propaganda yasaklarının onun için de uygulanması gerektiği yönünde başvuruda bulundum. Tabii reddedildi. Bu çok büyük bir haksızlık. Devletin verdiği zırhlı aracı, uçağı, helikopteri her şeyi kullanabiliyorsunuz. O nedende propaganda bakımından adil bir seçim değil. 

Türkiye’de seçim güvenliği var mı?

Sağlanabilir nitelikte olduğu kanaatindeyim. Tüm kalbimle inanarak söylüyorum ki İstanbul seçimini Türk halkı tecrübe etti. İki kez kazanılan bir seçim oldu. Bu nasıl sağlandı. Hem CHP il başkanı hem İYİ Parti il başkanı ve tüm arkadaşlarımızla birlikte bu başarıldı. Bildiğim kadarıyla yalnızca üç ıslak imzalı tutanağı alamadılar. 33 binin üzerinde sandığın imzalı tutanağı vardı. Islak imzalı tutanak o sandığın tapusudur. Bu alındıktan sonra ne yaparlarsa yapsınlar hiçbir şekilde sonucu değiştirme ihtimali yok. 

Seçim güvenliğinin bamteli ıslak imza mıdır?

Sandığa mutlaka erken gidilmesi gerek. Sandık kurulu oluşmadan orada olunmalı ki yemin etmeyen kişiyi sandıkta görevlendiremesinler. Tüm süreç takip edilmeli. Kişi sandıktan ayrılmayacak, belki aç susuz kalacak ama sandık kapanana kadar başında olacak. Doğru takip olduğu sürece sorun olmayacaktır. İmzalı tutanağı da aldıktan sonra olay zaten bitiyor. Seçim sandıkta kazanılan bir şeydir. Ne yaparsanız yapın siyasi partilerin en büyük organizasyonu seçim organizasyonudur. 

Parmak boyalarına tekrar geçilmesi tartışmaları yaşanıyor hatta halkta genel kanı, parmak boyasının mükerrerin önüne geçtiği yönünde, siz ne dersiniz?

Yasal düzenleme gerek ama tek başına güvenliği sağlamaz. Parmak boyası olsa bile üyeniz gelmedikten sonra anlamı yok. 

Nasıl bir düzenleme en garanti olur?

Yurtdışında bazı hastanelerde veya kurumlarda avuç içi veya parmak okumayla işlem gerçekleşiyor. Örneğin sandığa gitti, bir bankamatik gibi düşünün, parmağını bastığı zaman şahsına ait bir oy pusulası gelirse bunu alıp oyunu kullanabilir. Böyle bir sistemle gelmeyen birinin yerine oy kullanma olasılığını tamamen ortadan kaldırabilirsiniz. 

YSK’nin dijital oy kullanmayla ilgili bir çalışması var mı?

Bu yeteri kadar tartışılmadı. Ama her kurumun kendi çalışmaları elbette vardır. Elektronik oylamanın da çok çeşidi var. Biz demokratik süreci tam olarak oturtamamış ülkelerdeniz. Ancak elektronik oylama şu an için güvenliği sağlayabilecek bir uygulama olmayacaktır. 

‘SEÇİM GÜVENLİĞİNDE SORUMLULUK PARTİLERİN’

Her seçim seçmende “Oyum çalınacak mı” kaygısı oluyor. Neden böyle bir güvensizlik var?

Haklı oldukları nedenler var. Üye bakımından yeterli sayıya ulaşamayan partiler, bu işten anlamayan arkadaşını sandığa oturtanlar var. Sandığın sayım takibini kişi oy kullandığı sandıkta kendisi de yapabilir. Yani bunu hep birlikte başaracağız. Ama en büyük sorumluluk siyasi partilerde. 

“Taşımalı seçmen” işinde durum nedir?

Eskiden bunun oy kullanamama cezası vardı. Yeni düzenlemeyle bu ceza kaldırıldı. Hiç adresi görünmeyen kapalı kayıt diye tanımladığımız bir durum var. 750 bin kişi civarında. Bunların adresi yok, seçmen olabilmeleri için adresinin olması gerek. Yeni düzenlemeyle ‘kişinin en son görünen yerinde oy kullanabilir’ dediler. Bu şunu getirecek, yarın bir bakacaksınız evinizde bilmediğiniz biri seçmen olarak listede. Biz önüne geçmek için YSK’de  çalışmalara başladık. 

İl ve ilçe seçim kurullarının yapısı değişti, bu seçimi nasıl etkileyecek?

Bu durum 27 ili ilgilendiriyor. Eskiden hakimlerin görev garantisi vardı. Şimdi 32-33 yaşında bir arkadaşımız il seçim kurulu başkanı olabilir. Bu kişinin bir kariyer planı olacak. “Şu kararı verirsem ileride tayinimle ilgili ne yaparlar” diye bir gelecek kaygısı olabilir. Ama en tecrübeli hâkimi düşünün, emekliliği gelmiş, herhangi bir beklentisi yok. Bu onun daha rahat karar vermesini sağlıyordu.

'İMAMOĞLU ADAY OLURSA CEZASI KESİNLEŞİR'

İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun cezası henüz kesinleşmedi. Ancak adaylık için adı geçen isimlerden. Aday gösterilirse bizleri bekleyen senaryolar nedir?

Bir; İmamoğlu’nun ilk tur için adaylığı açıklandı ama YSK adaylıkları henüz kesinleştirmedi. Adaylıklar kesinleşmeden ceza kesinleşirse İmamoğlu seçimlere katılamayacaktır. Bu durumda İmamoğlu yerine yeni bir aday gösterilebilir. 

İki; İmamoğlu’nun yüzde 50 artı biri alması durumunda seçim sonucu kesinleşmeden ceza kesinleşirse mazbata verilemez. 45. günü takip eden pazar günü tekrar seçim yapılır. 

Üç; İmamoğlu’nun ikinci tura kaldığı ama YSK tarafından ikinci tur için adaylığı kesinleşmeden cezasının kesinleşmesi durumunda, Erdoğan ile üçüncü en çok oyu alan yarışır. 

Dört; ikinci tur için İmamoğlu’nun adaylığının kesinleşmesinden sonra cezasının da kesinleşmesi durumunda oylama referandum şeklinde yapılır ve Erdoğan tek başına oylanır. “Evet Oyu Hayır” oyundan az ise yüzde 50 artı bir şartı sağlanmadığından seçimler 45 günü takip eden pazar günü gerçekleşir.

Yani adaylık durumu söz konusu olursa hangi durumda cezanın kesinleşeceği önem taşıyor?

Ben aday olması durumunda cezasının da kesinleşeceğini düşünüyorum. Ancak aday olmazsa bekletebilirler. Duruma göre daha sonrasında hareket edebilirler. Burada ana sorun şu olur, çok çok az oy almış kişilerin Tayyip Bey ile ikinci tura kalma olasılığı ortaya çıkar. Yani yalnızca yüzde 3 almış biri Tayyip Bey ile yarışabilir. 

YSK Başkanı Muharrem Akkaya’nın İmamoğlu’nun durumuyla ilgili görüş vermesi ne kadar doğru?

Her şeyi açıkladı. Tayyip Bey’in üçüncü kez cumhurbaşkanlığı adaylığına yönelik sorular da geldi kendisine. Onlara da yanıt vermesini beklerdim. Ki orada Tayyip Bey “Ben aday olacağım” dedi. İmamoğlu’nun aday olup olmayacağı bile belli değil. Cezası kesinleşmedi. ‘Ekrem beyi aday göstereceğiz’ deseler yine anlayacağım ama ben açıkçası şaşırdım. 

Bu seçimde yabancı uyruklu kaç kişi oy kullanacak?

YSK’ya bununla birlikte ev alma yoluyla vatandaşlığa geçenleri de sordum, ‘Bizim alanımız değil’ yanıtı aldım. Tutarlı bir yanıt aslında. ‘Bize kişi seçmen olarak gelir onun incelemesini yaparız’ dendi. Biz parti içinde ayrı bir çalışma yapıyoruz. Kütükten çektiğimiz kişilerin anne-baba adı, doğduğu yer. TC’si. Ana baba adı yabancı, doğduğu yerde örneğin Halep olursa biz bunun vatandaşlık aldığını düşünüyoruz. Şu an rakam 160 bin civarında. Ufak bir rakam değil. Yarından itibaren daha da yükselebilir. Biz seçmen kütüklerini aldığımız için bir önceki seçmen kütüğünde kaç seçmen var, en son aldığımızda kaç var deyip hesap yapabiliriz ve çok büyük bir artış olduğunda tespit edebiliriz. 

MUSTAFA TOLGA ÖZTÜRK KİMDİR?

Edirne’de 1986’da doğdu. İlköğretimini İstanbul ve Ardahan’ da, lise öğrenimini Konya’da, lisans eğitimini Yakın Doğu Üniversitesi Hukuk Fakültesinde tamamladı. 12 yıldır serbest avukatlık yapan Öztürk yaklaşık dört yıldır İYİ Parti Yüksek Seçim Kurulu Temsilcisi görevini yürütüyor. Ayrıca genel merkez Seçim işleri başkanlığı YSK ve Yargıtay’dan sorumlu başkan yardımcısıdır.