Köşe Yazısı

12 Eylül Denemeleri

Burhan Uçaner
Burhan Uçaner
2 dk Sesli Dinle 1

Hazırlıklar ve Gölge Planlar (3 Ay Öncesi)

15 Haziran 1980, 21:30 – Ankara, Kara Kuvvetleri Karargâhı

Loş toplantı salonunda ağır bir hava vardı. Masanın üzerindeki dosyalarda MİT raporları, polis kayıtları, gazetelerden kupürler… Kırmızı kalemle işaretlenmiş şehirler: Ankara, İstanbul, Adana, Maraş, Erzurum.

Genelkurmay Başkanı Org. Kenan Evren dosyalara bakarak konuştu:

— “Bu memleket böyle gitmez. Her gün gençlerimiz ölüyor. Üniversiteler savaş alanı, kahvehaneler hedef tahtası. Hükümet çaresiz.”

Komutanlardan Nurettin Ersin:

— “Beklemek ihanettir Paşam. Sokak kan gölü, ekonomi çökmüş. Millet bizden bir adım bekliyor.”

Tahsin Şahinkaya:

— “Amerika’nın raporları ortada. İran devrimi sonrası Türkiye daha fazla zayıflarsa Batı için kayıp olur. NATO bizi izliyor.”

Evren içinden düşündü:

— “Tarih beni hain mi yazacak, kurtarıcı mı?”

1 Şubat 1979 – İstanbul, Nişantaşı

Milliyet gazetesi Genel Yayın Müdürü Abdi İpekçi, evinin önünde uğradığı suikastla öldürülmüştü. Aradan bir buçuk yıl geçmesine rağmen basın hâlâ o acının gölgesindeydi.

Bir genç muhabir, Cağaloğlu’ndaki bir kahvede fısıldayarak konuşuyordu:

— “İpekçi’yi vuran el hâlâ serbest. Bugün ona, yarın bize sıra gelir.”

Gazeteciler daktilo başında korkuyla haber yazıyor, ama her satırın hedef olabileceğini biliyordu.

27 Mayıs 1980 – Ankara, Bahçelievler

MHP Genel Başkan Yardımcısı Gün Sazak, evinin önünde pusuya düşürülerek öldürüldü. Milliyetçi camia yasta, sol gruplar saldırıya hedef olmaktan korkuda, devlet çaresizlik içinde.

30 Haziran 1980 – İstanbul, Gaziosmanpaşa

Bir MHP ilçe başkanı kahvehanede kurşunların hedefi oldu. Ardından bir CHP ilçe yöneticisi sokakta vuruldu. Gazetelerin manşetleri birbirini takip ediyordu:

— “Siyasetçi cinayetleri bitmiyor.”

12 Temmuz 1980 – Ankara, Ulus Meydanı

Kalabalık bir miting. Bir tarafta “Başbuğ Türkeş!” sloganları, öbür tarafta “Yaşasın Devrim!” sesleri. Taşlar, sopalar, ardından silah sesleri…

Bir genç sol taraftan, bir genç sağ taraftan kanlar içinde yere düştü. Aynı yaş, aynı toprak, aynı acı.

18 Temmuz 1980 – Ankara, TBMM

Başbakan Süleyman Demirel:

— “Siyasi cinayetler memleketi esir almıştır. Ama bilinmelidir ki demokrasi dışı yollar çare değildir.”

CHP lideri Bülent Ecevit:

— “Cumhurbaşkanı seçemeyen Meclis’in millete güven verecek hali kalmamıştır. Devlet acz içindedir.”

MHP lideri Alparslan Türkeş:

— “Türk milletinin evlatları sokaklarda birbirini kırıyor. Bunun hesabı sorulacaktır.”

MSP lideri Necmettin Erbakan:

— “Bu düzen iflas etmiştir. Çare, manevi kalkınmadadır.”

Salon gürültüyle çalkalanırken ülke, her gün yeni cenazelerle sarsılıyordu.

20 Temmuz 1980, 20:00 – Genelkurmay Karargâhı

Toplantı sonunda kısa bir diyalog geçti:

Ersin:

— “Paşam, gün belli olmalı artık.”

Evren pencereye bakarak konuştu:

— “Günü ben değil, şartlar söyleyecek.”

O sırada Ankara sokaklarında sirenler yankılandı. Bir genç daha vurulmuştu. Saat tıkır tıkır ilerliyordu. Tarih, ansızın değişecekti.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Atilla Birsöz

    O dönem nedense ya MHP den birileri infaz ediliyordu sokakta ya da solculardan biri nedense mücahitler denilen gruptan kimse ne öldü ne hapse girdi ne asıldı bu günlerin ayak sesi acaba bu durummuydu bilemedim Tanrı zamanı gelince Türk milletine akıl ihsan edecektir

Bu Yazıyı Paylaş