Kuşatılmış Vatan
Gizli Anlaşmaların Gölgesinde Bir Tuzak mı?
Gerçekler ve komplo teorileri iç içe geçmiş bir halde, Türkiye’nin jeopolitik labirentinde yeni bir sayfa açılıyor. Erdoğan-Trump görüşmesiyle başlayan bu süreç, iddialara göre sadece diplomatik bir adım değil, belki de bir dizi tehlikeli zincirin ilk halkası. Beyaz Saray’da gerçekleşen bu zirve, resmî açıklamalara göre ticaret, savunma ve Gazze gibi konuları kapsadı; Erdoğan anlamlı ilerleme kaydettiklerini söylerken, Trump yaptırımların kaldırılabileceğini ima etti. Ama iddialar burada bitmiyor: Bu görüşme, Hamas’ın Türkiye’ye sızmasının kapısını aralayan bir anlaşma mı, yoksa Filistinlilerin zorunlu kabulüyle Türk toplumunu tehlikeye atan bir strateji mi?
Görüşmede Boeing uçakları, LNG ithalatı ve nükleer enerji gibi maddeler masaya yatırıldı, F-35’lerin dönüşü konuşuldu. Trump Erdoğan’ı övdü, uzun dostluklarından bahsetti. Ancak iddialar, bu sıcak havanın altında gizli bir pazarlık yattığını söylüyor: Gazze rehineleri üzerinden ateşkes trafiği, Erdoğan’ın Filistin’i tanıma çağrısıyla çakışıyor gibi görünüyor. Ya bu, Hamas’ın tasfiyesi sonrası militanların mülteci kisvesi altında Türkiye’ye yönlendirilmesinin ön hazırlığıysa? Zaten milyonlarca Suriyeli yükü varken, Filistin göçü eklenirse demografik yapı değişir, sosyal gerilimler patlar. Erdoğan’ın “cinnet hali devam edemez” sözleri, bu iddiayı güçlendiriyor – insani yardım mı, yoksa iç kargaşanın tohumları mı?
Bu senaryo, anayasa değişikliği tartışmalarıyla iç içe geçiyor. Erdoğan yeni anayasa için hukukçuları görevlendirdi, darbe kalıntılarını temizleme vaadiyle. İddia şu: Bu değişiklik, üçüncü dönem yolunu açmakla kalmıyor, başkomutan edasıyla bir “kurtuluş savaşı” tiyatrosu kuruyor. Mülteci akınıyla sokaklar gerilirse, güvenlik bahanesiyle otoriterleşme kalıcılaşır. 15 Temmuz’u hatırlayın; o gece halk sokağa döküldü, şimdi benzer bir prova mı hazırlanıyor? Laiklik tartışmaları fitili ateşlerse, Türk düşüncesini silme süreci hızlanır.
Dışarıdan bakınca kuşatma netleşiyor: Trump’ın Azerbaycan ve Ermenistan’la yaptığı görüşmeler, Zengezur Koridoru’nu “Trump Yolu”na çevirdi, ABD şirketlerine kiralandı. Ermenistan’la stratejik ortaklık, Gürcistan’daki gerilimler – hepsi Türkiye’yi çepçevre sarıyor. İddia: Erdoğan-Trump zirvesi, bu kuşatmanın Türkiye ayağı; yabancı asker daveti meclisten geçerse, işgal planı tamamlanır. Gazze kriziyle NATO üsleri üzerinden müdahale mi gelecek? Rusya-Çin hattı rafa kalkarken, ABD etkisi artıyor, egemenlik erozyona uğruyor.
Bu görüşme, 90 milyar dolarlık bağımlılıkla sonuçlanırsa, Türkiye’nin geleceği ipotek altında. Mülteci yükü, anayasa tuzağı ve dış kuşatma birleşirse, iç patlama kaçınılmaz.
Erdoğan’ın Trump’la “verimli” diyaloğu, meyve mi yoksa tuzak mı?
