46 yıl geçti ama acı bitmedi göz yaşı dinmedi kan kurumadı
Biz 78 kuşağıyız.
Ölümü her sabah ekmek gibi sofraya koyup yiyen bir kuşak…
Sokağa çıkarken “akşam eve döner miyim?” diye kendine soran
“Bugün hangi arkadaşım eksilecek?” diye düşünen bir kuşak…
O yıllarda dünya dengelerinden haberimiz yoktu.
CIA’yı bilmezdik, KGB’yi tanımazdık, İngiliz aklını çözemezdik.
Tek bildiğimiz vatandı.
Tek derdimiz Türk’tü, Türkiye’ydi.
Biz “Milliyetçi Türkiye” diye haykırıyorduk.
“Her şey Türk için, Türke göre, Türk tarafından” diyorduk.
“Bozkurtlar geliyor” diye yürüyor,
“Milli devlet, güçlü iktidar” diye nefes alıyorduk.
Karşımızda kendine “devrimci” diyen bir gençlik vardı.
Onlar “bağımsız Türkiye” diye bağırıyordu.
Aynı toprağın çocuklarıydık ama sloganlarımız farklıydı.
Kurşun atan da Türk’tü, vurulan da Türk.
Ve binlerce Türk genci…
Ülkücü, devrimci, sağcı, solcu diye ayrılarak aynı toprağa yan yana gömüldü.
Sonradan öğrendik:
Meğer biz oynanıyormuşuz.
Meğer Türk genci;
Amerikan istihbaratının, İngiliz aklının, Sovyet KGB’sinin elinde bir oyuncak olmuş.
Ülkenin en cesur, en fedakâr, en bilgili gençliği slogan ve kavram kargaşasıyla toprağa verildi.
Türkiye’nin kalkınması, ayağa kalkması kanla, gözyaşıyla ertelendi.
46 yıl geçti…
Ama acı geçmedi can dostum.
Şehit düşen arkadaşlarımız bir an olsun gözümüzün önünden gitmedi.
Kör kurşuna şehid edilen Konya Ticaret’ten Şahin Buyrukbilen.
Mahmut Bedir
Manisa Ticaret’ten Yavuz Aydın…
Sezai Uçar…yine Manisa'dan
İdam edilen Halil Esendağ…
Selçuk Duracık, kurşunlanan Mehmet Gümüşbaş…arkadaşlarım İsimleri saydıkça boğazıma lokma diziliyor.
Bir fotoğrafını görsem sol yanım sızlıyor.
Onlar gitti…
Ama annelerin ağıdı bitmedi.
Babaların omzu düşmedi.
Mezar taşları eskidi ama acı eskimedi.
Sonra ne oldu?
Sağ-sol çatışması bitti denildi.
Ama aynı akıl bu kez PKK’yı sahaya sürdü.
Türk’ü Türk’e kırdırmanın yeni aparatını devreye soktu.
Bugün PKK’nın da miadı doluyor.
Ve insan sormadan edemiyor:
Şimdi sırada hangi yapı var?
Hangi isim, hangi maske hazırlanıyor?
İşte tam burada durmak lazım.
Artık bu oyunlara gelmemek lazım.
Devlet aklı dediğimiz şey; geçmişin acılarını masaya yatırmak, aynı tuzağa bir daha düşmemektir.
Evet…
Bu ülkede darbe yaptırıldı.
Sağ-sol çatışması o darbeyle bitirildi.
Ama aynı darbe,
Yeşil Kuşak Projesi’nin de önünü açtı.
Amerika, yıllar sonra
AKP iktidarını bu iklimde hazırlayıp önümüze koydu.
Bunları konuşmak bölücülük değil.
Bunları hatırlamak kin değil.
Bunları yazmak vatan borcudur.
Bugünün gençliğine sesleniyoruz:
O yıllarda ölen ülkücüler de devrimciler de vatanını seven Türk evlatlarıydı.
Yanlış cephelere sürüldüler, yanlış düşmanlar gösterildi.
Biz artık ağlamaktan yorulduk.
Ama unutursak, bir daha ağlamaya mahkûm oluruz.
46 yıl geçti…
Ama Türk’ün kanı hâlâ masadadır.
Artık oyunu bozma zamanı.
Yazarın Diğer Yazıları
- TÜRK SİYASETİ NASIL DİZAYN EDİLDİ?
- KÜRT SORUNU MU, YOKSA KÜRTLERİN SORUNU MU?
- ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?
- CUMHURİYET'İN HARCIYLA OYNAMAYIN!
- Dünya Türklüğüne ve Türk Milletine Hayırlı Olsun
- Devletin ölçüsü kamu yararıdır
- Devlet ile iktidar aynı şey değildir
- Bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir, adını unutmasıdır
