Köşe Yazısı

ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?

Ali Açık
Ali Açık
4 dk Sesli Dinle 2

Bir dakika!

Bu ülkenin Meclisinde alınacak her karar, yalnızca bir siyasi hesabın değil, milletin vicdanının da karşısında durur.

Şimdi soruyorum:

Allah’ın affetme diğini siz hangi hak ve yetkiyle kullanıyorsunuz?

Elbette devletin kanun yapma yetkisi vardır. Elbette Türkiye Büyük Millet Meclisi yasama yetkisine sahiptir.

Ama hiçbir makam, hiçbir siyasi irade, hiçbir çoğunluk; şehidin hakkını, yetimin gözyaşını, annenin feryadını ve hayatını kaybeden insanların hesabını kendi iradesiyle yok sayma hakkına sahip değildir.

Çünkü devletin adalet yetkisi vardır; fakat ilahi adaletin sahibi devlet değildir.

Allah’ın rahmeti sonsuzdur.

Allah’ın affı sonsuzdur.

Ama kul hakkı meselesi başka bir meseledir.

İnsanların canına, hayatına, ailesine, geleceğine kastedenlerin hesabı konusunda karar verirken insanın haddini bilmesi gerekir.

Bugün Meclis’te konuşulan düzenlemeye ilişkin en büyük itirazım tam da buradadır.

Birileri “toplumsal bütünleşme”, “barış” veya “Terörsüz Türkiye” diyebilir.

Peki soralım:

Barış kimin adına yapılmaktadır?

Bedelini kim ödemiştir?

Hakkı kimin adına bağışlıyorsunuz?

Şehidin hakkı sizin şahsi malınız mı?

Yetimin hakkı sizin siyasi tasarrufunuz mu?

Ananın gözyaşı bir kanun maddesiyle silinebilir mi?

Bir insanın hayatı, bir başka insanın siyasi hesabında pazarlık konusu yapılabilir mi?

Hayır!

Devlet intikam devleti değildir. Ama devlet, adalet devletidir.

Adalet ile affı birbirine karıştırırsanız, yarın bunun bedelini yalnızca bugünün siyaseti değil, gelecek nesiller de öder.

Üstelik burada çok daha ağır bir ahlaki soru vardır:

Siz kimi affediyorsunuz?

Kendi hakkınızı mı?

Hayır.

Milletin hakkı üzerinde karar veriyorsunuz.

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Bir milletin Meclisi, millet adına kanun yapar. Fakat milletin acısını yok sayarak değil; o acının sorumluluğunu taşıyarak hareket etmek zorundadır.

Şehit ailelerinin vicdanını inciten, adalet duygusunu zedeleyen her düzenleme; hukuk kitabında birkaç maddeden ibaret kalmaz.

Milletin hafızasına yazılır.

Ve milletin hafızası kolay silinmez.

Bugün “geçmişi geride bırakalım” denilebilir.

Peki geçmişi kim geride bırakacak?

Oğlunu toprağa veren anne mi?

Eşini kaybeden kadın mı?

Babasının mezarı başında büyüyen çocuk mu?

Evladının tabutuna sarılan baba mı?

Onların acısını bir kanun maddesiyle ortadan kaldırabilir misiniz?

Hayır!

İşte bu nedenle siyaset kurumuna sesleniyorum:

Devlet adına karar verebilirsiniz.

Kanun çıkarabilirsiniz.

Yetkinizi Anayasa'dan alırsınız.

Ama vicdanların üzerinde hüküm kuramazsınız.

Kul hakkını bir siyasi çoğunlukla ortadan kaldıramazsınız.

Bir insanın yaptığı kötülüğü, Meclis kürsüsünden alınacak bir kararla ahlaken hiç yaşanmamış hâle getiremezsiniz.

Çünkü hukuk başka, vicdan başka; devletin verdiği karar başka, ilahi adalet başkadır.

Kimse kendisini Allah’ın yerine koymasın.

Kimse “Biz affettik, mesele kapandı” zannetmesin.

Çünkü bazı dosyalar mahkeme salonlarında kapanabilir.

Bazı cezalar kanunla değişebilir.

Bazı hükümler yürürlükten kaldırılabilir.

Ama milletin vicdanında açılmış yaraların üzerini hiçbir kanun örtemez.

Bugün bu düzenlemeye destek verenler de karşı çıkanlar da şunu bilmelidir:

Tarih, herkesin hesabını tutar.

Bugün kullanılan oylar unutulmaz.

Bugün verilen kararlar unutulmaz.

Bugün “evet” diyenler de “hayır” diyenler de yarın milletin hafızasında yerini alır.

Ve eğer alınan kararlar gerçekten adalet duygusunu yaralarsa, o kararların altında kalan yalnızca bir siyasi parti veya bir hükümet olmaz.

O kararın sorumluluğunu taşıyan herkes, milletin vicdanıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Benim itirazım barışa değildir.

Benim itirazım, adaletin barış uğruna feda edilmesinedir.

Benim itirazım, terörün sona ermesine değildir.

Benim itirazım, terörün sona ermesi adına şehitlerin ve mağdurların hakkının ikinci plana itilmesinedir.

Terörsüz Türkiye istiyorsak, elbette bunu hepimiz isteriz.

Ama terörsüz Türkiye;

adaletsiz Türkiye demek değildir.

Barış;

hafızasızlık demek değildir.

Kardeşlik;

suçların yok sayılması demek değildir.

Devlet aklı;

vicdanı susturmak demek değildir.

Ve unutmayın:

Allah’ın affı sizin siyasi yetkiniz değildir.

Kul hakkı da sizin siyasi mülkünüz değildir.

Bugün Meclis’te kaldıracağınız, değiştireceğiniz veya erteleyeceğiniz her hükmün arkasında bir insan hayatı, bir aile, bir acı ve bir millet hafızası vardır.

Bu nedenle son sözüm Meclis'teki bütün milletvekillerinedir:

Oy vermeden önce bir kez daha düşünün.

Elinizi kaldırmadan önce şehitlerin fotoğraflarına bakın.

Karar vermeden önce annelerin gözlerine bakın.

Ve kendinize şu soruyu sorun:

“Ben bugün hangi hakkın üzerinde karar veriyorum?”

Çünkü bazı kararların hesabı sandıkta sorulur.

Bazılarının hesabı mahkemede görülür.

Ama bazı kararlar vardır ki insanın peşini ömrü boyunca bırakmaz.

O kararlar insanı milletin maşerî vicdanına hapseder.

Ve unutmayın:

Bir milletin vicdanından kaçış yoktur.

Amaç kimseyi suçlamak değil; sorular sormak, hukuku, adaleti ve vicdanı birlikte düşünmeye davet etmektir.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    Sn. Güral. Biliyor musunuz sizi seviyorum. Burada sizi daha sık görmek isterim. Şimdi yorumunuza cevabım şudur. PKK üyesi olmak suç mudur değil midir? Suçtur. Sokağa salınacak olanlar PKK üyesi midir, evet. İşte af. Ayrıca terör örgütü propogandası yapmak suç mudur, evet suçtur. Anayasa böyle söylüyor. İşte af. Şimdi biri çıkıp Fetö propogandası yapsa içeri atılır mı atılır. Hepsi bir yana bunların suç işlemediğini tespit etmek olanak dışı. Bir tanesinin hapisten çıktıktan sonra, pişman değilim diye haykırdığını duymadın mı Sn. Güral. Herifler pişman değil. Daha bir süre önce, DEM'lilerden biri çıkıp, Türkiye Gazze'ye döner diye tehdit etmedi mi ? Sen hangi ülkede yaşıyorsun kardeş. Fesih edilen örgüt üyesi Türkiye'yi tehdit ediyor !!!!! Ne fesih ama !!!!Örgütün feshinin teyidine gelince. Yalan söyleyecekler Sn. Güral. Tıpkı ayakkabı numaralarına kadar biliyoruz dedikleri gibi, 80 kişi kaldı dedikleri gibi, BBG evi gibi gözetliyoruz dedikleri gibi, askerler mağaralarda gazdan zehirlendiler dedikleri gibi, Tusaş'a yapılan son saldırının üzerine soğuk su döktükleri gibi ve daha bilmediğimiz ne suçları örttükleri gibi yine yalan söyleyecekler. Bu ülkenin kurumlarının tamamı dibine kadar pisliğe batmış durumda. Hiç birisinin özgür iradesi yok. Bırakın özgür iradeyi, özgür olmayan bir irade bile yok !!!! Sıfır irade..

  • Duran Güral

    Kim affediliyor, çerçeve yasada affedilme diye olay yoktur. Sadece örgütün propogandasını yapma suçundan dolayı etkin pişmanlık yasası uygulanacak. Onun dişindakileride hiçbir işlem yapılmayacak. Doğru bilgi verin. Oda örgütün feshinin gerçekleşmesi teyit edildikten sonra.

Bu Yazıyı Paylaş