Bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir, adını unutmasıdır
Türk milleti tarihinin en ağır günlerini yaşadı. Balkanlar'dan sürüldü, Çanakkale'de ölüm kalım savaşı verdi, Anadolu işgal edildi. Ama bütün bunlara rağmen ayakta kaldı. Çünkü adını unutmadı.
Bugün ise Türk milletinin karşı karşıya bulunduğu tehlike ne bir işgal ordusudur ne de cephede bekleyen düşman birlikleridir. Bugünün tehlikesi, Türk milletine kendi adını unutturma girişimidir.
Yıllardır adım adım yürütülen politikaların ortak noktası budur.
Önce devletin adındaki "T.C." ibaresi tartışma konusu yapıldı.
Sonra Andımız hedefe konuldu.
Ardından Türk kimliği ve Türk milleti kavramı sürekli sorgulanmaya başlandı.
Öyle bir noktaya gelindi ki Türküm demek doğal bir vatandaşlık bilinci olmaktan çıkarılıp savunulması gereken bir tavır haline getirildi. Türk milletinin varlığını ve birliğini savunan insanlar ise ırkçılıkla suçlandı.
Dünyanın hiçbir ülkesinde böyle bir garabet yoktur.
Amerika'da Amerikalı olmak suç değildir.
Fransa'da Fransız olmak suç değildir.
Almanya'da Alman olmak suç değildir.
Ama Türkiye'de Türküm demenin bile tartışıldığı bir siyasi iklim oluşturulmuştur.
Çünkü hedef doğrudan doğruya Türk milleti kavramıdır.
Bugün iktidarın kullandığı siyasi dil dikkatle incelendiğinde etnik kimliklerin sürekli öne çıkarıldığı görülmektedir. Türk, Kürt, Arap şeklindeki vurguların sıklaşması tesadüf değildir. Bu söylemler vatandaşları ortak bir milli kimlik altında birleştirmek yerine etnik kökenler üzerinden tanımlayan bir anlayışın yansımasıdır.
Oysa Türkiye Cumhuriyeti bir etnik topluluklar federasyonu olarak kurulmamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti bir milli devlettir.
Onun kurucu unsuru Türk milletidir.
Bu gerçeğin sulandırılması, Cumhuriyetin temel harcının gevşetilmesi anlamına gelir.
Çözüm süreci adı verilen dönem de bu açıdan dikkatle değerlendirilmelidir. Terörün bitmesini istemek elbette herkesin ortak arzusudur. Ancak terörü bitirmek başka, terörün ortaya attığı siyasi tezleri meşrulaştırmak başka şeydir.
Bugün "terörsüz Türkiye" söylemi etrafında yürütülen her tartışma bu açıdan dikkatle izlenmelidir. Çünkü Türk milleti geçmişte de benzer süreçlerin nasıl sonuçlar doğurduğunu görmüştür.
Türkiye'nin çok uluslu, çok dilli ve gevşek yapılı bir modele dönüştürülmesi yönündeki talepler yeni değildir. Bunlar yıllardır farklı ambalajlarla toplumun önüne getirilmektedir. Kimi zaman demokrasi adı altında, kimi zaman barış adına, kimi zaman da özgürlük söylemleriyle...
Ancak sonuç değişmemektedir.
Türk milleti ortak paydasının zayıflatılması.
Milli devlet anlayışının aşındırılması.
Ve etnik kimliklerin siyasetin merkezine yerleştirilmesi.
Göç politikaları da bu tablonun dışında değildir. Milyonlarca düzensiz göçmenin kontrolsüz biçimde ülkeye yerleşmesine göz yumulmasının ekonomik sonuçları kadar milli sonuçları da vardır. Demografik yapı değişirken, sınır güvenliği zayıflarken ve toplumsal dengeler sarsılırken buna sadece insani bir mesele olarak bakmak mümkün değildir.
Çünkü devletler sadece topraklarını değil, milli kimliklerini de korumak zorundadır.
Bugün yaşananların tamamına birlikte bakıldığında ortaya çıkan manzara kaygı vericidir.
Türk adının tartışılması...
Türk kimliğinin geri plana itilmesi...
Andımızın kaldırılması...
Etnik siyasetin güç kazanması...
Kontrolsüz göç politikaları...
Bunların her biri ayrı ayrı değerlendirilebilir.
Ancak bir bütün olarak bakıldığında hepsi aynı soruyu gündeme getirmektedir:
Türk milletine adı mı unutturulmak isteniyor?
Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir:
Bir millet önce adını kaybeder.
Sonra hafızasını.
Sonra birliğini.
Sonra da devletini.
Türk milletinin bugün ihtiyacı olan şey etnik ayrışmalar değil milli birliktir.
Kimliksizleşme değil milli şuurdur.
Unutmak değil hatırlamaktır.
Hatırlanması gereken ilk şey de şudur:
Bu ülkenin adı Türkiye Cumhuriyeti'dir.
Bu devletin sahibi Türk milletidir.
Ve bir milletin felaketi savaşta yenilmesi değildir.
Asıl felaket, adını unutmasıdır.
Yazarın Diğer Yazıları
- TÜRK SİYASETİ NASIL DİZAYN EDİLDİ?
- KÜRT SORUNU MU, YOKSA KÜRTLERİN SORUNU MU?
- ALLAH’IN AFFETME DİĞİNİ SİZ HANGİ HAK VE YETKİYLE AFFEDİYORSUNUZ?
- CUMHURİYET'İN HARCIYLA OYNAMAYIN!
- Dünya Türklüğüne ve Türk Milletine Hayırlı Olsun
- Devletin ölçüsü kamu yararıdır
- Devlet ile iktidar aynı şey değildir
- Devletler duygularla değil güçle ayakta kalır
Yorumlar
- Duran Güral
Çok saçma iddia ile ortaya çikinca o iddialar doğru olmaz. Bundan otuz sene önce Türk deyince sadece Türkiye'nin içinde ariyordunuz. Ama bu gün Üretilen her silahlı araç biz Türküz diye bağırıyor. Kaan, Kızıl elma, Bozkurt, Altay, Gökdoğan, Yıldırımhan, ve Yeni Bozkurt tankı, da ha aklıma gelmeyen onlarca var. Ve daha önemlisi Turan ordusu kuruluyor. Dünyanın her tarafında bütün Türkler görünür oldu ve birlikte hareket ediyor. Bundan rahatsız olan bir kesim var, ama sizde rahatsız olanlara destek oluyorsunuz. Türk milletine düşmanlık eden herkes kaybedecek. Türkiye ve Turan çok büyük bir güç haline gelecek. Bugün batının mayın eşekleri silahlarını teslim etmek zorunda kaldı. Çevremizde bulunan ülkeler Türkiye ile birlikte hareket etmek zorunda kaldı, Türkçe öğrenen kazanacak. Türk milletine karamsarlık pompalamak size ne kazandırır. Türkiye'nin gücünü gölgelemek çok yanlış değil mi.
