Ak Partinin yerel seçimler stratejisi
Ak Parti belediye başkanlarını transfer ederek, tutuklanan muhalif başkanların yerine Ak Partilileri seçtirerek ve tahliye edilen başkanların yerine onlar tutuklanınca atanan kayyumların sürelerini uzatmakta ısrar ederek büyük tepki topluyor. Tepkilere rağmen bu siyasetten vazgeçmiyor zira oluşturulan genel ve yerel seçim stratejisi bu siyasete dayanıyor.
Ak Parti belediyeleri transfer ederek rakiplerini finans kaynaklarından mahrum ediyor. Seçimleri, medyalarını, sosyal platformlarını ve kadrolarını finanse ve motive etmek için başka kaynağı olmayan muhalefet zayıflıyor. Moralleri bozuluyor. Belediyeler istihdam kapıları. Sürece Türkiye ölçeğinde bakınca ve taşeron şirketlerde dikkate alınınca, belki yarım milyon cumhur ittifakı mensubu işe yerleşecek ve bir o kadar CHP’li işini kaybedecek. İşe yerleşenler işlerini yitirmemek için seçimlere tüm güçleriyle asılacaklar.
Muhalefetin kamu yararı dışında kullandığı kaynaklar kamuya harcanacağından ilave kaynak yaratılmış olacak ki buda iktidara oy kazandırır. Zira CHP belediyelerinde yapılan hırsızlıkların toplamı çok büyük tutarları buluyor.
Ak Partiye geçen il ve ilçelerde sürekli anketler yaptırılarak oy hareketliliği, vatandaşın şikayetçi olduğu hizmetler, şikayetlerdeki artış ve azalışlar ölçülüyor. Beklentiler ve sıkıntılar tespit ediliyor.
ORC’nin ekim ayında yaptığı anketlere göre Ak Partinin oyları Bursa’da %4,5, Aydın’da %4,1, Antalya’da %3,8, İstanbul’da %3,3, Ankara’da %2,9 ve Afyon’da %2,7 nispetinde artmış. Dikkat ederseniz başkanvekillerinin CHP’li olduğu Antalya’da ve İstanbul’da da Ak Partinin oy oranı yükselmiş. Zira yolsuzluklardan etkilenen vatandaşlar yönelimlerini değiştirmiş.
Bu sonuçlar, eleştirilere ve tepkilere rağmen oluşturulan yerel yönetimler stratejisinin sürdürülmesini sağlıyor. Ak Parti bu sayede genel seçimlerdeki oy oranını yükseltecek. Yerel seçimlerde çok sayıda belediyeyi kazanacak. Zira şartlarda müsait. CHP ikiye bölündü. Son seçimlerde doğu ve güneydoğu dışında CHP’yi destekleyen DEM, muhalefetten kopmakla kalmadı, iktidara yakınlaştı.
CHP’nin yerel yönetimlerde genelde başarısız olması da Ak Partinin işini kolaylaştırıyor. CHP’nin son mahalli seçimlerde oy patlaması yapması başarısızlığın ortaya çıkmasını önlüyor.
Oysa CHP oylarını, Selçuklu coğrafyasında ve cumhur ittifakının yönetiminde olan yerleşim yerlerinde kayda değer oranlarda arttırdı. Bu artışlarda ekonomik kriz, emeklilerin hali, hizmet kalitesinin düşmesi ve özellikle Selçuklu coğrafyasında Mansur Yavaş faktörü etkili oldu.
Vatandaşın belediyelerden memnun olduğu Ankara (%10), Mersin (14) ve Muğla’da (%20) oylar arttı. Buna mukabil İstanbul (%3), İzmir (%9), Antalya (%2), Adana (%8), Hatay (%11), Aydın (%4) Tekirdağ (%1) ve Eskişehir’de (%1) oy kaybı yaşandı.
İstanbul’un sonuçları 2019’un haziranında tekraren yapılan seçimlerle karşılaştırıldı. Eğer mart sonuçlarıyla karşılaştırılsaydı %3 artış gözükürdü. Ekrem Beyin ilk dönemi için ‘’CHP İstanbul’da çok başarılı oldu da başarısız oldu da’’ denemez. Zira oylar CHP’li ilçelerin bazısında artmış bazısında azalmış. Beşiktaş gibi oyların %9 azaldığı ve Maltepe gibi %8 arttığı ilçeler olmuş.
Bununla beraber CHP 2009’dan beri İstanbul’da kazandığı ilçe belediyelerinin sayısını sürekli arttırdı. Kazandığı hiçbir belediyeyi sonraki seçimlerde oy düşüşleri olsa bile kaybetmedi. Her seçimde Ak Partili 3-4 ilçe CHP’ye geçti. Bu trend, vatandaşların CHP’li belediyelerden memnun olduklarını veya memnun olmasalar da şikayetçi olmadıklarını gösteriyor.
Aynı trend, İstanbulluların, bazı ilçeler dışında, Ak Parti belediyeciliğinden memnun olmadığını ve memnuniyetsizliklerinin arttığını ve yaygınlaştığını gösteriyor. Haddizatında başarılı belediyeciler Tayyip Bey ve arkadaşlarıydı. Erdoğan ve ondan önce ve onunla görev yapan ve ondan sonrada görevlerini sürdüren ilçe belediye başkanları büyük hizmetler yaptılar. İstisnalar dışında Tayyip Beyden sonra gelen başkanlar tekrarcı oldular, ondan kalan sistemi devam ettirdiler. Erdoğan’ın yaptıkları gibi radikal değişiklikler yapmadılar.
Ak Parti başarılı olmak istiyorsa bu trendi değiştirecek adımlar atmalı. Zira Anadolu’da durum İstanbul’dan da kötü. 2024 seçimlerinde Kütahya, Kırıkkale, Kastamonu, Kilis, Kırklareli, Afyon, Nevşehir, Uşak, Denizli, Urfa, Giresun, Zonguldak, Bursa ve Balıkesir gibi kaleler kaybedildi. Seçimlerin kaybedilmesi sadece ekonomiye ve emeklilerin sorunlarına bağlanırsa yanlış yapılır.
Ak Parti belediyeciliği masaya yatırılmalı. Kangren olan yerlere ve sorunlu alanlara neşter atılmalı. Çağa uygun, bölgesel farklılıkların ve yerel dinamiklerin dikkate alındığı bir model geliştirilmeli. Vakıf, dernek ve hayır kurumlarının belediyelerden finanse edilmesine son verilmeli. Aksi halde elde edilecek başarılar sınırlı ve geçici olur.
‘’Vaziyet buysa Ak Parti transferlerle ve belediye meclislerinde yapılan seçimlerle ele geçirdiği belediyelerde hizmet kalitesini nasıl artıracak, iyi belediyecilik nasıl yapacak? Bunlar olmadan oylar artmaz’’ düşüncesi akıllara gelecektir.
Ak Parti transfer ettiği belediyelere kaynak ve birikimli kadrolar aktaracak. Bu sayede büyük hizmetler yapacak. Eldeki imkanlar ve kadrolar buna yeter. Fakat bu yöntemle sınırlı sayıda belediyede, geçici başarılar sağlanabilir. Ak Partinin de diğer partilerinde belediyecilikte yeni modellere ve farklı anlayışlara ihtiyacı var.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Alp Demir
Unutmadan Selçuklu Coğrafyası diye bir kavram kullanmışsınız. İlginç buldum. Demek bizde Selçuklu Coğrafyası, Osmanlı Coğrafyası ve bir de elbet Cumhuriyet Coğrafyası var. İzmir bir Cumhuriyet Coğrafyası. Aslında ülkenin batısının tamamı Cumhuriyet Coğrafyasıdır ve bir bakıma da Balkan Coğrafyasıdır. Bir zahmet herkes kendi kültürüne uygun yerde yaşasın. Birbirimizle ne kadar az temas edersek, o kadar sorunsuz yaşarız.
- Alp Demir
Evet belediye gelirleri sadece belediye hizmetlerine harcanmalıdır. İnsanlar bu paraları kendilerine yol, su, temizlik, park, bahçe ve şehir düzeni için veriyor. Amacının dışında tek kuruş harcanmamalıdır. Ayrıca imar rantının önüne geçilecek yeni tedbirler alınmalıdır. Ülke bir beton yığınına döndü. Bazı bölgelerde imar, yenileme dışında durdurulmalıdır. Yetersiz alt yapıya rağmen durmadan binalar yükseliyor ve bunun sonu felakete gidiyor. Ülkenin batısında neredeyse betondan başka bir şey kalmadı. Müteahhitlik denilen şey tamamen ortadan kalkmalıdır. Bunun ne kadar korkunç sonuçlar verdiği artık inkar edilemez. Bir yerde bir inşaat yapılabilmesi için, sadece belediyelerin değil, bakanlık yetkililerinin de devrede olması ve tek bir çiviye kadar her şeyin kontrol edilmesi şart oldu. Apartman çökmesinden dünya kadar insan öldü. Artık müteahhit istemiyoruz.
