Çerçeve yasa Türk siyasetini nasıl etkileyecek?
TBMM tarafından, 467’ye 88 gibi rekor kabul edilebilecek bir sonuçla kabul edilen çerçeve yasanın Türk siyaseti üzerinde derin tesirleri olacak. Haddizatında Terörsüz Türkiye süreci siyasi yelpazeyi baştan aşağıya değiştirdi. Çerçeve yasa bu değişiklikleri keskinleştirecek, geri dönülemez hale getirecek.
Ülkücüler cumhur ittifakında yer alanlar ve muhalifler olarak ikiye bölünmüştü. DEM, millet ittifakından yana pozisyon aldığından muhalif milliyetçiler, PKK ile aynı safta olmakla itham ediliyorlardı. Şimdi süreci başlatan, sahiplenen ve yürüten MHP aynı suçlamaya maruz kalıyor.
PKK da ‘’süreci destekleyenler ve ihanet olarak tanımlayanlar’’ olarak ikiye bölündüğünden, muhalif Türk milliyetçileri, sürece yaklaşımlarında, Öcalan’ı somut taviz almadan silah bıraktığı için suçlayan Kürt milliyetçileriyle aynı tarafa düşüyorlar. Kürtçüler ‘’Bırakın bağımsızlığı, özerkliği, anayasal statüyü, kolektif hakları, Kürtçe ana dil olmadan silahlar bırakılıyor. Silah olmadan bizi kimse muhatap almaz’’ diyorlar. İleriye gidenler Öcalan’ı ihanetle hatta Türk ajanı olmakla itham ediyor.
Ülkücüler süreç akamete uğrasa da başarıyla sonuçlansa da uzun yıllar aynı kampta olamayacaklar. Aynı Kürt milliyetçileri ile benimsedikleri yeni isimleriyle ‘’Apocu Hareket’’ mensuplarının olamayacağı gibi.
Yasadan en kazançlı çıkacak parti DEM olacak. Zira DEM terör örgütünün siyasi kolu gibiydi. Siyaset yapamıyordu. Sürekli baskı altındaydı. Kırk yıldır dağda olan, gerçeklikten kopmuş teröristlerden gelen talimatlara uymak zorundaydı. Yasa uygulanır ve PKK’lılar dağdan inerlerse, DEM Partililer reel politiğe göre siyaset yapabilecekler. Ekim ayındaki kongrede parti yönetimi baştan aşağıya değişecek ama PKK’lılar görev alamayacak. Zira dağdan inenlerde, cezaevlerinden salınanlarda, yurtdışından dönenlerde 2 veya 3 yıl süreyle siyasi haklarını kullanamayacak.
Demirtaş’ın tahliyesi de zafer havası oluşturacak. Zira Demirtaş, son derece başarısız olmasına rağmen, halkta karşılığı olan tek DEM Partili. Kürtlerin tamamına yakını süreci destekliyor. Çoğu başarıya ulaşacağına inanmıyor. Kimisi PKK’ya güvenmiyor kimisi iktidara. Demirtaş’ın tahliyesi bu algıyı değiştirecek. ‘’Bu sefer olacak’’ havası oluşturacak.
DEM Partinin en büyük riski, bölünme. Zira partide ‘’devlete mesafeli olmak’’ ortak paydası olan kesimlerin temsilcileri var. Solcular, sosyalistler, muhafazakarlar, İslamcılar, liberaller, Aleviler ve milliyetçiler. Bu grupları aynı partide tutmak zorlaşacak. Bu gruplardan parti kuranlarda olacak, fikirlerine yakın olan büyük partilere yönelenler de. Demirtaş’ın tahliyesi bu açıdan da önemli. Demirtaş zamk vazifesi görecek. Zira DEM’liler onu sever.
DEM Partililer sürecin hiçbir faydasını görmediklerini, devletin somut adım atmadığını iddia ediyorlardı. Bu iddiaları büyük ölçüde doğruydu. Devlet somut adım atmadı ama kayyum atama gibi uygulamaları durdurdu. Başta Diyarbakır olmak üzere, 67 belediyenin DEM Partinin yönetiminde olması, süreç sayesindeydi.
Parlamento da sürece karşı en net tavrı İyi Parti aldı. Sonuna kadar en sert şekilde muhalefet etti. Bu tavrı İyi Partiyi, sürece ve yasaya muhalif olanların doğal adresi yapacak. İyi Parti sadece ülkücülerin ve merkez sağcıların değil, sürece karşı olan herkesin oylarını alabilir. Büyük kongresinde kadrolarını oluştururken bu tespiti dikkate alırsa, oy tabanı genişler.
Kadrolarını ve söylemini zenginleştirebilirse, cumhur ittifakına karşı yürütülecek muhalefetin merkezi de İyi Parti olur. Zafer, Anahtar, Milli Yol, YRP, Deva ve Saadet İyi Partinin öncülüğünde birleşir. Mansur Bey artık seçimlere CHP veya Yeni Parti adayı olarak girmez. Bağımsız ortak aday olarak girer. Buda İyi Partiye yarar.
Eğer süreç akamete uğrarsa veya çözüm sürecine yapılan ve halkı rencide eden yanlışlar tekrarlanırsa, İyi Parti oy patlaması yapabilir. Süreç halkı tahrik etmeden başarıyla sonuçlanırsa İyi Partinin oy artışı sınırlı olur.
Yeni Parti yasa sürecini çok kötü yönetti. Hiç kimseye yaranamadı. Anketlerde Kürtlerin %20’si ‘’Yeni Partiye oy verebilirim’’ diyordu. Kürtlerin yarısından biraz fazlası ikinci turda Özgür veya Ekrem Beye oy vermeye meyilliydi. Daha önce yapılan ittifaklar ve kent uzlaşısı sempati oluşturmuştu. Dem tabanının geneli, tavanı takip etmemiş cumhur ittifakına yönelmemişti. Vekillerin serbest bırakılması ve çoğunluğun hayır oyu vermesi bu havayı bozdu.
Üst yönetimin evet oyu kullanmasıysa sürece karşı olan seçmenleri rahatsız etti. Bu seçmenler iğreti oldukları CHP’ye yönelmezler. Büyük bir hata yapmazsa İyi Partide toplanırlar.
Okurlarımın bir kısmı ‘’İyi Partide Kürtlerden oy alamaz’’ diyecektir. Zaten alamıyordu. Milletvekili seçilmek için yeterli oyu alamayacaklarından, daha önce Urfa belediye başkanlığını bağımsız kazanan Fakıbaba’yı Ankara’dan, otuz yıl Diyarbakır vekilliği yapan Ensarioğlu’nu İstanbul’dan seçtirdi İyi Parti.
CHP evet oyu kullandı. İki fire verdi. On dört vekil oylamaya katılmadı. Bu tavır CHP’yi müspet ya da menfi etkilemez. CHP’nin dibe düşen oylarını yükseltmesi, göstereceği performansa ve Yeni Partinin erimesine bağlı.
Cumhur ittifakı istikbalini Terörsüz Türkiye sürecine bağlamış durumda. Süreci skandal yaşanmadan, başarıyla sonuçlandırırlarsa, Erdoğan seçimlerin favorisi olur. Habur, Dolmabahçe gibi olaylar yaşanırsa, Ak Parti’de MHP’de oy kaybeder. Yeni Partili vekillerin çoğunun hayır oyu kullanması, Ak Partinin lehine oldu. Zira Kürt seçmenler Dem ile Ak Partinin arasında bölünecekler. Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Tayyip Beye oy verecekler.
Muhalefetin 2023 senesinde olduğu gibi ortak aday çıkarması ve bu adayın Yavaş olması cumhur ittifakı açısından en kötü senaryo. Ak Parti, bu nedenle muhalefetin tek aday etrafında bütünleşmemesine dönük politikalar izleyecektir. Yeni Partinin Özel’i aday göstermesinin önü açılacaktır. Zira Özel muhalefeti toparlayamaz. Yeni Parti Özel’i aday gösterirse CHP ile milliyetçi partilerin müşterek aday belirlemeleri zorlaşır. Mansur Bey bu durumda aday olmak istemez.
Deva ve Saadet tükenmiş partiler. Halkta karşılıkları yok. YRP ise kan kaybediyor. Çekimser kalarak kan kaybını arttırdı. Zira kimseye yaranamadığı gibi ikna edici de olamadı. Urfa’da seçimleri kazanmak için DEM Partiyle ittifak yapıp, mecliste çekimser kalmak en hafifinden çelişki. Bu partiler ittifakta kursalar, oyları %2-3’ü aşmaz. Bu nedenle İyi Partiye yanaşacaklardır.
Makalemi seçimlerde ekonominin belirleyici olacağını hatırlatarak bitirmek isterim. Muhalefet, millete çözüm önerileriyle giderse mesafe alır. Aksi halde, ekonomik kriz tam manasıyla bitmemiş olsa bile, seçmenin cumhur ittifakına destek olma ihtimali daha yüksek. Tencerenin götüremeyeceği iktidar olmadığı da milletin macera sevmediği de dikkate alınmalıdır.
Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar
- Selçuk kocaman
Reisle yürüyen kazanır o kadar
