Çiplerin Savaşı ve İç Cephenin Sınavı: Sıra Bize mi Geliyor?
Son bir yılda Orta Doğu’da şahit olduğumuz sahneler, sadece birer askeri operasyon değil; insanlık tarihinin gördüğü en sofistike, en sinsi ve en "temiz eldivenli" savaş yöntemleridir. İran’ın kalbinde patlayan mühimmatlar ve Lübnan’da binlerce insanın cebindeki çağrı cihazlarının eş zamanlı birer bombaya dönüşmesi, savaşın artık sadece sınır boylarında değil, avcumuzun içinde yaşandığını kanıtladı.
Peki, dünya bu yeni nesil "Tekno-İstihbarat" savaşlarını konuşurken, Türkiye bu denklemin neresinde? ABD’li subayların ve İsrailli diplomatların kapalı kapılar ardında (ve bazen küstahça açıkta) zikrettiği "Sıradaki hedef Türkiye" söylemi, bir komplo teorisinden ziyade, jeopolitik bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
Teknolojide "Milli" Olmak Yetmez, "Yerli" Olmak Şart
Lübnan örneği bize şunu öğretti: Bir cihazı dışarıdan satın aldığınızda, aslında içine bir "Truva Atı" yerleştirilmesine de izin vermiş oluyorsunuz. Türkiye’nin İHA/SİHA ve savunma sanayiindeki atılımları şüphesiz hayati birer kalkan. Ancak bu kalkanın delinmemesi için sadece gövdenin değil; o gövdeyi yöneten işlemcinin, kodlanan yazılımın ve verinin saklandığı merkezin de bu topraklara ait olması zorunluluktur.
Uyarıyoruz: Tedarik zinciri güvenliği sağlanmayan, kritik altyapıları yabancı yazılımlara emanet edilen bir devlet, her an "fişi çekilmeye" mahkumdur. Siber güvenlik, artık bilişimcilerin işi değil, Genelkurmay’ın ve MİT’in en öncelikli cephesidir.
Liyakat: En Güçlü Savunma Hattı
Bir ülkeyi içeriden çökertmenin en kestirme yolu, kurumların genetiğiyle oynamaktır. Son yıllarda ülkemizde hissettiğimiz o derin "sakilleşme" ve kurumsal erozyon, dış tehditlerden çok daha tehlikelidir. Jandarma Genel Komutanlığı gibi kırsal güvenliğin temel taşı olan kurumların, siyasi mülahazalarla yönetilen sivil bürokratların inisiyatifine terk edilmesi, savunma dokumuzda geri dönülmez gedikler açabilir.
Eğer bir devletin emniyet mekanizmasında "liyakat" yerine "sadakat" veya "tanıdık" kriteri öne çıkıyorsa, o devlet istihbarat savaşlarında kör ve sağır kalmaya adaydır.
Milli Güvenlik Sorunu: Sığınmacılar ve Güven Erozyonu
Bugün Türkiye’nin sokaklarında kimliği belirsiz, kaydı kuşu tartışmalı milyonlarca sığınmacı ve kaçağın varlığı, sadece sosyolojik bir sorun değildir. Hibrit savaş senaryolarında bu kitleler, birer "içeriden karıştırma" unsuru olarak kullanılmaya çok müsaittir.
Daha da vahimi, halkın devlete ve yönetime karşı duyduğu güven bunalımıdır. Bir toplum, dış saldırıya karşı ancak devletine güveniyorsa tek yumruk olabilir. Nefret derecesine varan kutuplaşma ve güvensizlik, düşmanın en sevdiği savaş alanıdır.
Sonuç ve Temenni
Bizim "sıradaki hedef Türkiye" uyarısını yıllardır yapmamızın sebebi korku yaymak değil, teyakkuz çağrısıdır. Devlet aklı, günü kurtaran politikalardan ve "bizden olsun da ne olursa olsun" sığlığından bir an önce sıyrılmalıdır.
Temennimiz odur ki;
Savunma sanayiindeki başarılar, sivil teknoloji ve siber altyapıda da bir seferberliğe dönüşsün.
Devlet kurumları, cemaatlerin veya siyasi kliklerin değil, liyakatli vatan evlatlarının yönetiminde şeffaflaşsın.
Sınır güvenliği ve sığınmacı politikası, ideolojik saplantılardan arındırılarak "beka" eksenine oturtulsun.
Unutulmamalıdır ki; teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin, en büyük savunma silahı adaletle yönetilen bir devlet ve devletine inanan bir halktır. Bu bağı koparanlar, yarın yaşanacak teknolojik saldırılarda sığınacak liman bulamayacaklardır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Memlekette Mal Bitti, Güven Bitti: Bu İşin Sonu Nereye Varacak?
- Fiyaskoyla Örtülen Vurgun
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
Yorumlar
- Huzursuz Türk
Bu konular artık dikkat edilmesi gereken yeni dertlerimiz olacak gibi
- Adem Şeker
Akp yönetimsizliğinin faturası ve bu milletin Mustafa Kemal Atatürk e yaptığı ihanetin bedelini ,ilk savaşta kanla gözyaşı ve büyük kayıplar ile yaşayacaktır..Bu yazınındaki uyarıları ve önlemleri anlayıp akıllı davranmazsa,akp ve Recep Tayyip Erdoğan ülkenin karanlık günlerinin mimarı olacaktır.....
- Bilge Mercaner
Tam da bu..Tebrikler.
- Kerim SAĞLAMDEMİR
Kalemine yüreğine sağlık
- Hakan S
Keyifle okudum, eline , diline , emeğine. sağlık. tekrar altını imzalıyorum
