Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
Son günlerde uluslararası diplomasi trafiğinin merkezine oturan ve "bölgesel istikrar" ambalajıyla sunulan Mekke Anlaşması, üzerindeki sis perdesi aralandıkça arkasında çok daha farklı ve tehlikeli hesapları barındırdığını gösteriyor. Gündeme ilk düştüğünde, kamuoyuna sanki İsrail'in bölgedeki saldırganlığına ve yayılmacılığına karşı atılmış caydırıcı bir adım gibi lanse edildi. Ancak atılan nutuklar ve kapalı kapılar arkasından sızan mesajlar yan yana koyulduğunda, ortaya çıkan tablo hiç de öyle görünmüyor.
Özellikle kriz anlarında "gereğinden fazla konuşmayı" ve her mikrofon karşısında farklı imalarda bulunmayı alışkanlık haline getiren Dışişleri Bakanı'nın açıklamaları, bu yapay algıyı adeta bizzat yıktı. Yapılan beyanlar dikkatle okunduğunda; hedefin İsrail'in kural tanımaz politikalarını dizginlemek değil, bambaşka cepheler açmak olduğu açıkça anlaşılıyor. Anlaşmanın gerçek ekseni; yıllardır emperyalizme fena bir dayak atan, kendi özgürlükleri için savaşan Husiler ile nüfusunun yarısı soydaşımız olan İran'ı hedef almak üzerine kurulmuş gibi duruyor.
Açıkça söylemek gerekir: Buralara asla emperyalizmin çıkarları ve kirli hesapları için Türk evlatları gönderilemez! Kendi evlatlarına askerlik bile yaptırmayanların, Türk evlatlarını soydaşlarına ve kendi ülkelerinin bağımsızlığı için savaşanlara karşı çöllere sürmeye hakkı da yoktur, yetkisi de. Hele ki yanı başımızda İsrail'in Yunanistan ve Kıbrıs Rum Yönetimi ile çevirdiği dolaplar ortadayken, "müttefiklerimizin" sınırlarımızın dibinde örmeye çalıştığı Kürdistan tezgahı bu kadar barizken, enerjimizi ve askerimizi emperyalist kurgulara heba etmek kabul edilemez.
Diplomasinin bu derece belirsizleştiği bir ortamda gözler doğal olarak Sayın Cumhurbaşkanı'na çevriliyor. Ancak kendisi henüz bu konulara hiç girmiş veya net bir sınır çizmiş değil. Hepimizin malumu ki, Türkiye'de Cumhurbaşkanı'nın iradesi olmadan uzun vadeli ve kararlı bir politika oluşturmak imkansızdır. Dolayısıyla, en tepeden net bir tavır koyulmadığı sürece, yürütülen bu süreçten Türkiye lehine sağlam bir duruş bekleme umudumuz günden güne zayıflıyor.
Konunun en vahim boyutu ise şeffaflık eksikliği. Anlaşma metni henüz Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne gelmedi ve kimse içinde tam olarak nelerin saklı olduğunu bilmiyor. Milletin iradesinden gizlenen, ne tür yükümlülükler getirdiği meçhul olan bu tablo endişeleri katbekat artırıyor.
Milletin gözünün içine bakılarak yürütülmeyen, bölgesel güç dengelerinde İsrail'i ve emperyalist odakları rahatlatıp bölgenin kadim halklarını, komşularını ve soydaşlarımızı hedef alan hiçbir diplomatik hamle bu topraklara huzur getirmez. Şeffaflıktan uzak, hedefleri şaştığı kendi yetkililerinin beyanlarıyla tescillenen bu Mekke Anlaşması benim içime hiç sinmedi; milli çıkarlarımız gözetilmediği sürece de asla sinmeyecek.
Yazarın Diğer Yazıları
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
- Tarih Doğru Tarafta Olanları Yazacak
- Bölgesel Borsa, Leş Kargaları ve İç Piyasa İllüzyonu
- Eşitlik Masalı, Özerklik Paravanı: "Yeni Parti" Kime Hizmet Ediyor?
- Masadaki Egolar ve Devleti Yönetme İllüzyonu
Yorumlar
- Duran Güral
Sayın yazar diyorsun ki İsrail ve İran da devlete el koyan devrim Muhafızları nın oynadıkları tiyatro devam etsin. Adam Cumhurbaşkanı konuşma yapıyor, devrim Muhafızları biz tanımayız diye açıklama yapıyor. Düşman görünüyor, İsrail ve ABD ye saldırı yapmıyor, Türkiye, Azerbaycan, Arabistan, Kuveyt, Katar Pakistan a, Ürdün e saldırı yapıyor. Bu oyunun hedefi doğrudan Türk Dünyası. Bıraksalar belki İran da Türk Devletleri'nin arasında olacak. Siz bu oyunu görmüyor, yada görmek istemiyorsunuz. Hiç iyi niyetli değilsiniz. Yarın Türkiye Adalar Denizi'ni kurtaracak siz ona da karşı çıkarsınız. Türk Barışı gerçekleşecek, ayak altında kimse kalmasın, buna Yunanistan ve İsrail de dahil. Türkiye ye biat edecekler. Türkiye Cumhuriyeti Büyüyüp Turan Olacak!
