Köşe Yazısı

Din siyasetin nesi olur?

Av. Dr. İrfan  Sönmez
Av. Dr. İrfan Sönmez
3 dk Sesli Dinle 2

Max Weber,  20.asrın en önemli düşünürlerinden biri. Sosyolog olması toplumla ilgili gözlemlerine daha  bir anlam kazandırmış.

Onun din- siyaset ilişkisi ile ilgili tespitleri bugün bile güncelliğini koruyor.Şöyle diyor:" Tecrübelerimiz  bize göstermiştir ki hiçbir otorite sistemi,sadece maddi,duygusal veya ideal motiflere dayanarak sürekliliğini sağlayamaz.Bütün bunlara ek olarak,her otorite sistemi meşruiyetine ilişkin bir inanç oluşturmak ve beslemek gayretindedir."

Weber, bu sonuca Batı toplumlarını gözlemleyerek varmıştı. Bu aynı zamanda Batı'nın  laikleşirken dini değil, Kilise hegemonyasını siyasi hayattan söküp attığı anlamına geliyor.Din, her kültürün içinde ve onun yorumuyla şu veya bu ölçüde yaşamaya, hükmünü sürdürmeye devam ediyor.

İşte bunun için bazı iktidarlar, kalıcılıklarını uzatmak  için söz ve eylemlerine  dini kavramları kullanarak meşruiyet üretmeye çalışırlar.Dinin çekiciliği yanlışlara bile perde olur.Bir defa -dindar siyasetçi imajı oluştu mu yapılan her şey o imajla mütenasip görülür.İslamcının her yaptığı İslam olarak kabul görür. Bu gibi durumlarda din artık araçsallaştırılmıştır.Bu, dinin bir şeye tabi kılınması,dünyevi bir amaç için aracı haline getirilmesi demektir.Amaç balık tutmak ise din oltadaki yemdir.Böyle yapılarda dinin, Hak'kı bilme ve bir ahlak mesajı olma hüviyeti geri plana itilir. Siyasi ve dünyevi amaçlar için onun nasıl kullanılacağı, ondan nasıl yararlanılacağı öncelik kazanır.

Bu sadece Müslüman toplumlar için geçerli bir iğfal biçimi değildir.Bir dini ve kutsalları olan bütün toplumlar için geçerlidir.Hatta dini olmayanlara bile onları yönetebilmek için bir din gerekir. Sosyalist düşünür Proudhon'un bu konuda söyledikleri  manidardır:"Halka bir din, ne pahasına olursa olsun bir din gerekir.Çünkü halkın din yoluyla  köleliğinden memnun olmayı öğrenmesi gerekir de ondan...Tevekkül kuramı,ayaklanmaya engel olmak suretiyle halka hizmet etti....Dertlinin teselli edicisi olan din,yoksulu da acı çekmeye ikna etti.(Kadir Gürler,İktidar-Din ilişkisi,s.125)

Muhterislerin elinde din Proudhon'un ifadesiyle sadece bir sadakat üretme aracı değil,aynı zamanda hoşnutsuzlukları bastırma, halkı kaderine razı etme aracıdır.Din adına fakirliği öven,sabrı tavsiye eden,itaati yücelten fetva ve hutbelerin arkasında hem rıza üretme hem toplumu tepkisizleştirme amacı vardır. Böyle toplumlarda iyi yönetimle kötü yönetim arasında fark yoktur. Çünkü  belirleyici olan başları değil, dindar görünmektir. Din adına  toplumdan beklenen ise kötü de olsa iyi de olsa kayıtsız şartsız  itaattir.

Kriz dönemlerinde iki de bir sürüme sokulan," Fakirliğimle iftihar ediyorum,"  hadisinin bile  (İbni Hacer-Aliyyü'l Kari vs. göre) uydurma/mevzu olduğu biline biline  asırlarca  bu amaçla kullanılmıştır. Fakirliği yücelten bir din yorumunun baskın olduğu bir toplumda refah ve zenginleşme olmaz.Fukaralık dindarlık sayılarak kutsanır. Fetihçi, gerilimi yüksek din anlayışının yerini miskinlik alır.. Oysa yüce dinimiz fakirliği değil, "veren el alan elden üstündür"(hadis) diyerek çalışıp çabalayarak veren el olmayı teşvik etmiştir.Bunun olabilmesi için önce dinimizi nefsine uyduranlardan ve onu ikbal aracı yapanların  kurtarmak lazım.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Ahmet Turan

    Bilgilencdik tşk ederim sağolun

  • Sabahattin Bulut

    Önce güzel ahlak .Din kişilerin vicdanı tercihidir.

Bu Yazıyı Paylaş