Ege’de "Oldu Bitti" Hazırlığı: Yunanistan Kimin Gölgesine Güveniyor?
Ortadoğu bir ateş çemberinden geçerken, dikkatler İsrail-İran hattına kilitlenmiş durumda. Ancak burnumuzun dibinde, Ege’nin mavi sularında sessiz ama derinden bir "Patriot kuşatması" örülüyor. Sabahattin İsmail’in geçtiğimiz günlerde dikkat çektiği askeri hareketlilik, sadece bir savunma refleksi mi, yoksa büyük bir kumarın başlangıcı mı?
İsrail’in ABD Nüfuzuna Öykünmek
Yunanistan’ın son dönemdeki pervasızlığının ardında yatan temel motivasyonu doğru okumalıyız. Atina yönetimi, İsrail’in ABD siyaseti üzerindeki mutlak etkisini ve Washington’ı kendi ajandasına nasıl eklemlediğini büyük bir hayranlıkla (belki de kıskançlıkla) izliyor.
Yunanistan, İsrail’in İran meselesinde ABD ve AB’yi nasıl arkasına aldığını gördükçe, şu tehlikeli düşünceye kapılıyor olabilir: "Ben de bir oldu bitti yaratırsam, Batı arkamda durmak zorunda kalır."
Kuşatmanın Geometrisi: Patriotlar ve Adalar
Elimizdeki tablo net:
Limni ve Kerpe: Silahsız olması gereken adalar Patriot radarlarıyla donatılmış durumda.
Güney Kıbrıs: 40 mil mesafede Patriotlar, 3 dakikada kıyılarımıza ulaşabilecek uçaklar ve Fransız uçak gemisi beklentisi.
Girit ve Batı Trakya: ABD üslerinin birer lojistik kaleye dönüşmesi.
Bu sadece bir "savunma hattı" değil, Türkiye’nin muhtemel bir bölgesel krizde (İran-PKK-Suriye hattı) elini kolunu bağlamaya yönelik bir "stratejik hapsetme" girişimidir. Yunan Savunma Bakanı Dendias’ın "40 bin Türk askerini adadan çekmek için bir fırsat doğabilir" sözleri, bir dil sürçmesi değil; Batı’nın koruma kalkanı altında görülen bir rüyadır.
Çift Cephe Tuzağı ve "Casus Belli"
Yunan stratejistlerin hesabı belli: Türkiye doğu sınırlarında, PKK/PYD veya bir İran gerilimiyle meşgul olursa; Ankara iki cephede birden savaşamaz. İşte o an, karasularını 12 mile çıkarıp Ege’yi bir "Yunan Gölü"ne dönüştürmek isteyeceklerdir.
Ancak Atina’nın unuttuğu bir gerçek var: 1995’teki "Casus Belli" (Savaş Sebebi) kararı bir kağıt parçası değil, bir milli güvenlik iradesidir. Başkasının gölgesinde yapılan efelik, o gölge çekildiğinde felaketle sonuçlanır.
Uyanık Olmak Zorundayız
Türkiye, Ortadoğu’daki yangını söndürmeye çalışırken Ege’deki bu sinsi tahkimatı gözden kaçırmamalıdır. Patriotların namlusu sadece gökyüzüne değil, doğrudan Türkiye’nin egemenlik haklarına çevrilmiştir. Yunanistan’ın bu "yalnız cesaret edemeyeceği" hamlelere karşı, diplomatik ve askeri caydırıcılığımızı en üst perdeden sergileme vaktidir.
Yazarın Diğer Yazıları
- Memlekette Mal Bitti, Güven Bitti: Bu İşin Sonu Nereye Varacak?
- Fiyaskoyla Örtülen Vurgun
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
Yorumlar
- Adem Şeker
Denizlere hakim olmak zorundayız...
