Köşe Yazısı

Esnafın Omzundaki Kira Yükü

İbrahim Genç
İbrahim Genç
3 dk Sesli Dinle 0

Artan kira maliyetleri esnafın boynunu bükmekte, iş yeri sahipleri kira bedellerini artırdıkça halk da bu durumdan daha fazla etkilenmektedir.

Bugün bir iş yeri açmak, yalnızca bir dükkân kiralayıp kepenk kaldırmaktan ibaret değil. Bir işletmenin faaliyete geçebilmesi için ciddi bir yatırım gerekiyor. Tadilat, mimari düzenlemeler, tabela, dekorasyon, ekipman, ruhsat ve diğer giderler derken esnaf daha ilk günden önemli bir maliyetin altına giriyor.

Fakat işin asıl zor tarafı, yapılan bu yatırımın karşılığını alabilmek için zamana ihtiyaç duyulması.

Bir işletmenin bulunduğu yerde tanınması, müşterilerin alışması, düzenli bir müşteri kitlesi oluşturması ve işletmenin bilinirlik kazanması bir anda gerçekleşmiyor. Bunun için aylar, hatta yıllar gerekiyor.

Tam da bu noktada esnafı zorlayan önemli bir sorun ortaya çıkıyor: kira belirsizliği.

Birçok mülk sahibi uzun dönemli kira kontratlarına yanaşmamakta, daha kısa süreli sözleşmelerle iş yeri sahibini adeta diken üstünde bırakmaktadır.

Esnaf bir yandan işini büyütmeye, müşteri kazanmaya ve yatırımının karşılığını almaya çalışırken diğer yandan “Önümüzdeki dönemde kira ne olacak?” sorusuyla yaşamaya başlıyor.

Oysa bir iş yerinin değeri yalnızca dört duvardan ibaret değildir.

Bir esnaf yıllar içerisinde bulunduğu yerde bir müşteri çevresi oluşturur. İnsanlar o işletmenin yerini bilir, alışverişini ona göre planlar, işletmeye güven duymaya başlar. İşletmenin bulunduğu konum zamanla markanın bir parçası hâline gelir.

İş yeri değiştiğinde ise yalnızca masa, sandalye, raf veya makineler taşınmaz. Yıllar içerisinde oluşturulan müşteri alışkanlığı da taşınmaya çalışılır.

Yeni bir iş yerine geçmek ise başlı başına ayrı bir maliyettir. Yeniden tadilat yapılır, yeniden tabela hazırlanır, yeni düzenlemeler yapılır. Bazen eski müşterilerin bir kısmı yeni lokasyona gelmez.

Bütün bunlar, zaten artan maliyetlerle mücadele eden esnafın yükünü daha da ağırlaştırmaktadır.

Üstelik kira maliyetlerindeki artış sadece esnafı ilgilendiren bir mesele değildir.

Bir işletmenin giderleri arttığında, bu maliyetlerin önemli bir kısmı doğal olarak ürün ve hizmet fiyatlarına yansımaktadır. Böylece iş yeri kirasındaki artış, zaman içerisinde vatandaşın alışveriş yaptığı ürüne veya aldığı hizmete de yansımaktadır.

Yani mesele yalnızca “Esnaf yüksek kira ödüyor.” meselesi değildir.

Kira maliyetlerindeki artışın sonunda tüketici de daha yüksek fiyatlarla karşı karşıya kalmaktadır.

Elbette mülk sahibinin de taşınmazından ekonomik olarak faydalanmak istemesi son derece doğaldır. Ancak burada önemli olan, kısa vadeli kazanç ile uzun vadeli sürdürülebilirlik arasındaki dengenin kurulabilmesidir.

Bir mülk sahibi için düzenli kira ödeyen, işini bilen ve bulunduğu yere yatırım yapan uzun vadeli bir kiracı da önemli bir değerdir.

Esnaf açısından ise uzun vadeli ve öngörülebilir bir kira sözleşmesi, yatırım yapabilmenin en önemli şartlarından biridir.

Çünkü geleceğini göremeyen esnaf yatırım yapamaz.

Yatırım yapamayan işletme büyüyemez. Büyüyemeyen işletme istihdam oluşturamaz. Sonunda da kepenkler kapanabilir.

Bugün bir dükkânın kepenginin kapanmasını sadece bir işletmenin kapanması olarak görmemek gerekir. O dükkânda yıllarca verilmiş bir emek, yapılmış bir yatırım, geçimini sağlayan bir aile ve oluşturulmuş bir müşteri çevresi vardır.

Bu nedenle kira meselesine yalnızca mülk sahibinin kazancı veya esnafın gideri olarak bakmamak gerekiyor.

Bu mesele aynı zamanda tüketicinin, istihdamın ve şehir ekonomisinin meselesidir.

Esnafın ihtiyacı yalnızca düşük kira değildir. Esnafın ihtiyacı, yaptığı yatırımın karşılığını alabileceğine dair güven ve geleceğini planlayabileceği bir ortamdır.

Çünkü bir işletmenin ayakta kalabilmesi için sadece bugünü değil, yarını da görebilmesi gerekir.

Ve belki de artık şu soruyu daha fazla sormamız gerekiyor:

Bir iş yerinin kısa vadede daha yüksek kira getirmesi mi daha değerlidir, yoksa yıllarca ayakta kalabilen, istihdam sağlayan ve bulunduğu bölgeye değer katan bir işletmenin varlığı mı?

Bu Yazıyı Paylaş