Köşe Yazısı

Sosyal Medya Çaginda Beslenmek; İhtiyaç mı Lüks Mü?

İbrahim Genç
İbrahim Genç
2 dk Sesli Dinle 0

Akıllı telefonların hayatımıza tamamen hâkim olduğu bir dönemde yaşıyoruz. Evde, işte, sokakta, trafikte; günün her anında elimizden düşürmediğimiz cihazlar sayesinde sosyal medya artık sadece bir iletişim aracı değil, aynı zamanda tüketim alışkanlıklarını yönlendiren güçlü bir mekanizma haline geldi.

Bu dönüşümden en fazla etkilenen sektörlerin başında ise yeme-içme sektörü geliyor. Özellikle Instagram’ın hayatımıza girmesiyle birlikte restoranlar yalnızca yemek sunan işletmeler olmaktan çıktı; adeta görsel şov merkezlerine dönüştü. Yemeklerin tadından çok görüntüsünün konuşulduğu, mekanların mutfağından çok dekorasyonunun ön plana çıktığı yeni bir dönem başladı.

Bugün birçok insan bir restorana sadece yemek yemek için gitmiyor. Sosyal medyada paylaşılacak fotoğraflar çekmek, takipçilerine yeni bir mekan göstermek ve bir deneyim sergilemek de ziyaretin önemli bir parçası haline gelmiş durumda. İşletmeler de bu gerçeğin farkında. Bu nedenle tabak sunumlarından ışıklandırmaya, dekorasyondan müziğe kadar her detay sosyal medya odaklı planlanıyor.

Ancak bu yeni düzenin bir bedeli var. Son yıllarda dışarıda yemek yemenin maliyeti katlanarak arttı. Özellikle İstanbul gibi büyükşehirlerde ve turistik bölgelerde, sıradan bir akşam yemeği bile birçok kişi için ciddi bir harcama kalemine dönüşmüş durumda. Bazı mekanlarda iki kişilik bir yemek hesabının asgari ücretle kıyaslanabilecek seviyelere ulaşması, sorunun boyutunu gözler önüne seriyor.

Elbette artan kira giderleri, enerji maliyetleri, personel ücretleri ve yüksek enflasyon fiyatları etkiliyor. Ancak sektörün bazı kesimlerinde maliyet hesaplarının ötesine geçen bir fiyatlandırma anlayışının da hakim olduğu görülüyor. Sosyal medyada popüler hale gelen mekanlar, talebin yüksek olmasını fırsata çevirerek fiyatlarını gerçekçi sınırların üzerine taşıyabiliyor.

Ortaya çıkan tablo düşündürücü. İnsan yaşamının en temel ihtiyaçlarından biri olan beslenme, giderek bir gösteri unsuruna dönüşüyor. Sofralar doyurmak için değil, paylaşılmak için hazırlanıyor. Mekanlar müşteri memnuniyetinden çok görünürlük peşinde koşuyor. Tüketiciler ise çoğu zaman yedikleri yemeğin kalitesinden çok, o yemeğin sosyal medyada nasıl görüneceğiyle ilgileniyor.

Sonuç olarak sosyal medya, yalnızca insanların vakit geçirdiği bir platform olmaktan çıkıp ekonomik dengeleri etkileyen bir güce dönüşmüş durumda. Yeme-içme sektöründe yaşanan değişim bunun en somut örneklerinden biri. Bugün gelinen noktada şu soruyu sormak gerekiyor:

Beslenmek hâlâ temel bir ihtiyaç mı, yoksa sosyal medyanın şekillendirdiği yeni dünyanın pahalı bir lüksü mü?

Bu Yazıyı Paylaş