Köşe Yazısı

Herkes Üniversiteli Olmak Zorunda mı?

İbrahim Genç
İbrahim Genç
3 dk Sesli Dinle 0

Türkiye’de uzun yıllardır çocuklara aynı cümle söyleniyor:

“Oku, üniversiteyi bitir, iyi bir işin olsun.”

Bir dönem bu cümle büyük ölçüde doğruydu. Üniversite mezunu olmak daha iyi bir iş, daha yüksek gelir ve daha güvenli bir gelecek anlamına geliyordu. Ancak bugün tablo değişti.

Artık asıl soru şu:

Çocuklarımız mutlaka üniversite mi okumalı, yoksa geleceğin ihtiyaç duyduğu becerileri mi kazanmalı?

Bu soru üniversite karşıtlığı değil; eğitim ile hayat arasındaki bağın yeniden düşünülmesidir.

Üniversite sayısı arttı, ama istihdam aynı hızda artmadı

Türkiye’de son 25 yılda üniversite sayısı 75’ten 208’e yükseldi. Öğrenci sayısı milyonları aştı. Bugün 7 milyondan fazla yükseköğretim öğrencisi var.

“Her ile üniversite” politikası sosyal ve ekonomik hareketlilik yarattı. Ancak asıl mesele şu:

Bu genişleme, iş gücü ihtiyacıyla ne kadar uyumlu?

Diploma arttı, garanti azaldı

TÜİK verilerine göre 25-34 yaş grubunda üniversite mezunlarının oranı %13’ten %45’e çıktı. Yani üniversite artık istisna değil, norm haline geldi.

Ama aynı anda şu sorun ortaya çıktı:

Diploma sayısı arttı, ama diploma ile iş bulma arasındaki bağ zayıfladı.

Lisans mezunlarında istihdam oranı yaklaşık %75 civarında. Ancak bölümler arasında büyük fark var. Sağlık alanında bu oran %86’lara çıkarken bazı alanlarda çok daha düşük.

Öte yandan teknik ön lisans programlarında (elektrik, tesisat, imalat gibi) istihdam oranları çoğu zaman daha yüksek.

Bu bize şunu söylüyor:

Sorun üniversite değil, doğru alan eşleşmesidir.

Herkesin üniversiteye gitmesi ekonomik olarak da zorlayıcı

Üniversite sadece harçtan ibaret değil. Kira, yurt, ulaşım, yaşam giderleri ve yıllar süren eğitim süreci aileler için ciddi bir mali yük oluşturuyor.

Buna rağmen mezuniyet sonrası işsizlik riski devam edebiliyor.

Bu noktada şu soru önem kazanıyor:

Aynı kaynak, bir meslek öğrenimi veya teknik eğitim için kullanılsa sonuç daha farklı olur muydu?

Ekonominin ihtiyacı: Beceri

İŞKUR verileri, elektrikçi, tesisatçı, kaynakçı gibi mesleklerde ciddi açık olduğunu gösteriyor. Yani piyasada:

* Diploma sahibi gençler
* Ama aynı zamanda usta bulamayan sektörler

birlikte var.

Bu da temel bir çelişkiyi ortaya koyuyor:

Eğitim sistemi ile iş gücü piyasası aynı dili konuşmuyor.

Asıl sorun: Mesleklerin değersiz görülmesi

Toplumda hâlâ “üniversite okumadıysa eksiktir” algısı güçlü. Oysa birçok teknik meslek:

* yüksek beceri
* deneyim
* girişimcilik

gerektiriyor ve ciddi gelir imkânı sunabiliyor.

Sorun mesleklerin kendisi değil, onlara bakış açısıdır.

Üniversite mi, meslek mi? Yanlış soru

Asıl mesele bu ikisi arasında seçim yapmak değil.

Doğru soru şudur:

“Bu çocuğun yeteneği ve ülkenin ihtiyacı nerede kesişiyor?”

Sonuç: Diploma değil, beceri çağı

Üniversite hâlâ önemlidir. Ama artık tek yol değildir.

Bugünün dünyasında belirleyici olan şey:

hangi diplomaya sahip olduğun değil, ne yapabildiğindir.

Bu yüzden eğitim sisteminin hedefi şudur:

* Herkesi üniversiteye göndermek değil
* Herkesi yeteneğine uygun alana yönlendirmek
* Gençlere gerçek beceri kazandırmak

Çünkü eğitim, sadece diploma değil;

Hayatta ayakta durabilme gücüdür.

Bu Yazıyı Paylaş