Köşe Yazısı

Mutfakta Yangın, Turizmde Yağmur Beklentisi: Savaştan Bize Kalanlar

İbrahim Genç
İbrahim Genç
3 dk Sesli Dinle 0

Tarih: 1 Mayıs 2026. Bir yandan emeğin, işçinin bayramını kutlamaya çalışıyoruz, diğer yandan cebimizdeki yangını söndürmeye. Ama ortada kutlanacak pek bir şey kalmamış gibi görünüyor. Önümüze düşen son ekonomik veriler, süre giden ABD-İran-İsrail savaş halinin, faturasının artık doğrudan mutfağımıza yansıdığını, çarşı-pazarı esir aldığını ayan beyan gösteriyor.

Sokaktaki vatandaşa "enflasyon kaç?" diye sormayın, gidin manav tezgahına bakın. TEPAV’ın verilerine göre sadece Nisan ayında gıda fiyatları %3,6 artmış. Bu, geçen yılın aynı döneminin çok üzerinde bir artış demek. Daha çarpıcı olanı ise detaylarda gizli; domates fiyatı %55, havuç %28, marul %20 fırlamış. Temel gıda maddeleri olan ekmek ve tavuk eti de %13-15 bandında zamlanmış. Bu rakamlar ne demek biliyor musunuz? Alım gücümüzün kar gibi erimesi demek. Dar ve orta gelirli vatandaş için pazar torbasını doldurmak artık bir lüks değil, bir mucize haline geldi. Türk-İş'in açıkladığı açlık sınırı rakamı 34.600 TL'ye dayanmış durumda. Yani dört kişilik bir ailenin sadece karnını doyurabilmesi için gereken para bu. Asgari ücretin ne halde olduğunu varın siz düşünün. Mutfak enflasyonu Türk-İş verilerine göre aylık %5,5'e ulaşarak, TEPAV’ın ölçümünü bile geride bırakmış. Bu, resmi rakamların sokaktaki gerçeği tam yansıtmadığının da bir başka kanıtı.

Eskiden "bari turizmden döviz gelir, biraz nefes alırız" derdik. O umut kapısı da artık eskisi kadar güvenli değil. TÜİK verilerine göre ilk çeyrekte turizm gelirleri %4,2 artarak 9 milyar dolara yükselmiş gibi görünse de, bu artışın büyük ölçüde fiyatların yükselmesinden kaynaklandığı, turist sayısındaki artışın ise sınırlı kaldığı belirtiliyor. Yani daha çok turist gelmiyor, gelen turistten daha çok para alıyoruz. Ama jeopolitik riskler (savaşın yayılması korkusu vb.), Orta Doğu pazarından gelen turisti (ki toplamda %10-12 paya sahip) korkutabilir. Ayrıca yüksek petrol fiyatları ve Avrupa'daki jet yakıtı kısıtları, Avrupalı turist sayısını da aşağı çekebilir. Kısacası, yaz aylarında turizmden beklenen o can suyu gelmeyebilir.

Bu karanlık tablo sadece mutfağı ve turizmi değil, dış ticareti de vuruyor. Enerji fiyatlarının yüksekliği ve savaşın küresel ticareti yavaşlatması nedeniyle, mart ayında ihracatımız geçen yıla göre %6,4 azalırken, ithalatımız %8,2 artmış. Dış ticaret açığı büyüyor, bu da cari açığın artması ve dış finansman ihtiyacının zorlaşması demek. Yani ekonomideki bu daralma ve fiyat artışları daha uzun süre devam edecek gibi görünüyor.

Bu soğuk rakamlar, aslında sokaktaki vatandaşın her gün daha çok hissettiği geçim derdinin, yoksullaşmanın ve belirsizliğin kanıtlarıdır. Savaşın etkileri dalga dalga ekonominin her hücresine yayılıyor. 1 Mayıs'ta emeğin bayramını kutlarken, aynı zamanda eriyen alım gücümüzün ve daralan boğazımızın matemini tutuyoruz desek yeridir. Bu yangın nasıl söner, bu girdaptan nasıl çıkılır, orası tam bir muamma.

Ama şurası kesin ki, önümüzdeki günler hiç de kolay olmayacak.

Bu Yazıyı Paylaş