Köşe Yazısı

Kolombiya Kadar Olamamak

Av. Dr. İrfan  Sönmez
Av. Dr. İrfan Sönmez
3 dk Sesli Dinle 1

Kolombiya hükümeti  terör örgütü FARC(Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri) ile yaptığı anlaşmayı 2016'da referanduma götürdü. Referandumdan önce FARC,  mağdurlara tazminat ödeyeceğini  ilan etmesine rağmen  barış anlaşması yüzde 50.24 oyla reddedildi. Fakat  hükümet ısrarını sürdürdü, anlaşmayı bir defa daha referanduma götürmeyerek  bir süre sonra imzaladı.

Görüşmelerde rejim değişikliği, devletin yeniden organize edilmesi asla gündeme gelmedi.Sadece  FARC'a, belli grupların tekelinde olan siyasete katılma  yolu açıldı. Toprak reformu sözü verildi.2026'yılına kadar topraksız köylülere 325 bin hektar civarında toprak dağıtıldı, örgüte müzahir köylülerin  koka üretimini gönüllü olarak bırakması kararlaştırıldı.

FARC, silah bırakarak siyasete katıldı, partisi yüzde bir bile oy alamadı.(Senato binde 34,Temsilciler meclisi binde 21) Ancak FARC'a ilk iki seçim dönemi için Temsilciler meclisinde 5,Senatoda  5 olmak üzere  toplam 10 sandalye garantisi verilmişti.Bu sandalyeler verildi.Fakat bu, aynısı Türkiye'de de olur anlamına gelmez,FARC etnik bir hareket değildi.Onları teröre iten siyasi ve ekonomik sebeplerdi.PKK terörü ise etnik ve ayrılıkçıdır,durma noktası devlet olmaktır.

Ana gövde ile hareket etmeyi reddeden bir grup silah bırakmadı. Hala bazı bölgelerde örgütün bu kolları faaliyetlerini sürdürüyor. Eski savaşçıların yüzde 95'i anlaşmaya uydu,terhis bölgelerine gönderilerek zamanla  topluma entegre edildiler.

Barış anlaşması FARC üyelerine hemen bir af veya cezasızlık getirmedi. Tasfiyenin tüm sonuçları ile gerçekleşmesi 15 yıllık bir sürece yayılmıştı.Bir Geçiş Dönemi Adalet  ve onun merkezinde Özel Barış Yargısı oluşturuldu.İnsanlığa karşı suçlar,savaş suçları,rehin alma, işkence,cinsel şiddet,zorla kaybetme,yargısız infaz gibi  suçları işleyenler affedilmedi. Sadece siyasi nitelikteki isyan suçları ve bununla bağlantılı suçlara af getirildi. Ağır suçlarla sorumlu kişilerin, suçunu zamanında kabul etmek, gerçeği açıklamak ve mağdurların zararlarının giderilmesine katkıda bulunmak şartıyla cezaları indirildi. İtiraf etmeyen,sorumluluğunu kabul etmeyenlere herhangi bir indirim yapılmadı.Toplumda bir cezasızlık algısının oluşmasına izin verilmedi. Yeter ki gel, seni ödüllendirelim, birlikte anayasa yapalım,  size rütbe verip kahraman yapalım denilmedi.

Dünyada benzer süreçleri başka ülkeler de yaşadı.Hiç biri terörün esas hedefi olan bölünmeye giden yolu açmadı,"hem silahı, hem silahla varmak istediğin ayrılıkçı düşünceleri bırak,dilini, yolunu düzelt," denildi. Kimse, "silahla yapamadığını gel siyasetle yap," demedi.

Bu tip görüşme ve anlaşmalardan amaç milli birliği güçlendirmek, ayrılıkçı düşünceleri silahlarla birlikte toprağa gömmektir.Süreç buna hizmet etmişse, doğru olan ona destek olmak, değilse  toplumu büyüyen tehdit ve tehlike karşısında uyarmaktır.Bunu anlamak için son haftalarda örgüt çevrelerinin diline, fiillerine bakmak kafidir. Taziye çadırları kuruldu, çadırlar ölen militanların resimleri ile donatıldı.Örgüte onca suç ve ihanetine rağmen hiç bir sorumluluk yüklenmedi.Apo iki sütunlu bir devlet yapılanmasından bahsediyor, eş başkan Hatinoğlu gittiği her yerde zehir akıtıyor.Örgüt zafer naraları atıyor.Cezasızlık algısı gittikçe yayılıyor.

Kolombiya 1819'da kuruldu, yani sadece 2 asırlık bir devlet, FARC'ın omuzlarına yıldız takmadı,silah bırakıyorlar diye ödüllendirmedi, terör mağdurlarının zararlarını bile teröristlere ödetti, biz ise nutuklarda iki- üç bin yıllık devlet geleneğinden bahseder, mangalda kül bırakmayız, ama binlerce insanın katilini kurucu önder yaptık,yetmedi, bir de statü verdik.Kişiliksiz, izzetsiz bir siyaset izledik.Birileri Eruh/Şemdinli baskının yıl dönümünde zafer naraları atıyor,mücadelede başka bir evreye geçtik, aynı yolda yürümeye devam edeceğiz diyor, diğer bazıları ise şaşkın şaşkın seyrediyor. Bu tip süreçlerin tartısı şu sorulardır: Bu süreç ayrışmayı derinleştirdi mi, sığlaştırdı mı? Islah mı oldular, daha mı şımardılar?Bir sürecin fayda ve zararı ancak bu sorulara verilecek cevaplarla ölçülür. Pozisyonumuzu tayin edecek olan da bu soruların cevaplarıdır. Bu sorulara müspet bir cevap verebiliyor musunuz?

Ülkeler örgütlerin zorlaması ile değil, yönetenlerin hırs ve yanlışlarıyla bölünür.

Yazarın Diğer Yazıları

Yorumlar

UYARI: Konuyla ilgisi bulunmayan, hakaret içeren cümleler veya imalar, inançlara saldırı, şiddete teşvik yorumları onaylanmamaktadır.

  • Alp Demir

    O da bir şey mi Sn. Yazar. Bakın biz kendi ellerimizle, dinci bir teröristi Suriye'ye başkan yaptırdık. Bunu yapabilsinler diye 5 milyon arap ve kürdü alıp vatandaş yaptık. Orada kalanlara da ev, hastane, okul yaptık, hatta Mehmetçiği fırıncı yapıp ekmek yaptırdık, arabın karnı doysun diye. Bütün bunları Türk Milletinin kanını inek gibi sağarak yaptık, milleti yarı aç yarı tok bırakarak. Bunlar yetmedi Sn. Yazar şimdi de bir başka teröristi Suriye başkanına danışman yaptırdık. Teröristin danışmanı da elbet terörist olacak. Sıra bize geldi. Hani Öcalan'a statü aranıyordu ya, bulundu. Öcalanın kapı köpeği Abdi CB danışmanı olursa, Öcalanın da şimdi en az bizim CB'ye baş danışman olması gerekir, hiyerarşiye göre Öcalan bunun altını kabul etmez. Her teröriste bir terörist gerektiği gibi, Deccale de bir iblis gerek.

Bu Yazıyı Paylaş