Kuşatılan Bir Ülkenin Anatomisi: Sessizlik Çürümedir!
Gözümüzün önünde eriyen, kurumsal omurgası adım adım çökertilen bir ülkenin enkazına bakıyoruz. Adalet dağıtması gereken mekanizmaların, güvenliği tesis etmesi gereken kolluk güçlerinin tek bir merkezin, tek bir siyasi ihtirasın aparatı haline getirilmesini sessizce izlememizi bekliyorlar. Devletin sirayet ettiği her kuruma sinen bu amansız çürüme, artık gizlenemez bir boyuta ulaşmıştır. Kurumlar işlevini kaybetmiş, liyakat yerle yeksan edilmiş ve her köşe başı sadece sadakat yemini etmiş ehliyetsiz kadrolarla doldurulmuştur.
Halkı birbirine düşman eden, suni fay hatlarıyla toplumu kutuplaştıran bu zehirli siyaset, kendi bekasını milletin bölünmüşlüğünde arıyor. Bir yanda boğazına kadar pisliğin, şaibeli ilişkilerin ve yolsuzluk ağlarının içine batmış bir yönetim anlayışı; diğer yanda ise inancı, mukaddesatı ve dini değerleri bu kirli çarkı döndürmek için pervasızca kullanan bir riyakarlık düzeni var. Kendi lüks şatafatlarını kutsal kelimelerin arkasına gizleyenler, bu milletin temiz inancını en büyük kalkanları haline getirmişlerdir.
Sınırları kevgire dönmüş, kontrolsüz dalgalarla adeta devasa bir mülteci kampına çevrilmiş bir vatan toprağında ne ulusal güvenlikten bahsedilebilir ne de egemenlikten! Bu egemenlik devridir, bu geleceğin açıkça gasp edilmesidir.
Ekonomik bağımsızliğini yitirmiş, halkının alım gücünü sıfırlamış bir ülkenin bağımsızlığından söz etmek ham bir hayaldir. Vatandaş pazar artıklarına mahkum edilirken, bu ülkenin asıl sahibi olan gençlerin hayalleri, yarınları ve enerjileri ellerinden çalınmıştır. Kendi topraklarında parya durumuna düşürülen, geleceğini sınırların ötesinde, gurbet ellerde aramak zorunda bırakılan bir gençlik yaratılmıştır. Gençliğin umudunu katleden bir düzenin ayakta kalma şansı yoktur.
Bu çöküşe, bu kuşatılmışlığa karşı ses yükseltmek artık bir tercih değil, anayasal ve ahlaki bir zorunluluktur. Köşelerine çekilip fırtınanın geçmesini bekleyenler, bu yozlaşmanın en büyük suç ortağıdır. Ülkenin içine sürüklendiği bu zifiri karanlığı yırtıp atmak, liyakati, adaleti ve onuru yeniden bu topraklara hakim kılmak zorundayız. Bu yazı, teslimiyeti reddedenlerin, sessizliği parçalayanların ve bu ülkenin sahipsiz olmadığını haykıranların ortak iradesidir!
Yazarın Diğer Yazıları
- Saray Kibri, Doymak Bilmez Hırs ve Bir Devletin Çöküşü
- Mekke Anlaşması İçime Hiç Sinmedi, Sinmeyecek
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
- Tarih Doğru Tarafta Olanları Yazacak
- Bölgesel Borsa, Leş Kargaları ve İç Piyasa İllüzyonu
Yorumlar
- Atsız Burucu
Seyretmiyeceğiz, Ancak önce kendimizi düzeltip birbirimizin kuyusunu kazmıyacak, şeref namus delikanlılık dürüstlük önce kendi ülkemizde olacak Gladyo projelerden yakamızı sıyıracagız...
- Alp Demir
Evet Sn. Yazar, haklısınız. Ve bu ahval içinde, kendi ülkesinin bayrağının parçalandığını göremeyenler, başka yerlere bayrak asma yarışına girmiş!! Trajikomik değil mi? Cambaza bak, cambaza bak !!
