Bölgesel Borsa, Leş Kargaları ve İç Piyasa İllüzyonu
Ankara'daki tuzu kuruların süslü laflarla ambalajladığı "Terörsüz Türkiye" martavalı, jeopolitiğin kanlı ve acımasız çarkları arasında ezilmeye mahkûmdur. Kamuoyunun önüne konan senaryo ucuz bir tiyatrodan ibaret: Masalar kurulacak, yasal kılıflar uydurulacak, teröristler tıpış tıpış gelip silah teslim edecek... Bu tatlı rüyayı görenler ya zekamızı aşağılıyor ya da yaşadıkları coğrafyanın farkında değiller.
Açık konuşalım: Bu coğrafyada terörün ve bilumum Kürtçü yapının ipini tutan el Ankara değil; Washington, Tel Aviv ve Tahran'dır. Ortada resmen bir kan borsası işletiliyor. ABD ve İsrail'in İran'ı hedef alan geniş çaplı tecrit ve harp stratejisinde bu örgütler piyasanın en ucuz piyadeleridir. Büyük abilerinin ihtiyacı arttığı an bu yapıların "hisse değeri" tavan yapar, fonlar akar, tırlar dolusu mühimmat sınırlara yığılır. Sizin içeride atacağınız üç beş imzanın, yazacağınız süslü kanun maddelerinin bu kanlı borsadaki karşılığı koca bir sıfırdır.
Masa başı hayalleriyle afyonlananlar için reallik tokat gibi rakamlarda gizli:
Pentagon'un Besleme Ordusu (SDG): ABD sadece bu yıl Suriye sahası için 130 milyon dolar bütçe ayırdı. Bu paranın net 65 milyon doları 19 bin paralı militanın cebine maaş olarak giriyor. Milyonlarca mühimmat, ağır silahlar bütçeye resmi kalem olarak konmuşken hangi silahsızlanmadan bahsediyorsunuz? Maaşını Washington'dan alan bir yapıyı dize getirdiğinizi sanmak zırva bir polyannacılıktır.
İran Sepeti (PJAK): Örgütün İran kanadı "Silah milah bırakmıyoruz" diyerek Ankara'nın hayal dünyasına kapıyı çoktan kapattı. "Yok sadece Türkiye'dekilere lafımız geçiyor" kılıfı, hezimeti örtbas etme çabasıdır.
Kandil'deki Hurda Silahlar: Bütün bu devasa yapıları çıkardığınızda geriye Kandil'de sıkışmış, son kullanma tarihi geçmiş 3-5 bin kişilik bir hurdalık kalıyor. Bırakacakları birkaç bin paslı Kalaşnikof'un ederi 5 milyon dolar ya eder ya etmez. Kaldı ki yarın İran haritası karıştığında, İsrail'in o dağlara helikopterlerle çok daha modern silahlar yağdırmayacağını garanti edecek bir akıl var mı?
"Silahlar teslim edilecek" yaygarası, kahvehanelerde seçmen afyonlamak, "Bakın düşmanı nasıl dize getirdik" masalıyla oy toplamak için kurgulanmış baştan savma bir propaganda malzemesidir.
Sürecin psikolojik olarak tansiyonu düşürmesi kimseyi aldatmasın; ortada ne bir zafer var ne de çözülen bir mesele. Türkiye bu satranç tahtasındaki taşlardan sadece bir tanesidir. Oyunu kuran, zarları atan ve piyonları besleyen küresel odatları görmezden gelip iç kamuoyuna zafer türküleri söyletmek, stratejik bir körlük değilse resmen toplumsal aklı aşağılamaktır.
Yazarın Diğer Yazıları
- Çölün Tarihi Yanılmaz: "Mekke" Adının Ardındaki Gölge ve Türkiye’nin İbresi
- Satıldık, İhanete Uğradık
- Milletin Kaderi İkinci Kez Aynı Masada Satılamaz!
- Sessiz Çığlık: Türk'ün Sahip Çıkanı Yok mu?
- Tarih Doğru Tarafta Olanları Yazacak
- Eşitlik Masalı, Özerklik Paravanı: "Yeni Parti" Kime Hizmet Ediyor?
- Masadaki Egolar ve Devleti Yönetme İllüzyonu
- Yeni Bir Jeopolitik Eşik: "Dost" Maskeli İkiyüzlülük ve Türkiye'nin Ulusal Onuru
Yorumlar
- Alp Demir
Harika bir yazı elinize sağlık.
